.
.

Bismillahirrahmanirrahim

Yüce Rabbimiz kitabında şöyle buyurmaktadır:

لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَزٖيدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَابٖي لَشَدٖيدٌ

 

“… Eğer şükrederseniz, mutlaka (nimetlerimi) size artırırım; ama eğer nankörlük yaparsanız (bilin ki) şüphesiz benim azabım şiddetlidir!”

(İbrahim, 7)

Bu ayete dayanarak bu Muharrem günlerinde mazhar olduğumuz İlahi nimetlere şükretmek, hamd etmek istiyorum. Siz de benimle birlikte hamd edin inşaallah. Hamd edelim, şükredelim ki Rabbimiz bir sonraki Muharremlerde veya Hüseyni münasebet ve merasimlerde istifade zemini ve imkanını artısın bizim için.

* Ey yüce Rabbimiz! Ey Hüseyn’in Rabbi! Aşura gecesi İmam Hüseyn (a.s) sana şöyle hamd etmişti:

اللهم انی احمدک علی ان اکرمتنا بالنبوة وعلمتنا القرآن وفقهتنا فی الدین وجعلت لنا اسماعاً وآبصاراً وافئدة ولم تجعلنا من المشرکین.

“Allah’ım! Sana hamd ediyorum ki bizi nübüvvetle yücelttin-şereflendirdin. Bize Kur’an’ı öğrettin. Bizi dinde fakih kıldın. Bize (hakkı (duyan, gören ve idrak eden) kulaklar, gözler ve kalpler inayet buyurdun ve bizi müşriklerden kılmadın.”

Aynı şeyi biz de söylüyoruz ve ilave ediyoruz: Ya Rabbi sana hamd olsun ki bizi nübüvvetin devamı olan imamet ve velayetle tanıştırdın ve şereflendirdin. Onları Kur’an’ın ve Resulullah’ın varisleri ve vasileri kıldın ve bize o Resul emanetlerine sahip çıkma şuuru, yakini ve azmi inayet buyurdun ve bizi emanete ihanet edenlerden kılmadın.

* Sana şükürler olsun, hamd ve senalar olsun ki bize Resul ve Al-i Resul’ü seven ve bizi onların muhabbet ve meveddetiyle yetiştiren anne babalar verdin. Bizi Hüseyn’e döktüğü göz yaşıyla karıştırdığı sütüyle besleyen, küçük yaşımızdan itibaren bizi Hüseyn meclisleriyle tanıştıran anneler lütfettin. Hepsinin ruhunu şad eyle. İmam Hüseyn’e mihman eyle.

* Sana hamd u senalar olsun, bizi Muharrem’le, Kerbela’yla, Aşura’yla tanıştırdın. Bir kez daha fırsat verdin ve Muharrem’e ulaştırdın, Hüseyni meclislerle buluşturdun.

* Hz. Emirü’l-Müminin Ali (a.s) buyurdu:

إنّ اللّه َ تعالى اطَّلَعَ إلَى الأرضِ فَاختارَنا، واختارَ لَنا شِيعَةً يَنصُرُونَنا، ويَفرَحُونَ لِفَرَحِنا، ويَحزَنُونَ لِحُزنِنا.

“Şüphe yok ki Allah yeryüzüne bakıp bizi seçti ve bizim için bize yardım edecek, sevincimizle sevinecek ve üzüntümüzle üzülecek Şialar/takipçiler seçti!”[1]

Ya Rabbi sana hamd ediyoruz ve umud ediyoruz ki biz de inşaallah onlardan sayılırız.

* Resulullah (s.a.a) buyurdu:

إنَّ لِقَتْلِ الْحُسَيْنِ حَرَارَةً فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ لَا تَبْرُدُ أبَداً.

“Hüseyn’in şehadetinden dolayı müminlerin kalbinde öyle muhabbet ve hararet meydana gelir ki asla soğumaz.”

Ya Rabbi! Sana hamd olsun ki kalbimize baktığımızda Hüseyn’in şehadetinin yangınını kalbimizde hissediyor, onun hüznünü bütün vücudumuzla yaşıyor ve bundan dolayı sana şükrediyoruz.

* Devamında buyurdu:

بِأبِي: قَتِيلُ كُلِّ عَبْرَةٍ. قِيلَ: وَ مَا قَتِيلُ كُلِّ عَبْرَةٍ يَا ابْنَ رَسُولِ اللَّهِ؟ قَالَ: لَا يَذْكُرُهُ مُؤْمِنٌ إلَّا بَكَى.

“Babam herkesi ağlatan şehide (Hüseyin’e) feda olsun.” “Ey Resulullah’ın torunu, herkesi ağlatan şehit ne demektir?” dediklerinde; “Onu anan her mümin, mutlaka ağlar.”[2] buyurdular.

Ya Rabbi! Sana sonsuz şükürler olsun ki gözlerimizi Hüseyn’e döktüğümüz göz yaşıyla nurlandırdın, şereflendirdin ve bunu imanımızın nişanesi kıldın.

* İmam Cafer Sâdık (a.s) buyurdu:

مَن أرادَ اللَّهُ بِهِ الخَيرَ قَذَفَ في قَلبِهِ حُبَ‏ الحُسَينِ‏ عليه السلام وحُبَّ زِيارَتِهِ، ومَن أرادَ اللَّهُ بِهِ السّوءَ قَذَفَ في قَلبِهِ بُغضَ الحُسَينِ عليه السلام وبُغضَ زِيارَتِهِ.

“Allah bir kimsenin hayrını dilerse, Hüseyin’in ve Hüseyin’in ziyaretinin sevgisini onun kalbine yerleştirir ve Allah bir kimsenin kötülüğünü dilerse, Hüseyin’in ve Hüseyin’in ziyaretinin nefretini onun kalbine yerleştirir.”[3]

Ya Rabbi! Sen şahit ol Hüseyn’in muhabbetini kalbimizde buluyoruz ve bu muhabbeti hiçbir şeyle değişmemiz mümkün değildir. Onun ziyaretinin aşkı bir başkadır nazarımızda. Özellikle Erbain zamanı geldiğinde, kalbimiz Kerbela’ya uçuyor. Gidemediğimizde üzülüyor ve kahroluyoruz. Bütün bunlardan dolayı sana hamd olsun, şükürler olsun ya Rabbi!

* İmam Hüseyn’in (a.s) kendisi buyurdu:

مَنْ أَحَبَّنَا لَمْ یحِبَّنَا لِقَرَابَةٍ بَینَنَا وَ بَینَهُ وَ لَا لِمَعْرُوفٍ أَسْدَینَاهُ إِلَیهِ إِنَّمَا أَحَبَّنَا لِلَّهِ وَرَسُولِهِ جَاءَ مَعَنَا یوْمَ الْقِیامَةِ کهَاتَینِ

(وَ قَرَنَ بَینَ سَبَّابَتَیه).

“Bizi aramızdaki yakınlıktan dolayı ve kendisine yaptığımız bir iyilikten dolayı değil de sadece Allah ve Resulü için seven kimse, kıyamet günü (mahşer yerine) bizimle şu ikisi gibi (yan yana) gelecektir.’ (Bunu söylerken iki işaret parmağını birleştirdi.)”[4]

Ya Rabbi! Sen şahid ol, bizim İmam’ımıza olan muhabbet ve meveddetimiz, maddi ve dünyevi bir sebep ve saike dayanmıyor. Onu sen sevdiğin için, Resul’ün sevdiği için, bütün faziletlerin, yüceliklerin zirvesinde olduğu için ve bu fazilet ve hakikatler için, insanlığın kurtuluşu ve saadeti için her şeyini feda ettiğinden dolayı onu seviyoruz ve bundan dolayı sana hamd ediyoruz.

* Ya Rabbi! Sana hamd ediyoruz ki yine bir Muharrem’e kavuştuk. Hüseyn’in ve azizlerinin adı düştü dilimize; muhabbeti coştu kalbimizde; bu muhabbetin imzası oldu gözyaşlarımız. Paslanan ruhlarımız, yeniden huzur buldu onun hüznüyle, hasretiyle. Kalplerimiz cilalandı, yumuşadı onun için döktüğümüz göz yaşlarıyla.

* Sana hamd olsun, bir kez daha onun ve vefalı ashabının, azizlerinin sahip oldukları güzellikleri, yücelikleri, ilahi ve insani faziletleri-erdemleri okuduk ve dinledik; bir taraftan göğsümüz kabardı, ama bir taraftan da kendimizi onlarla kıyaslayıp, önlerinde bir kez daha eğildik ve ezildik; onlara gıpta ettik, imrendik ve bu haleti ruhiyye ile böyle eşsiz örnek ve önderlere sahip olduğumuz için şükrettik ve inşaallah bir nebze de olsa onlara benzemeye çalışmaya azmettik. Ya Rabbi bize bu yolda ve bu ahdimize vefa etmemiz için yardım eyle ve bizi onların nurlu yolundan ayırma. Hayatımızı onların rengine ve nuruna büründür.

* İlahi! Sana hamd ediyoruz ki Hüseynî meclisler ve merasimler bize bir kez daha Hüseynî hedefleri, Hüseynî mesajları ve İmam’ın neden ve niçin kıyam ettiğini hatırlattı ve o İlahi kıyama yönelik görevlerimizi bize telkin etti. Ya Rabbi! Görevlerimizi hakkıyla yerine getirme yolunda bize yardım eyle, irade ve azmimizi güçlendir ve gücümüzü artır. Bizi bize bırakma.

* Ya Rabbi! Sana sonsuz şükürler olsun, gençlerimiz ve yavrularımız da bizimle birlikte bu meclislerin, bu Hüseynî merasimlerin ayrılmaz bir parçası oldular, İmamlarını ve azizlerini, onun nur evlatlarını tanımaya çalıştırlar, onlar için hüzünlendiler, onlar için ağladılar, onların adını, yadını haykırdılar ve onların kahramanlıklarıyla, yücelikleriyle övündüler ve onlara imrendiler. Ya Rabbi onları, Hüseyn’in azizlerinden, yolundan, izinden ayırma. Şeytanların, Yezit ve Yezidilerin şerrinden, tuzaklarından koru.

* Sana hamd olsun ki bu meclislerde bir kez daha Hürr-i Riyahi’nin kanıyla imzaladığı sadakat ve samimiyet dolu gerçek tevbe öyküsünü dinledik. Samimi olursak, kapının her daim yüzümüze açık olduğunu, hele bir de bu tevbenin Hüseyn adıyla, inayetiyle, nefesiyle ve ona yanan yürek ve ağlayan gözlerle olursa, kabule çok daha şayan olduğunu bir kez daha hatırlamış olduk ve tevbe ettik. Ya Rabbi bizi de bir Hür olarak kabul eyle ve ondaki sadakat ve samimiyetin bir benzerini bize de inayet buyur.

* Kerbela’nın kara sayfasında yer alan Yezit ve Yezidilerin, nasıl ve neden şeytanın tuzağına düştüklerini, dünya, mal mülk, makam sevdasının veya korkunun insanı ne hallere düşürdüğünü ve ne kadar alçalttığını, vahşileştirdiğini ve dünya ve ahiret hüsranına nasıl savurduğunu şaşkınlık ve ibret içinde bir kez daha seyrettik. İlahi önderlerden uzak kalmanın, uzak durmanın nelere mal olduğunu bir kez daha hatırladık ve sana sığındık ya Rabbi! Şimdilik onlardan ve onlar gibi olmadığımız için sana hamd ediyoruz ve acziyet ve sadakatle sana yalvarıyoruz: Bizi nur imamlarından ayırma ve o batıl cephesinde bulunanların durumuna düşürme, onları o hale düşüren saiklerden bizi muhafaza eyle.

* Sana sonsuz şükürler olsun, gözyaşlarımız, Resulullah’ın, Emirü’l-Müminin’in, Hz. Fatıma’nın, İmam Hasan’ın, Hz. Zeyneb’in, İmam Zeynelabidin’in ve ceddine sabah akşam ağlayan ve matem tutan oğlu Hz. Mehdi’nin gözyaşlarına karıştı; ona ağlayanların defterine kaydedildi.

 İnşaallah gözyaşlarımız Hz. Fatıma’nın “Babacığım, o gün Hüseyn’e yas tutup ağlayan olacak mı?” sorusuna cevap ve mübarek kalbine bir nebze de olsa teselli olmuştur.

* Allah’ım! Yine sana hamd ediyoruz, şükrediyoruz ki İmam’ın meclisleri, okunan hutbeler, yapılan sohbetler bize İmam’ımızın kul hakkına ne kadar önem verdiğini hatırlattı. Hani buyurmuştu ya Aşura gecesinde “Üzerinde kul hakkı olan benim yanımda yer almasın, çekip gitsin!” Hani mübarek bedenlerinin defnedileceği meydanı savaş öncesi sahiplerinden satın almıştı ki öldükten sonra bile mezarları başkasına ait olan topraklara gömülmesin!

* Ve son olarak hamd olsun ki İmam’ın Aşura günü savaşın bütün hararetiyle devam ettiği bir saatte, okların, mızrakların, kılıçların havada uçuştuğu bir anda bile meydanın orta yerinde namazını geciktirmeden kılarak, namazın ve ilk vakitte kılınmasının ne kadar önem arzettiğini hatırlamış olduk ve  Aşura gecesi yarenine okuduğu hutbeyi bir kez daha dinledik ve bir kez daha Şah-ı Şehidan’ın Kur’an’a ve tilavetine, namaza ve Hakk’ın ibadetine, tevbe ve istiğfara verdiği önemi ve onlara olan aşkını ve gönül bağını bütün benliğimizle hissettik ve var olan eksiklerimizi hatırlayıp utandık ve bunları gidermek için yeniden azmimizi kuşandık. İşte bugün mukaddesatımızın başında gelen Kitabullah’ı alçak düşmanlarımıza karşı savunmak için Hüseynî bir şuur ve azimle meydana çıkacağız. Ya Rabbi bizi Kur’an-ı Samit olan Kitab’ından ve Kur’an-ı Natık olan hüccetlerinden bir an ayırma. Amin!

- - - - - - - - - -


[1]  Âmidî, Ğurerü’l-Hikem, Hadis: 3554)

[2]  Nurî, Müstedrekü’l-Vesâil, c. 10, s. 318

[3] İbn-i Kavleveyh, Kâmilü’z-Ziyârât, s. 269

[4]  Bihârü’l-Envâr, c. 27, s. 127