.
.

Bismillahirrahmanirrahim

İmam Hüseyin'in (as) kıyamı özgür ve bağımsız insanlar için bir kurtuluş kaynağıdır.

Aşura, Şialığın başlıca hazırlıklarından biridir ve her yıl Muharrem günlerinde, sadece Şiaların değil, tüm Müslümanların ve hatta dünyadaki birçok özgürlük, bağımsızlık ve adalet arayan insanların zihninde birçok kavram canlanır. Aşura, dini ve İslami bir hareketi içinde barındırmakla beraber onun ötesinde çok daha yüce bir hedef için verilen mücadeledir. İmam Hüseyin'in (as) kendisinin de söylediği gibi, bu hareket özgürlük, bağımsızlık ve adalet arayışının yolu olarak tanımlıyor. Seyyidiş-Şüheda’nın (as) kıyamını analiz etmek istiyorsak, bu hareketin başlangıç ​​noktasının siyaset ve iktidar tartışması olduğunu bilmek gerekiyor; çünkü Muaviye vefat etti ve yerine Yezid saltanatı devraldı ve Yezid, özellikle İslam dünyasının elitleri ve liderleri ile İmam Hüseyin (as) gibi bir şahsiyetten, Ona bağlılık ve biat etmesini istedi.

* * *

İmam Hüseyin'in (as) Allah’ın Velayet İradesini Savunması

Medine Valisi, İmam Hüseyin (as) ve diğerlerinden biat alma emri almıştı ve tartışma buradan başladı; yani yıllardan beri hazırlığı yapılmakta olan kıyamın kıvılcımı atılma zamanın buradan kendini gösterdi. İmam Hüseyin (as) özgürlüğü, bağımsızlığı ve adaleti elinden alınan, İlahi yaratılış nimetini içinde hapsettiren şirk zihniyeti ve tağut saltanatın zülmüyle yıllarca sindirilen ümmetin gerçekleri öğrenme zamanı gelmiş olarak gören İmam Hüseyin (as) buyurdular: Ben biatımı halkın huzurunda açıklamak istiyorum gizlide değil, imamın niyetini anlayan tağut merkez valisi buna müsade etmedi ve İmam, Medine'den ayrıldı ve Mekke'ye gitti ve böylece biat etmenin aşağılayıcı durumundan kurtuldu. İmam Hüseyin'in (as) tevhid-i görüşü, ‘’Yezid'e biat etmenin zillet, aşağılayıcı ve İslam onurunu, izzetini yok edici ve zedeleyici olduğunu gördüğü için davasından asla taviz vermedi.’’ Ayrıca, Huseyni hareketinde çok önemli iki kavram sözkonudur, ‘’İzzet, Onur ve zelil, aşağılanma’’ Onur ve izzet İmam Hüseyin (as) için çok önemliydi, Kuran-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "İzzet! Allah ve Resul’u ve Müminler içindir.’’ Mümin bir insan, hele ki büyük bir dini lider olan İmam Hüseyin (as) gibi biri, zillet, aşağılanma yüküyle karşı karşıya kalamazdı.

İmam Mekke'de 6 aya yakın konakladı, İmam Hüseyin'i (as) Mekke’de şehit etmek istedikleri bir durum ortaya çıktı, ancak İmam Hüseyin (as) Kufe halkının daveti üzerine Kufe'ye doğru hareket etti ve hepimizin bildiği olaylar yaşandı. Kıyamın başlangıcından İmam Hüseyin'in (as) şehadetine ve İmam Zeynelabidin ve Hz. Zeynep'in (sa) ikinci tebligat kıyam hareketine kadar her şey sistem ve yönetimle ilgiliydi ve İmam Hüseyin (as) Tağut bir yönetim biçimini reddedip İlahi bir yönetim biçimi olan Velayetullah’ı savunarak İslam yönetiminin Yezid'in dediği gibi olmadığını ve sistem ile halk arasındaki ilişkinin Yezid'in istediği gibi olmaması gerektiğini gösterdi.

İmam Hüseyin (as) şöyle buyuruyor: "Benim gibi biri, Yezid gibi birine biat etmez." İmam, Yezid'in yönetimini kabul etmedi. Ayrıca, genel olarak iki tür yönetimle karşı karşıyayız: İnsanı aydınlıktan karanlığa götüren zalim bir yönetim, insanı cehalet, ilahlık taslayan, bencillik, kibir ve her türlü karanlığın karanlığından, takva ve maneviyatın aydınlığına doğru yönlendiren tevhid-i yönetim.

İmam-ın mübarek sözünden alınması gereken ders şudur. ‘’Benim gibi biri’’den maksat yani her çağda Huseyni ruhu, tefekkürü, zihniyeti ve takvayı taşıyan her bir mümin kesinlikle vardır ve olmaya devam edecektir. ‘’Yezid gibi birine’’ her çağın bir zalim, müstekbir, fasık, facir, adaletsiz, fesadcı ve tağut sistemi yöneten Yezid’i vardı ve olacaktır. ‘’biat etmez’’ yani onaylamaz, dolaysıyla ben Huseyni Aşura tefekkürünü taşıyorum diyen her bir mümin tağuti yöneticileri onaylaması sözkonusu olamaz.

Erbain ziyaret duasında şu özelliye dikkat çekiyor. Erbain ziyaretinde İmam Hüseyin'e (as) şöyle hitap edilir: "Sen, Allah'ın kullarını cehaletten kurtarmak için kıyam ettin." Aslında, İmam Hüseyin'in (as) kıyamının felsefesi, ilahi elçiler olan Peygamberlerin gönderilmesinin felsefesiyle aynıdır: "İnsanlar adaleti uygulasın diye." Bu kıyam, zulme, esarete, haksızlığa ve fesada karşı özgürlüğün, bağımsızlığın ve adaletin tezahürüdür; ihanete karşı güvenin kıyamıdır ve küfür ve müstekbir tağutun ilahlaşmasına karşı tevhidin kıyamıdır.

* * *

İslam Toplumunun Gerçek Değerlerine Dönmesi Gerekli ve Kaçınılmazdır.

İmam Hüseyin (as), İslam toplumunun Peygamber Efendimiz’in (saa) hedeflerinden uzaklaştığını ve dini değerleri unuttuğunu görüyordu. İslam toplumu, sosyolojik ve manevi olarak öyle bir uçurumun kenar noktasına varmıştıki, Yezid'le bütünleşmeye ve irticai cahiliye döneminden kalma her uygulamaları yapmaktan çekinmiyor ve şirk dönemine dönmeye ramak kalmıştı. Büyüklerimiz, insanlar hak edildikleri şekliyle yönetilir, eğer bir toplumun baskıcı zalim ve Firavun’u yansıtan bir yönetimi varsa, bu kendi kapasiteleri dahilindedir; eğer izzete ve fazilet ehline (onurlu) ve dayalı adil bir yönetimi varsa, bu da yine kendi kapasiteleriyle orantılıdır.

Aslında islam ümmeti ve velayet ve imamet aşıkları için İmam Hüseyin'in (as) kıyam etmesi bir kurtuluş kaynağıdır. Muharrem ayında, Aşura ve Erbain günlerinde gerçekleşen görkemli merasimlerin asıl felsefesi kurtuluşun açtığı kapıda Huseyni ruhla, düşünce ve tefekkürle, iman ve basiretle önce kendi nefisleriyle mücadele etmek ve bu mücadelenin ruhunda ise İmam Hüseyin (as) ve Aşurayla bağlantılı mesajı algılamak demektir. Dolayısıyla bu meclisler böyle algılanmalıdır, meclisler şov için değil, kıyam şevki için olmalıdır.

Eğer İslam ümmeti İmam Hüseyin'in (as) mesajını anlar ve algılarsa ki "kan kılıca üstün gelir" ve aşağılanma ve zillet içinde yaşamanın değersiz ve alçak bir yaşam olduğunu kavradığında ise, İmam Hüseyin (as) gibi izzet ve şrefli yaşamak için canlarını feda etmekten çekinmezler. Bugün Huseynilerin verdikleri mücadele ve canlarını feda ettikleri gibi. İmam Hüseyin'in (as) buyurduğu gibi: "Yezid gibi bir zalime biat etmek, islamın fatihasını okumak demektir." Yani, Yezid'e biat edersem, belki birkaç sabah daha yaşarım, ama İslam'ın Fatiha'sı okunmuş olur. Bugün Huseyniler dünyanın küresel müstekbir Yezid’lerine boyun eğmeğip Muhammed’i (saa) İslam’ın fatihasını asla okutmayacağız ve bunlara asla bi’at etmeyip, mevlaları İmam Hüseyin (as) gibi mücadele ediyorlar.

* * *

Günümüzün Yezidi Modelleri

Dünyada ve özelliklede islam coğrafiyasındaki güncel gelişmelere baktığımızda. Bugün, dünyada kameraların önünde utanmazca çocuk katilleriyle işbirliği yapan zalimlerle karşı karşıyayız ve bu, büyük bir coğrafiyada çocukların şehit edilmesine yol açan aynı Yezidi İslam anlayışıdır; bu zalimler ise küresel katilve zalim şebekelerin işledikleri suçlara göz yumuyor, hatta işbirliği yapıp ortak oluyorlar. Kur'an-ı Kerim Peygamberimize şöyle sesleniyor: ‘'Ey Peygamber, kâfirlere ve münafıklara karşı mücadele et.’' Peygamberimizin iki tür düşmanı vardı; dış düşman, yani kâfirler ve iç düşman, yani münafıklar. İmam Hüseyin'in (as) kıyamı, içteki münafıklığa ve İslam ümmetine yönelik iç tehlikeye ve zararlara karşı bir kıyamdı.

Bugün, yaklaşık 60 İslam ülkesinin varlığına rağmen, İslam ümmeti gerileme içindedir. Eğer Müslümanlar, Peygamber Efendimiz’in (saa) şu mübarek sözüne dönerlerse, kesin kurtuluşa erirler. "Size Kur'an'ı ve Ehl-i Beyt’imi emanet bırakıyorum, ikisine de sarılırsanız asla sapmazsınız, sorunlarınız kesin çözülecektir.’’

Muharremlik ayı ümmete ve özgürlüğü arayan insanlara gerçek manada hakkı tanıma yolunu açmış bir ilahi cevherdir. Allah, İmam Hüseyin’in (as) kıyamıyla ve bu kıyamın sayesinde, dünyada oluşturulan Şeytani düzen ve bu düzen içindeki fesad ve ahlaksızlığa karşı, özgürlük, bağımsızlık ve adaletin tezahürü olarak kararlaştırmıştır. Ümmet ve özgürlüğü arayan insanlar önce özgür ve adaletle hakkı ve batılı tanımalı, sonra kıyamın felsefesini ve adaletin tezahürünü anlamalıdır.