.
.

Şehadet, bir insanın hayat gayesi değildir. O, hak yolunda sabırla, dirayetle ve inançla yaşanmış bir ömrün ilahî bir mükâfatıdır. Bu yüzden mütefekkirler gerçek şehidi tarif ederken uzun cümlelere ihtiyaç duymazlar:

Şehit gibi yaşanan bir ömrün son noktası şehadettir.


Şehadet bazen bir milletin kaderine yazılır. Bazen bir halkın onurunu temsil eder. Bazen de bir inancın ve ideolojinin sembolü hâline gelir. Fakat öyle anlar vardır ki, şehadet millî sınırları aşar; evrensel bir anlam kazanır ve artık o isim bütün insanlığın vicdanında yer eder.


Ayetullah Seyyid Ali Hamaney’in hayatı işte bu çerçevede okunmalıdır. O, çocukluğunu dinî ilimlerin nurunda, bireyden topluma uzanan ilahî bir bilinçle şekillendirdi. Gençliğini temizlik, sadelik ve imanla; delikanlılık çağını ise mücadele, direniş ve adalet idealiyle yoğurdu. Onun hayatı sıradan bir biyografi değil, adım adım örülmüş bir direniş hikâyesidir.


Şah rejimine karşı halkının özgürlüğü için başlayan mücadele, zamanla küresel ölçekte haksızlığa ve zulme karşı bir duruşa dönüştü. O, fedakâr bir askerden stratejik bir komutana; mücadele insanından ümmetin rehberliğine uzanan bir çizgide yükseldi. Şehadet mektebini sadece anlatmadı, onu yaşadı; sadece savunmadı, şahsiyetinde temsil etti.


Hayatının her safhasında tağutî güçler karşısında eğilmez bir duruş sergiledi. Bu vakur tavır, zihinlerde “lider” kavramının içini dolduran bir örneğe dönüştü. Onun çizgisi, tarihin derinliklerinden bugüne uzanan hak-batıl mücadelesinin devamıydı. Nitekim İmam Hüseyin’in “Benim gibiler senin gibilerine biat etmez” sözü, çağları aşarak bu duruşta yeniden yankı buldu.


“Eğer haklıysan, galipsin” anlayışıyla verdiği mücadele, güç dengelerinin değil, hakikatin belirleyici olduğunu gösterdi. O, gelecek nesillere bir direniş mirası bıraktı; bir duruş, bir izzet ve bir fedakârlık örneği sundu. Bir zamanlar insanlığın kurtuluşu için fedakârlığın sembolü olan Eba Abdullah’ın yolunu, kendi inancı ve mücadelesiyle yeniden hatırlattı.


Şehadet hayatını yaşayan bir ömrün sonu yine şehadet oldu. Böylece şehadetin hakikatindeki ölümsüzlük mührü bir kez daha tasdik edildi.


Ruhun şad olsun ey aziz rehber…


Mücadelen, inancın ve duruşun hafızalarda yaşamaya devam edecek.