.
.
Bîset Bayramı, insanlık tarihinin akışını değiştiren ilahî bir çağrının yeryüzüne indiği gündür. O gün, Hz. Muhammed (saa) peygamberlikle müşerref olmuş; vahiy, karanlıklar içinde bocalayan insanlığa yeniden yön, umut ve hayat vermiştir. Bîset, yalnızca bir başlangıç değil; aynı zamanda insanlığın yeniden dirilişinin ve yeniden müjdelenişinin adıdır.
Nehcü’l Belaga’da İmam Ali (as) tarafından o günler şöyle anlatılır:
“Her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah Muhammed’i gönderdiğinde, Araplar arasında ne bir kitap okuyan, ne nübüvvet iddiasında bulunan, ne de vahiy geldiğini söyleyen vardı. O, kendisine itaat edenlerle beraber, isyan edenlere karşı savaştı ve onları ölüm gelip çatmadan kurtuluşlarının olduğu yere sevk etti. Böylece kendilerinden hayır gelmeyip helak olanlar dışında, yorgunları idare etti, düşkünleri himaye etti ve hepsini hedeflerine ulaştırıncaya kadar öylece çalışıp çabaladı, onlara kurtuluş yerlerini gösterdi ve onları uygun yerlerine yerleştirdi. Sonra değirmen çarkları dönmeye başladı, mızrakları düzeldi. (Hem dinî ve iktisadî işleri düzeldi ve hem de askerî açıdan güçlendiler.”
(104. Hutbe)
Cahiliyenin ağır gölgesi altında ezilen vicdanlar, adaletin unutulduğu, merhametin zayıfladığı bir dünyada nefes almaya çalışıyordu. İşte Bîset, tam da bu noktada bir diriliş çağrısı olarak yankılandı. “Oku” emriyle başlayan bu ilahî hitap, insanın hem kendisini hem Rabbini yeniden keşfetmesini sağladı. Bilgiyle, hikmetle ve ahlakla inşa edilecek yeni bir hayatın kapıları aralandı.
Bîset, insanın onurunun yeniden hatırlatılmasıdır. Gücün değil hakkın, zulmün değil adaletin, bencilliğin değil kardeşliğin esas alındığı bir hayat anlayışı bu günle birlikte insanlığa müjdelendi. Kadın diri diri toprağa gömülmekten kurtuldu, köle insan olduğunu hatırladı. Bu yönüyle Bîset, sadece bir peygamberin görevlendirilişi değil; insanlığın yeniden ayağa kaldırılışıdır.
Bugün Bîset Bayramı’nı idrak ederken, onu yalnızca geçmişte yaşanmış bir hadise olarak görmek eksik olur. Bîset, her çağda yeniden dirilmeyi bekleyen kalpler için canlı bir çağrıdır. Her insanın kendi karanlığından aydınlığa çıkabileceğini, her toplumun adalet ve merhametle yeniden inşa edilebileceğini müjdeler.
Bu mübarek gün, bize şunu hatırlatır: Vahyin ilk nefesi hâlâ aramızdadır. Yeter ki kulak verelim, yeter ki kalplerimizi yeniden “oku” emrine açalım. Yüreklerimizi canlı ve diri tutalım. Çünkü Bîset, sadece bir gün değil; imanla, ahlakla ve umutla süren bir diriliş yolculuğudur.
Biset yenilenmek demektir. Biset insanlığı arındırmak, tertemiz ve aydınlık geleceğe uyanmak demektir.
Bîset Bayramı’mız, kalplerimize yeniden hayat, dünyamıza yeniden adalet, insanlığa yeniden müjde olsun. Resul-i Ekrem’in (saa) çağrısını yeniden haykıran İmam Zaman’ın (af) zuhurunu acil eylesin.