.
.
Bismillahirrahmanirrahim
Hz. Resulüllah’ın (saa) en önemli vazife ve cihadî görevlerinden bir tanesi, insanlara din ve dindarlığı Akıl ve tefekkür eksen ve temeli üzerine mühendislik yapmasıydı.
Hz. Resulüllah’ın (saa) vazife ve cihadı insanları sadece Allah’a vahiy ile tebliğ edip yönlendirmesi değil, belki bununla beraber aklın kapsamlı gelişim göstermesi ve aydınlatılması için çaba göstermek ve mühendislik yapmasıydı. Aklı, Nübüvvet nuruyla cehalet karanlığından çıkartarak, Allah’a doğru giden yolda gerçek bir aydın araç olmasını sağlamıştır.
Hz. Resulüllah (saa) hem “Vahiy Peygamberi” ve hem de “Akıl Peygamberi” idi, çünkü Vahyin Akıl karşısında, iki vazifesi vardır.
* *
Birinci vazifesi; Aklı onaylaması,
İkinci vazifesi; Aklın açılımını sağlaması.
Dolayısıyla Hz. Resulüllah (saa) risaletin gölgesinde vahiy mimarlığı ile aklı aktifleştirmek, onu hayal, zan, evham, şüphe ve şirk esaretinden kurtararak aydınlığa kavuşma açılımını sağlamıştır. Akıl da Peygamber gibi vahiy mühendisliğine ve çok yönlü ve çok boyutlu statüye sahiptir.
Konuyla ilgili bir kaç örnek
Resulüllah’a (saa): Mülk suresi 2. ayette geçen..!
"Hanginizin daha güzel amel işlediğini sınamak için" ayetinin anlamı sorulduğunda, "Hanginizin daha akıllı olduğu anlamına gelir" buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: "Aklı daha kuvvetli olan, Allah'tan en çok korkan, amelleri az da olsa Allah'ın emir ve yasaklarında en titiz olan kimsedir." (1)
Başka bir hadiste de, Şim’un bin Lavî'ye cevaben şöyle buyuruyor:
“Akıl, cehaletin hikmetidir. Nefis ise en kötü yılan gibidir. Eğer anlamıyorsan, akıl cehaletin hikmetidir.” (2)
Başka bir hadiste şöyle buyuruyor:
“Her şeyin kendine ait bir aracı ve mekanizması vardır. Müminin aracı ve mekanizması akıldır. Her şeyin bir aracı vardır. İnsanın aracı akıldır. Her şeyin bir hedefi ve sonu vardır. İbadetin hedefi ve sonu akıldır. Her topluluğun bir velisi vardır. İbadet edenlerin velisi akıldır. Her ticaretin bir çalışma sistemi vardır. İşçilerin çalışma sistemi akıldır. Her tahribatın bir yenilenmesi vardır. Ahireti yenileyen akıldır. Yolculuk yapan Her toplumun konaklama yeri vardır. Müslümanların konaklama yeri akıldır. Dolayısıyla insanın düzenli değişiminde ve ebediyet yolculuğunda sağlıklı lideri akıldır. Öyle ki insan hiçbir aşamada durgunluk ve duraklama yaşamaz, bilakis dinamikte ve ilimde objektif mükemmelliğe ulaşmada ise Akıl öncüdür.”
“İbadet akıl ile yapılır ve onunla kabul olur.’’ (3)
Ayetullah Cevad-i Amulî şöyle diyor: “İnsan, hikmet sahibi olmak için ibadet eder, akıl ibadetin marifetle yapılmasını sağlar.”
Dolayısıyla, insanın bilgi birikimi ve kul olma özelliğine sahip olması için aklın kâmil ve kapsamlı çalışması gerekiyor; Akıl kapsamlı çalışır ise, insanın davranışında, maneviyatında, varoluşunda, gelişiminde ve güçlenmesinde etkisi tam olacaktır. Akıl, kulluğun başlangıcından sonuna kadar her aşamasında var olan eşsiz bir değerdir.
Başka bir hadiste şöyle buyuruyor:
“Ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri indiren Ümmi (Mekkeli veya ders okumamış) Elçi Peygambere uyanlar” (Araf / 157).
ve ayrıca şöyle buyuruyor: “İnsanın dini tanıması ve dindar olması ancak akıl ile mümkündür. Çünkü aklı olmayanın dini kâmil değildir.” Dolayısıyla dinî bilgi ve takva akla dayalıdır. (4)
Başka bir Hadiste şöyle buyuruyor:
“Hz. Resulüllah’ın (saa) kelamının belki de mucizelerinden biri olan ve saf Muhammedî (saa) İslam nazarında aklın yüce mertebesini ifade eden hadisinde Müminlerin Emiri İmam Ali’ye (as) şöyle buyuruyor:
“Ya Ali! İnsanların yaptıkları farklı iyi işler ile Yaratıcıya yakınlaşmak istediklerini gördüğünde, Sen! Aklın farklı yöntemiyle O’na yaklaşmaya çalış ki onlardan önce varasın.” (5)
Şehit Mutahharî’nin (ra) ifadesiyle: “O sırlardan biri de İslam'ın akla vermiş olduğu özgünlüktür. İslam’ın akla verdiği değer ve özgünlüğü, hiçbir mektep ve ilahî kitapta değer ve kıymet verdiğini göremezsiniz.” İslam’da ise durum tam tersidir, İslam dininin esaslarında akıldan başka hiçbir şeyin müdahale hakkı yoktur.”
“İslam Peygamberi'nin huzurunda toplum bir adamı övüp, bütün güzel vasıflarını sıraladıklarında, Allah Resulü (saa): “Aklı nasıl?” diye sorunca, Dediler: “Ey Allah'ın Resulü! Biz onun ibadetteki şevkinden ve diğer güzel vasıflarından bahsediyoruz, siz ise aklını mı soruyorsunuz?” Hz. Resûlullah (saa) şöyle buyurdu: “Cahil, cehaletinden dolayı, günahkârın işlediği kötülüklerden daha büyük kötülükler işler. Muhakkak ki kullar, kıyamet günü akılları nispeti derecesinde Rablerine yakınlaşırlar.” (6)
İşte İslam düşüncesinin diğer düşüncelere üstünlüğünün en önemli sırlarından biri, “anlayış” özelliğinin yanı sıra, İslam'ın "Akıl" olmasıdır. Şehit Mutahharî: “İslam, bir yandan akılla ahdini sağlam bir şekilde tesis etmiş ve aklı dinin temel direklerinden biri olarak kabul ederek iç peygamberini yüceltmiştir. Diğer yandan, âlem ve cennet, dünya, ahiret, beden, ruh, zahir, batın madde ve manayı bir arada ve her türlü ifrat ve tefritten kaçınmak için konuyu kapsamlı bir şekilde ele almıştır. Bununla beraber, "eksiksiz ve kâmil olan programını" değerli bir liderlik ve uygulayıcılar aracılığıyla dünyaya sunmuştur."
Hz. Resulüllah (saa) “akıllı insanın özellikleri” ve “aklın işlevleri” hakkında şöyle buyuruyor:
“Akıllı insanın özelliği, cahillere karşı sabırlı olması, kendisine haksızlık edeni affetmesi, kendinden aşağı olana karşı tevazu göstermesi, kendinden üstün olana karşı nazik olmasıdır. Rekabetçi olmalı, konuşmak istediği zaman dikkatli olmalı, iyi ise konuşup faydalanmalı, kötü ise susup sağlıklı kalmalı, Allah'a sığınıp elini ve dilini tutmalı, bir menfaat gördüğünde hemen yararlanmalı, utanmamalı ve tamahkârlık yapmamalıdır.. . İşte akıllı insan bu hasletlerle tanınır.” (7)
Allah, bütün Peygamberlerle beraber, Hz. Resulüllah’ı (saa) en büyük vazifenin insanların akıllarını tanıtması ve gerektiği şeklinde kullanmaları olarak görevlendirmiştir.
Sonuç olarak akılı hakkıyla ve doğru kullanmak, Allah yolunda cihad etmek anlamına gelir.
- - - - - - - - - - - -
( 1 ) ( Biharu-l Envar/ c.70.s, 33 ) ‘’ Meclisi ‘’
( 2 ) ( Bihar-ul Envar/ c, 1, s, 117 )
( 3 ) ( Bihar-ul Envar/ c, 1, s, 90 )
( 4 ) ( Nehcül Fesahe/ c, 2, s, 661)
( 5 ) ( Hilyeti-l Evliya / c,1, s, 18 )
Ve ( Kitab-ı Ve-l Sünneti vet-Tarih/ c, 8, Pavr. S, 406 )
( 6 ) ( Tuhefil Ugul / s, 54) ‘’ Behrani ‘’
( Ş. Mutahhari/ m, a, c, 16, s, 36 )
( 7 ) ( Tuhefil Ugul / s, 28 )