.
.

Değmesin Mabedime O Namehrem El

Songül Can Ülbeği

Karanlık bir el vardır…
Gazze’nin rüzgârına karışan, toprağın sesini bastırmaya çalışan.
Bir çiçeğin narin yaprağına hoyratça değer, renkleri soldurmak ister, yapraklarını eksiltmeye uğraşır.
Ama o çiçek, en dar aralıktan bile güneşi bulur.

Tarihin Damarlarına Karışmak
Tarihin Damarlarına Karışmak
İçeriği Görüntüle

Karanlık bir el vardır…
Bir evin içine uzanır, duvarlardan önce kalplere saplanmak isteyen el.
Bir annenin sesini kısaltmaya, bir babanın omuzlarına daha fazla yük bırakmaya çalışır.
Aile kelimesinin manasından habersizdir.

Karanlık bir el vardır…
Bir çocuğun gözlerine kadar iner; orada saklı olan gökyüzünü bulur.
O gökyüzünü daraltmak, yıldızlarını azaltmak ister.
Hayalleri henüz kurulmadan, minik yüreğini ve bedenini yormaya çalışır.

Karanlık bir el vardır…
İki insanın arasındaki o ince, görünmeyen mesafeye dokunur.
Sevginin sesini kısmaya, kalplerin ritmini yavaşlatmaya uğraşır.
Bir bakışın anlamını eksiltmek ister.

Karanlık bir el vardır…
Toprağı yormak, göğü ağırlaştırmak ister.
Maviyi eksiltmeye, bulutu geciktirmeye, yıldızı unutturmaya uğraşır.

Karanlık bir el vardır…
Hatıraları silmek, sesleri azaltmak, zamanı ağırlaştırmak ister.
Bir şehrin hikâyesini eksiltmeye uğraşır.

Karanlık bir el vardır…
Var olanı eksiltmeye, kalanları yormaya çalışır.
Masumiyeti, merhameti, umudu inceltmek ister.
O karanlık el bilmez ki insanın özüne yazılan şey silinmez.

* * *

Ve şimdi…
O karanlık ele karşı, hem yüksek sesle hem de derinden konuşan bir şey var içimizde.

Biliriz ki, o karanlık el ne kadar uzanırsa uzansın, ona değmeyen bir yer vardır insanın içinde.

Biz orada dururuz.
Ne eksilmeyi seçeriz, ne kararmayı.

Biz biliriz ki güzellik…
İnsanın içinden doğar,
Ve içten beslenilen hiçbir şey, dışarıdan gelenle söndürülemez.

Bir karanlık el vardır yeryüzünde: Siyonist, bir gölge gibi uzanır ve her yere dokunmaya çalışır.
Ama bilmez ki, güzelin izcisi çoktur.

O karanlık ele karşı dimdik duran izcilere selam olsun:
Gazze’nin yıkıntıları arasında umut çiçeklerini büyütenlere,
Yemen’in sessizliğinde yıldızları kaybetmeyenlere,
Tahran’ın sokaklarında sevgiyi unutmayan kalplere,
İstanbul’un tarih kokan taşlarında güzelliği yaşatanlara,
Lübnan’ın gölgesinde hayatın ışığını sarsılmadan taşıyanlara…

Sizler, karanlığın dokunamadığı cephedesiniz.
Bizler de, karanlığın dokunamadığı kalplerden sesleniyoruz ki;
Selam olsun, baharı kuşanan ruhlara.