.
.
Yaptıklarını Allah Rızası İçin Yaparsan Değerlidir
Yüce İslam dinine inanan bir insan, ölümden sonraki hayata, yani ahirete de inanmaktadır. Ölümün kaçınılmaz bir son olduğunu bilmektedir.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu:
‘Yarını ömründen sanan biri, ölümü hakkıyla tanımamıştır.’
İmam Ali (a.s) bu cümlesinde ölümün bir hak olduğunu ve her an insanı bulabileceğini vurgulamaktadır.
Bu bilinçle yaşayan bir Müslüman da ahiret gününde elinden tutsun diye bir şeyler yapmaya çalışmaktadır.
Yüce Rabbimiz Haşr suresi 18. ayette şöyle buyuruyor:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve her insan kendini kontrol etsin ve baksın bakalım yarını için neler hazırlamıştır.”
Çünkü bu dünyada yapacağımız her şey bizim ahiret hayatımızı şekillendirecektir.
فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.”[1]
Yaptığımız her amelin ve işin temel dayanağı ise niyettir. Niyet amelin değerini belirler. Kulun yaptığı şeyler Allah rızası için olduğu takdirde değerlidir. Yoksa yapılan iyilikler ve amellerin Allah katında bir değeri olmayacaktır.
Ne yazık günümüz Müslümanlarının birçoğu yaptıkları şeyleri Allah rızası için değil de insanların gözüne girmek için yapmaktadırlar.
Birileri övsün, alkışlasın diye yapılmaktadır. Birileri görüp aferin desin diye sosyal medyada paylaşarak göstermektedir. Hâlbuki hayır işlerin temelinde sağ elin verdiğini sol el görmesin temeli bulunmaktadır. Elbette insanları hayır yapmakta teşvik etme niyetinde olanları istisna tutalım.
Hz. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurdu:
"Halis amel o ameldir ki, Allah'tan başkasının seni o işinden dolayı övmesini istemez ve beklemezsin."[2]
Yüce Rabbimiz de Bakara suresi 264. ayette şöyle buyuruyor:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُم بِالْمَنِّ وَالْأَذَىٰ كَالَّذِي يُنفِقُ مَالَهُ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ
“Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını insanlara gösteriş için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın.”
Yüce Rabbimiz amellerimizi riya ve gösteriş yaparak, iyilik yaptığımız kişilere minnet koyarak, durmadan yaptığımız iyiliği yüzüne vurarak eziyet ederek amellerimizi hiç etmememiz gerektiğini buyuruyor.
Şu kıssa bizlere aynı konuda dersler vermektedir:
Etrafınca baya ün yapmış, meşhur olan bir arif, bir fırından ekmek almak istedi.
Fırıncı onun şahsına değil, kıyafetine baktı ve kıyafetinden dolayı ekmeği vermedi.
Arif oradan uzaklaştıktan sonra fırıncının komşusu yanına gelerek şöyle dedi: ‘Sen o adamı tanıdın mı?". Fırıncı da “Yok” dedi.
Komşusu onun meşhur bir arif olduğunu söyleyince fırıncı “Ben onun müritlerinden olacağım” deyip peşinden koştu.
Arifin yanına geldi, selam verdi, yaptığı kabalıktan dolayı özür diledi ve ona "Senin öğrencin olmak istiyorum" dedi.
Arif onda görmüş olduğu olumsuz karakterden dolayı kabul etmedi.
Fırıncı şöyle dedi "Eğer beni öğrenciliğe kabul edecek olursan, bütün köye bu akşam yemek vereceğim." Arif bunu duyunca kabul etti.
Tüm köye haber salındı ve akşam bütün köy gelip fırıncının yemeğinden yediler. Yemeği yedikten sonra fırıncı arife şöyle bir soru sordu:
“Üstat söyler misin, Cehennem nedir?”
Arif yüzüne manalı bakarak şöyle cevap verdi: “Cehennem senin Allah rızası için bir kula ekmek vermeyip, bir kulun rızası için bir köyü doyurmandır.”
Kıssada olduğu gibi birçok insanın ve özellikle Müslümanın amelleri ve yaptıkları sadece kul rızası olmuştur.
Amelleri yücelten ve değer katan Allah rızası için yapılmasıdır. Allah rızası olmayan hiçbir amelin Allah katında değeri yoktur.
Bu dünya hayatında geçici bazı getirileri olabilir, övülmek, ayağına kalkılmak, methedilmek vs…
Ama asıl hayat olan, ahiret hayatı için bir getirisi olmayacaktır.
Hz. Resulullah (s.a.a) efendimizin meşhur sözünde olduğu gibi:
إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ
‘Ameller niyete göredir.’
Amellerimizi ve yaptıklarımızı, Allah rızasıyla süslemek ümidiyle.
Ne mutlu o insana ki hayatının her noktası Allah rızası için olsun ve Allah’ın rengiyle güzelleşsin.
- - - - - - - - - - -
[1] Zilzal 7-8.
[2] Vesail’uş Şia. C. 1. S. 6.