.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Konfüçyüs İnancı

Çinli bir siyasetçi ve bilge olan Konfüçyüs, Çin halkı için yeni bir inanç getirmiş ve bölge insanlarının geneli bu inancı kabul etmiştir ama daha sonraları bu inanç yerini Buda dinine bırakmıştır.

1. Konfüçyüs’ün Hayatı

Milattan önce yaklaşık 551 yılında Çin’in Lu eyaletinde yaşayan Kong-Tseu hanedanında Chiu adında bir çocuk dünyaya geldi. O henüz üç yaşındayken babasını kaybetti. Hükümdar olan babası, eşi ve tek çocuğu için miras olarak geriye hiçbir şey bırakmamıştı. Chiu, annesinin yanında büyümeye devam etti. Öğretmenleri onun zekâsını sürekli övmüş ve geleceğinin bir hayli parlak olacağını herdaim vurgulamışlardır. On dokuz yaşındayken baş vezir tarafından tarlaların sorumluluğu ona verildi. O, memurluğunun yanı sıra araştırma ve sanat öğrenimine devam etmekten geri kalmadı. Artık bilginler ilim ve kemal elde etmek için ona başvuruyorlardı. İnsanlar onu bilge anlamında olan “Kung-Futze” olarak adlandırdılar. Biz bu kelimeyi Konfüçyüs olarak telaffuz etmekteyiz.

Konfüçyüs’ün hiç şüphesiz maceralarla dolu bir hayatı vardı. Öğrenci yetiştirmenin yanı sıra devlet işleriyle de ilgileniyordu. Elli yaşındayken bakan oldu ve kısa bir sürede baş vezirlik makamına ulaştı. Onun ülke idaresindeki yeteneği rakiplerinin onu kıskanmasına neden oldu. Bu yüzden bir süre sonra devlet erkânından uzaklaşıp yalnızca öğrenci yetiştirmekle meşgul oldu.

Milattan önce 479 yılında ölümle karşılaştığında tam anlamıyla başarılı olamamanın üzüntüsünü yaşıyordu. Ancak geride mesajlarını insanlara aktaracak olan birçok öğrenci bırakmıştı.

2. Eserleri

Konfüçyüs ömrünün son yıllarında Çin’in klasik edebiyatının bir parçası olan bir takım kitaplar yazdı. Onun kitapları şunlardır:

1. Chou (Şo) King: Tarih kitabı

2. Che (Şi) King: Şiir kitabı

3. Li Ki (Li Çi): Şair kitabı

4. Yi King: Değişimler kitabı

5. Jun Jiyu (Bahar ve son bahar kitabı)

İlk dört kitap kendisinden önce yaşamış bilgelerin sözlerini de içerirken, beşinci kitabın tamamı yalnızca kendisine aittir.

3. Öğretiler

Konfüçyüs’ün öğretileri ahlaki esaslar, ülke siyaseti ve bir takım dini konulardan oluşmaktadır. O, insanların ecdatlarının “Li” kanunu doğrultusunda yaşadıklarına inanıyordu ve bu nedenle çeşitli güzellik ve bereketler içindeydiler. Fakat onun dönemindeki insanlar o yaşam tarzını terk ettiklerinden dolayı bunlardan mahrum kaldılar. Konfüçyüs’e göre Li’nin çeşitli anlamları vardı ve temizlik, edep, teşrifat ve ibadet için kullanılmaktaydı. O, Li’nin takipçiliği ile her şeyin yoluna gireceğine ve örnek bir toplum oluşabileceğine inanmaktaydı.

4. Ahlaki Temeller

Konfüçyüs, doğru uygulandığında her şeyin yoluna gireceği beş irtibattan bahsetmektedir:

Allâme Tabatabaî'nin Kaleminden Hz. Ali (as)
Allâme Tabatabaî'nin Kaleminden Hz. Ali (as)
İçeriği Görüntüle

1- Baba ile oğul arasındaki irtibatta şefkat.

2- Büyük kardeşin küçük kardeşe şefkatli olması ve küçük kardeşin de büyük kardeş karşısında tevazu göstermesi.

3- Kocanın karısına karşı adaletli olması ve kadının da kocasına itaat etmesi.

4- Üst mevkide bulunanların ellerinin altındakilere ilgi duyması ve alt mevkidekilerin de onlara itaat etmesi.

5- Hükümdarların halka karşı şefkatli olması ve halkın da hükümdarlara karşı vefakârlığı.

Konfüçyüs örnek bir şehir ve yöneticinin halkla olan irtibatı hususunda şunları öğretmekteydi; Yöneticiler kanunlara uyarlarsa, halk da onları görerek en üst makamından en alt tabakaya kadar kanunlara uyacaklardır. O, insan-i kâmil hakkında da konuşmuş ve onun beş sıfatını şöyle dile getirmiştir: İzzetli olmak, azmin yüce ve değerli olması, niyetin halis olması, amel etmeye istekli olması ve güzel ahlaklı olması.

5. İbadetler

Konfüçyüs her şeyden önce bir ahlak öğretmeniydi ve bunun ötesinde bir iddiası da yoktu. İnsanlar onun öğretilerinde manevi bir ruh görmüş ve onu en yüce örnek dindar olarak kabul etmişlerdir. Onun açıkladığı din, oldukça sade ve tabiat ötesi konulardan uzak bir dindi. O daha çok, ibadetleri kendi dönemi ile uygun bir hale getirme çabası içerisindeydi. O şöyle diyordu:

“Geçmiş asırların kağanları saadetli ve şanslı kimselerdi. Çünkü geride kurban ve ibadet merasimlerini yerine getirip onlara karşı hassas bir şekilde saygılarını gösterecek olan nesiller bırakmışlardır.”

6. Takipçiler ve Rakipler

Yetmiş kişi olduğu söylenen Konfüçyüs öğrencileri, Çin’in dört bir köşesine giderek yönetici ve mevki sahiplerine ders vermekle meşgul oldular. Bu öğrencilerden bazıları da inzivaya çekilmeyi yeğlediler. Bu bilgenin öğretileri bir-iki nesil boyunca öğrencileri tarafından yaygınlaştırıldı. Ama artık Feodal saltanat düzeninin zayıflaması ve felsefi mekteplerin oluşmasıyla onun düşüncelerinin yayılması birçok sorunla karşılaştı. Bu öğretilerin her biri farklı açılardan bilgenin düşüncelerini hedef almaktaydı. Bu çekişmelerde kimi zaman Konfüçyüs ekolü, kimi zaman da rakip akımlar üstün gelmekteydi. Buda inancının Çin’e girmesiyle bu çekişmeler artık son buldu ve Konfüçyüs düşünceleri belli bir ölçüde kenara itildi. Bununla birlikte onun azamet ve şöhreti her zaman Çin’de var olmuştur.

7. Resmi Din

Çin hükümdarları çeşitli dönemlerde her zaman için Konfüçyüs’e saygı duyar ve onu resmi olarak en büyük bilge bilip, ruhuna saygı gösterirlerdi. Kabrinin başında kurban kesmek öğrencileri döneminden beri süre gelen bir adettir. Ancak bu âdeti ilk gerçekleştiren padişah Kau Tseu olarak adlandırılmaktaydı. O, milattan önce 195 yılında bilgenin kabrini ziyaret ettikten sonra kurban sunmuştu. Ondan sonra diğer padişahlar da bu geleneği devam ettirip bilgenin ruhuna kurbanlar ve hediyeler takdim ettiler. 1911 yılında Konfüçyüs’ün ruhuna resmi saygı merasimi yavaş yavaş terk edildi. Bir süre sonra Çin hükümeti onun Newton ve Pastör denginde bir düşünür olduğunu dile getirmiş ve bunun için de düşüncelerinin ihyası için girişimlerde bulunmuşlardır. Ancak 1949’da Çin Komünist devriminden sonra onun düşüncelerine karşı şiddetli bir mücadele başladı. Komünistler onu zahmet çeken sınıflara karşı üst tabakaları koruyan birisi olarak tanıttılar.