.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Varlık âleminin maddî ve manevî olmak üzere iki yönü vardır. İslam kültüründe de birçok şeyin maddî boyutu olduğu gibi manevî boyutu vardır. Fizikî sağlığın yanı psikolojik sağlık iyi olması o insanın sağlıklı olduğuna işarettir. Sağlıklı bir toplumun maddî boyutu önemli olduğu kadar manevî boyutu da önemlidir. Salim ve sağlıklı bir toplumun nişanelerinden birisi de emniyet ve güvenlik meselesidir. Bu yüzden bu makalemizde Kur’an-ı Kerim’de emniyet konusunun bir kısmına değinmek istedik.

Güvenlik Allah’ın insanlığa minneti

Kur’an bakış açısına göre insanların ve toplumun üzerinden korkuyu yok etmek kaldırmak ilahî bir iş olup ilahî emirlere itaatin zeminini oluşturur. Bu konuda Kur’an şöyle buyurmaktadır:

Öyleyse kendilerini açlıktan koruyup doyuran ve korkudan kurtarıp güvenliğe kavuşturan bu evin Rabbine kulluk etsinler.”[1]

Güvenliği Oluşturmak İlahî Bir Rahmet

Zulkarneyn’in Yecüc ve Mecuc karşısında set oluşturması güvenlik oluşturmak demektir. Kur’an-ı Kerim Kehf suresinin çeşitli ayetlerinde Zulkarneyn’in konusuna değindikten sonra oluşturulan seddin Allah tarafından ve ilahi bir rahmet olduğuna değinmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“(Zülkarneyn,) "Bu Rabbimin bir rahmetidir.” [2]

Yaradılışta Emniyet

Yaradılış emniyet üzere kurulmuştur, Kur’an şöyle buyuruyor:

Yoksa yeri yerleşmeye elverişli kılan[3]

Bu ayetten zeminin ve yeryüzünün zati olarak emniyetli olduğuna işaret etmektedir. Yüce Allah arzını yani yeryüzünün genişliğini, hareket şeklini, dağların huzur vermesini, insanların ihtiyacı olan suyun temin edilmesini, bitkileri ve insanları uygun şekliyle yarattı. Yeryüzünde bulunan kirliliği temizlemenin, kirli suyun tasfiyesi ve ölülerin defnedilmesi için en iyi vesile toprağın kendisidir. Toprakta bulunan tasfiye sistemi kirli suyu alıp tertemiz kılıp mikrobu temizler ve tertemiz suyu insanlığa sunar. Bu arıtma ve tasfiye sistemi doğal, ücretsiz ve umum için olup hiçbir fenni bir arıza oluşturmaz. Şüphesiz eğer toprak ve yer olmasaydı kötü koku ve küf herkesi rahatsız ederdi.

Emniyet Allah’ın en Büyük Nimeti

Muttakilere tahsis edilen “makam-ı emin” emniyetli bir yere işaret eder. Duhan suresinde cennet ehli için vadettiği diğer nimetlerden bahsetmeden önce bu konuya değinilmiştir:

“Takvalılar, güvenli bir yerdedirler.”[4]

Diğer bir ayette de emniyeti askeri gücü, zaferi ve ekonomik gücü Allah’ın önemli nimetlerinden sayarak şöyle buyruluyor:

“Yeryüzünde az olduğunuz ve zayıf sayıldığınız zamanı hatırlayın. İnsanların sizi kaçırmalarından korkuyordunuz. Ama O size barınak verdi, yardımıyla sizi destekledi ve temiz şeylerden size rızık verdi ki şükredesiniz.”[5]

Başka bir ayette şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani (düşmanlardan) bir topluluk size el uzatmayı kararlaştırdığında O, onların elini sizden kesti.”[6]

Her Yönlü Emniyet

İslam dinin önem verdiği şeylerden biriside her yönlü emniyettir ki Kur’an şöyle buyurmuştur:

Ey peygamber! Mümin kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, zinadan oluşan çocukları yalan olarak kocalarına isnat etmemek ve iyi işlerde sana karşı gelmemek üzere seninle biat etmek için gelirlerse, onların biatlerini al ve onlara Allah'tan bağışlanma dile. Kuşkusuz, Allah çok bağışlayandır.”[7]

Bu ayette emniyetin çeşitli boyutları göz önünde bulundurularak incelenmiştir:

Maddî ve ekonomik güvence: hırsızlık yapmamak

Ailevî emniyet: zina etmemek

Fizikî ve canî emniyet: çocuklarını öldürmemek

Haysiyet ve namus için emniyet: zinadan oluşan çocukları yalan olarak kocalarına isnat etmemek

Toplumsal ve siyasî emniyet: iyi işlerde sana karşı gelmemek

Bütün ilahî dinlerin emniyet tavsiyesi

Yüce Allah ve bütün ilahi dinlerin en önemli tavsiyelerinden birisi emniyet konusudur. Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyuruyor:

Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız." Diye sizden söz almıştık.”[8]

Zalimler kendi konumlarını güçlendirmek için kaleler, saraylar inşa ederek halkları avare etmiş ve çeşitli hakaretlerde bulunarak onları küçümsemişlerdir. Oysa İslam dininde alacaklı alacağından dolayı borçluya evini sattırmaya hakkı yoktur. Eğer bir camide birisi namaz kılmak için bir yer tutmuşsa kimse onu yerinden kaldıramaz, namaz kılmak için yer ayıran veya ziraat için bir yeri kiralayan kişi o mekân için önceliklidir ve kimse onun hakkını elinden alamaz.

İmam ehlinin hükümetinde hedef her yönlü emniyettir

Gerçek emniyet ve güvenlik ancak İslam dininin sayesinde gerçekleşir. Bu emniyet İslam toplumunda ibadet için gerekli olan şartları oluşturur. Kur’an şöyle buyuruyor:

Beğendiği dini onlar için yerleştireceğini ve korkularını güvene çevireceğini vadetti. Onlar bana ibadet ederler, hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar.”[9]

Gerçek güvenlik ve barış

Gerçek güvenlik ve barış iman, salih amel, Allah ile bağ kurmak ve halk ile geçinmektir. Bu konuda Kur’an şöyle buyuruyor:

“Kim iman eder ve kendini düzeltirse, artık onlar için ne bir korku var ne de onlar üzülürler.” [10]

Emniyet ve önder toplumların asıl ihtiyacı

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’in iki ayetinde önderlik ve emniyeti peş peşe getirerek şöyle buyuruyor:

“(İşte o zaman Allah,) "Ben seni insanlara imam (önder) kılacağım." dedi.”[11] “Hatırlayın ki biz o evi (Kâbe’yi), halk için toplanma mahalli ve güvenlik yeri kıldık.”[12]

Takvalı Olmak ve Dua
Takvalı Olmak ve Dua
İçeriği Görüntüle

Emniyeti oluşturmak önderin sorumluğu

Toplumun güvenliğini tehlikeye atanlara karşı ilk önce ayağa kalkması gereken kişi İslam lideridir. Kur’an şöyle buyuruyor:

“Eğer münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve Medine'de şayia çıkaranlar, bu davranışlarından vazgeçmezlerse, seni onlara karşı harekete geçiririz. Sonra, artık az bir süre dışında orada (Medine'de) sana komşu olamazlar.”[13]

Allah'ın evliyaları, insanlar arasında emniyeti sağlayacak ve onların düğümlerini çözecek en iyi insanlardır. Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyuruyor:

“Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cuc ile Me'cuc bu topraklarda bozgunculuk çıkarıyorlar. Bizimle onların arasında bir set yapman için sana bir vergi verelim mi?"[14]

Hz. İbrahim’in Emniyet hakkında duası

Yönetici ve önderler halk ve yaşam şartı için gerekli olan güvenliğini sağlamalıdır. Bu ibarelerde bahsedilen emniyetten kasıt insanlara günah ortamı oluşturmak değil ibadet ortamının ve güvenliğinin oluşmasıdır. Hz. İbrahim Mekke’nin emniyeti için iki yerde dua etti. Birinci eşi Hacer ile oğlu Hz. İsmail’i Mekke’ye yerleştirdiğinde “İbrahim, "Ey Rabbim! Burayı güvenli bir şehir kıl.”[15] Diğeri ise bir kısım insanların Mekke’ye yerleştiği zamandır: “Hani İbrahim şöyle demişti: "Ey Rabbim! Bu şehri güvenli kıl.”[16]

Emniyet Ekonomi için güvenli bir yol

Toplumsal emniyet ve huzur Allah’ın bahşettiği nimetlerin başında gelip rızkın çoğalması ve ekonominin güçlenmesine sebeptir. Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:

“Allah, asayiş ve güvenlik içinde olan ve rızkı her yandan bol bol gelen bir şehri örnek verdi.”[17]

Diğer bir ayette de şöyle buyurulmuştur:

Her türlü meyvenin toplatılıp katımızdan bir rızk olarak kendilerine getirildiği güvenli bir haremde onları yerleştirmedik mi?[18]

Ruhsal emniyet

İnsanların emniyetini ve itibarını korumak için alay, istihza, tenkit, çirkin söz kullanma, zan, casusluk ve gıybet haramdır.

Yüce Allah kitabında şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; belki onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; belki onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tövbe etmezse, işte onlar zalimlerdir.”[19] Sonraki ayette de “Ey iman edenler! Birçok zandan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Biriniz diğerinin gıybetini etmesin (arkasından çekiştirmesin).”[20] buyurmuştur.

Zahiri emniyetin yanında içsel huzur

Yüce Allah kitabında şöyle buyuruyor:

“Allah dilerse, mutlaka güven içinde, başlarınızı tıraş ettirmiş ve(ya) kısaltmış olarak korkmadan.”[21]

Ayette geçen “eminin” kelimesi emniyet anlamına gelmiş, “le tehâfun” kelimesi de içsel huzur manasını taşımaktadır.

İnşaat ve yapıda emniyet

Yapılan her işte kararlı ve güvenilir olunmalıdır. Allah Resulü (saa) çeşitli yerlerde ve konularda Müslümanları uyarmıştır. Sa’d b. Muaz’ın kabrin içine girerek lahiti hazırlamış tuğlaları etrafına yerleştirdikten sonra ve aralarına çamur koymuşlardır. Allah Resulü iş bittikten sonra dışarıya çıktılar üzerine toprak döktüler kabrin üzerini örttükten sonra ashabına dönerek şöyle buyurdular:

“Ben biliyorum başına belâ gelecektir ve o belâ ona ulaşacaktır. Fakat Allah, bir kul yaptığı işi güzel ve sağlam yaptığında onu sever.”[22]

Kur’an-ı Kerim Zülkarneyn’in yaptığı sağlam duvar için şöyle buyuruyor:

“"Bana demir kütleleri getirin." İki dağın arasını aynı seviyeye getirince, "Körükleyin." dedi. Onu kor hâline getirince, "Bana erimiş bakır getirin, onun üzerine dökeyim." dedi.”[23] Devamında da şöyle buyuruyor: “Artık onu ne aşabildiler ve ne de delebildiler.”[24]

Elbette binaların sağlamlığı ilahi yıkımı engellemez ve binanın sağlamlığından dolayı Allah'ın gazabından emin olunmamalıdır. Kur’an şöyle buyuruyor:

“(Böylece) kendine zulmederek bağına girdi ve "Bunun yok olacağını asla sanmam." Dedi.”[25] “Derken ürünleri kuşatılıp yok edildi. Oraya yaptığı masraflarından ötürü elini ovuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine yıkılmıştı. "Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım!" diyordu.”

Yaşam alanının güvenliği

Yaşam ve yaşam alanın en önemli şartlarından birisi emniyet ve Su’dur. Kur’an şöyle buyuruyor:

“Meryem oğlunu ve annesini de bir ayet yaptık ve onları, akarsuyu olan düz bir yaylaya yerleştirdik.”[26]

Ev halkının güvenliği


Ev sakinlerinin emniyet ve huzurunu sağlamak için Kur'an, başkalarının mahremiyetine girmeyi yasaklamıştır:

“Ey iman edenler! Kendi evinizden başka bir eve, bilgi verip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu, sizin için daha hayırlıdır. Olur ki öğüt alırsınız.”[27]

İlim talep eden kâfire emniyeti sağlamak

İslam hükümeti, sapkınlara tam bir güvenlik ve Allah'ın kelamını duyma ve inceleme fırsatı sağlamalıdır; çünkü bazı sapkınlıklar kötü niyetten değil, tebliğ eksikliğimizden kaynaklanır. Belki gerçeği duyarlarsa değişirler. İslam düşünce ekolünün mantığı budur: Düşmana gerçeği duyma fırsatı verin ve gönül rahatlığıyla seçim yapabilmesi için güvenliğini garanti altına alın.

Kur’an şöyle buyuruyor:

“Eğer müşriklerden biri senden güven isterse, Allah’ın kelamını dinlemesi için ona güven ver, sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu (hüküm), onların bilgisiz bir topluluk olmalarından dolayıdır.”[28]

- - - - - - - - - - - - -


[1] Kureyş-3,4.

[2] Kehf-98.

[3] Neml-61.

[4] Duhan-51.

[5] Enfal-26.

[6] Maide-11.

[7] Mümtehine-12.

[8] Bakara-84.

[9] Nur-55.

[10] En’âm- 48.

[11] Bakara-124.

[12] Bakara-125.

[13] Ahzâb-60.

[14] Kehf-94.

[15] Bakara-126.

[16] İbrahim-35.

[17] Nahl-112.

[18] Kasas-57.

[19] Hucurat-11.

[20] Hucurat-12.

[21] Fetih-27.

[22] Vesailu-ş-Şia, c. 3, s. 230.

[23] Kehf-96.

[24] Kehf-97.

[25] Kehf-35.

[26] Muminun-50.

[27] Nur-27.

[28] Tevbe-6.