.
.
Z Kuşağının Bahtsızlığı / Bahtiyarlığı
Biz, iletişim çağında dünyaya geldik; her şeyin apayrı olmaya başladığı, TV’lerin arttığı, cep telefonunun çıktığı, bilgisayar ve sonra internetin hayatın bir parçası olmaya başladığı dönemde büyüdük insan içine çıktık.
Z Kuşağı dediğimiz canlarımız ise tam da bilginin sel gibi aktığı bir dere yatağında dünyaya gözlerini açtılar.
Yüzlerce TV kanalı, sosyal medya ağları, fenomenler, neler neler!
Biraz kendilerini bulduklarında Face’ten İnsta’dan, Watsapp’tan gelen bildirimlere yetişemeyecek durumdaydılar…
Herkesin bildiği şeyleri uzun uzadıya anlatmayım şimdi.
Meselem şu; iyi mi oldu yoksa kötü mü oldu onlar için?
Kuşkusuz bilgi de iletişim de iyidir. Çünkü iletişim yalnızlığı bilgi de cahilliği yok eder. Nasıl ağaç suyla beslenir boy atarsa akıl da bilgiyle iletişimle güçlenir dallanır budaklanır.
Amma ve lakin!
Ağaç dere yatağında olursa susuzluk çekmez ama fazla sudan da çürüyebilir.
Z kuşağı biraz fazla iletişim ve bilgi akışına maruz kalıyor diye düşünüyorum. Bilgi akışı derken de maalesef İnstagram, fenomen, kaydırma videolar… türünden.
Yani fazla su alıyorlar ve maalesef aldıkları su da genellikle bulanık, asitli, zararlı.
Bu aşırı maruziyet aynı zamanda onların sosyalleşme becerilerini, hayatla güreş tutma becerilerini, manevi rüşt imkanlarını da törpülüyor.
Buraya kadar Z kuşağının bahtsızlığından bahsettik.
Şimdi bu bahtsızlığın kaçınılmaz bir durum olup olmadığından bahsedelim. Bence bu bahtsızlığı bahtiyarlığa döndürmek hiç de imkânsız değil.
Sağlam bir karara bakar.
Sağlam evet sapasağlam bir karar verirse gençlerimiz bütün hayatlarında büyük bir devrim yapabilirler. Nasıl mı?
Üç basit adım:
* Ekran süreni kısıtla
* İçerikleri seçip süz
* Bilgi akışını birikim oluşturacak yönde yönet.
Her üçünü açayım:
Ekran süren beynine, gözüne, özüne zarar vermeyecek makul düzeyde olsun.
Sadece sana faydalı olacak bilge insanları, faydalı ve güvenilir hesapları takip et.
Ağırlığını kalıcı vasıflar edineceğin yönde yönlendir. Mesela alanın tamircilikse tamircileri, teknik sayfaları, alanını tıp ise bu alandaki sayfaları ve uzmanları, alanın sporsa örnek sporcuları… takip et. Yani beynine gelen akışı ölçülü, seçilmiş, temiz hale getir. Böylece hem zarar görmezsin hem günden güne gelişirsin.
Bu üçü sadece sosyal medya falan içindi.
Teknoloji daha nice eşsiz nimetleri ayaklarımıza getirmiş. Her şeyin online eğitimi var, her araştırmanın kolayı var…
Z kuşağının sahip olduğu öğrenme imkanları bizde bizim sahip olduklarımız da babalarımızda yoktu. Bu nimeti nikbete çevirmemek gerçekten bizim elimizde çocuklar.
Z kuşağısınız tamam her şeyiniz var ama ikinci bir ömrünüz falan yok, yazık etmeyin kendinize.
Bu akan bilgi ırmağıyla bağlar bostanlar yetiştirmek varken can tarlanızı çorak bir çöle çevirmeyin.
O kadar kahramanlar, efsaneler tanıdınız netten. Siz de bir kahraman olabilirsiniz. Yeter ki kahramanca bir karar verin, yumruğu vurun masaya ve bu uğursuz sürüklenişi harika bir yükselişe çevirin. Saatlerinizi değil dakikalarınızı değerli tutun, her bakışınızı ömür ağacınızın bir yaprağı bilip gereksiz görüntülerle soldurmayın. Kulak deliklerinizi can kabınızı dolduran musluklar olarak görüp her şeyin oradan akıp ruh havuzunuzu kirletmesine müsaade etmeyin.
* * *
Beden Organlarımız ve Ruh Organlarımız
Şükür yeme içmede de mahrum değilsiniz. Bizim kuşak sizi doyurmada pek kusurlu olmadı diye düşünüyorum. Eğer şu abur cubur dediğimiz zararlılardan da biraz korunduysanız şükür fiziğiniz yerinde, boylu boslu gençlersiniz.
Son bir nükte olarak şunu söylemek isterim:
Sevgili Gençler!
Organlarımız zamanla gün gün ay ay gelişip büyüyor ya hani! Birkaçı büyür birkaçı büyümezse sakat olur yerde kalırız ya hani…
Aynı şekilde insan olarak maneviyatımızın, duygu dünyamızın da büyümesi gereken organları var. Maalesef onları ekran başında büyütemeyiz.
Örneğin şükran duygusu bir insanın ruhunun en önemli organlarındandır. Şükran duygumuz gelişmezse ne Allah’a kul ne anne babaya iyi bir evlat ne de vatana millete iyi bir vatandaş olabiliriz.
Empati becerisi de ruhumuzun olmazsa olmaz organlarındandır. Empati kurmayı öğrenemezsek dünyamızın eni uzunu iki karıştan öteye geçmez. Boyumuz uzar ama insanlığımız kısa kalır.
Basiret de öyle. Basiretimiz olmazsa olmadık kıyaslamalar yaparız, önümüzü arkamızı düzgün göremeyiz, geçen ömrü, vazifelerimizi, kulluğumuzu, insanlığımızı göremeyiz her şeyi katıp karıştırırız. Ne anne babanın yerini ne dostun akrabanın yerini bilemeyiz.
Aynı şekilde fedakârlık, sevgi, saygı, özgüven, düzen disiplin… ekran başında değil bizzat hayatın idman sahası olan toplumun içinde öğrenilmesi gereken şeylerdir.
Size hak vermiyor değilim canlar. Şu çılgın akış bizleri de sersemletmemiş değil. Demem o ki gelin tutunalım düzene disipline, dine imana, aileye topluma… da kurtulalım. Her şeye hak ettiği kadar değer verelim. Tek sermayemiz olan ömrü saçıp savurmayalım.
Sizler daha gençsiniz ağaç yaşken eğilir. Bir sağlam Bismillah deyin de kendinizi de bizi de ülkemizin ve ümmetimizin geleceğini de kurtarın.