.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Yağmurlu bir gece İmam Cafer-i Sadık (a.s) gecenin karanlığından istifade ederek tek başına evden dışarı çıkıp “Zılle-i Beni Saide”[1] tarafına yola koyuldu.

Göğe Yazılmış İzdivaç
Göğe Yazılmış İzdivaç
İçeriği Görüntüle

Mualla bin Huneys, İmam Sadık’ı bu karanlık gecede yalnız bırakmamak için az bir mesafeyle sessizce Hazretin arkasından yürüyordu.

Derken İmam’ın omzundan bir şeyin yere düştüğünü fark etti. O anda İmam’ın yavaş bir sesle; “Allah’ım! Bunu bana geri çevir” dediğini duydu.

Mualla bu durumu görünce yakına gidip selam verdi. İmam (a.s) Mualla’nın sesinden onu tanıyıp şöyle buyurdu:

“Mualla sen misin?”

Mualla, “Evet, ben Mualla’yım.” dedi.

Mualla İmam’ın (a.s) cevabını verdikten sonra, yere düşen şeyin ne olduğuna dikkat ederken bir miktar ekmeğin yere düşmüş olduğunu gördü.

İmam: “Mualla! Bunları yerden topla bana ver” diye buyurdu.

Mualla da ekmekleri yerden toplayıp İmam’a verdi. Mualla sonrasını şöyle anlatır; inanın İmam’ın omzundaki yük çok büyüktü, bir insan onu ancak zorlanarak taşıyabilirdi.

İmam’a; “Müsaade buyurun bu yükü ben omzuma alayım” dedim. Ama İmam; “Ben bu işe senden daha meyilliyim” buyurdu.

İmam (a.s) ekmekle dolu olan koca bohçayı omzuna alınca birlikte “Zılle-i Beni Saide” tarafına doğru hareket ettik ve nihayet oraya vardık. Orası yoksul ve çaresizlerin, evi ve barkı olmayanların dinlenmek için toplandığı bir yer idi.

Herkes uykuya dalmıştı; bir kişi bile uyanık değildi. İmam (a.s) ekmekleri birer-ikişer onların elbiselerinin altına bırakıyordu; öyle ki ekmek verilmemiş hiç kimse baki kalmadı. İmam (a.s) sonra dönmeye azmetti.

Mualla İmam’a dönerek şöyle dedi: “Efendim! Bu gecenin karanlığında kendilerine ekmek getirdiğin bu kimseler, Şiileriniz mi ve sizin imametinizi kabul ediyorlar mı?" İmam (a.s) cevaben: “Hayır! Bunlar benim imametime inanmıyorlar; eğer imamete itikatları olsaydı (onlara) tuz da getirirdim!” buyurdular.[2]

- - - - - - - - - - - - -


[1] Zille-i Beni Saide: halkın sıcak günlerde, sıcaktan korunması için altında toplandıkları bir gölgelik, geceleri ise fakir ve garip kimselerin orada istirahat etmeleri için uygun bir yer idi.

[2] Biharu’l-Envar, c. 47, s. 20.