.
.
Bismillahirrahmanirrahim
Kur'an-ı Kerim bize sadece okumayı değil, düşünmeyi de emreder. Rabbimiz defalarca, "Hiç akletmez misiniz?", "Hiç düşünmez misiniz?" diye sorar ve insanın akletme, düşünme duygularını harekete geçirmesini amaçlar.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَآيَاتٍ لِّأُولِي الْأَلْبَابِ
"Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün peş peşe gelişinde akıl sahipleri için elbette ibretler vardır."[1]
Yüce Rabbimiz bizden âlemlerdeki yaratılış hakkında tefekkür etmemizi istemektedir. Çünkü yaratılış hakkındaki tefekkür insanı Allah'a ulaştırır. İnsan etrafındaki yaratılış mucizelerine basiret gözüyle bakabilirse, bu mucizelerin her biri bizi Allah’a götüren vesilelerdir. Ağaçlar, kuşlar, böcekler, hayvanlar, çiçekler, bulutlar, yıldızlar vs… Bunların hepsi bizi Allah’a yönlendiren hidayet vesileleridir.
Bir başka ayette ise şöyle buyurur:
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ
"De ki: Yeryüzünde dolaşın da yaratılışın nasıl başladığına bakın."[2]
Bu evren nasıl çalışıyor, gezegenler ve yıldızlar boş bir uzay boşluğunda nasıl sabit durabiliyor? Güneş niye sönmüyor? Bulutlar nasıl o kadar suyu taşıyabiliyor? Neden suyu tek seferde değil de yağmur halinde damlalar olarak yeryüzüne serpiyor?
Üzerinde tefekkür edilecek o kadar şey var ki ama tefekkür edecek kimse azdır.
Müminlerin emiri Hz. Ali’nin (a.s) buyurduğu gibi:
مَا أَكْثَرَ الْعِبَرَ، وَأَقَلَّ الِاعْتِبَارَ
“Ne çok ibret vardır, fakat ibret alan ne kadar azdır.”[3]
İnsan istediği takdirde hakikatlere ulaşabilir, istemedikten sonra, aklını kullanmadıktan sonra yerinde sayacaktır.
Yüce Rabbimiz aklını kullanmayan fertler için de şöyle buyuruyor:
لَهُمْ قُلُوبٌ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَا
“Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler.”[4]
Büyüklerimiz basiret sahibi olup, gördükleriyle Allah’a ulaşanları güzel misallerle bizlere anlatmışlardır. Rivayet edilir ki yaşlı bir kadına, "Rabbinin varlığını nasıl bildin?" diye sorduklarında, elindeki çıkrığı göstererek şöyle demiş: "Ben elimi çekince bu çıkrık dönmüyor. Şu küçücük alet bile bir çeviren olmadan hareket etmiyorsa, bu muhteşem kâinat nasıl sahipsiz olabilir? Elbette onu yöneten bir Rabbi vardır."
Yine anlatılır ki Hz. Resulullah’ın (s.a.a) seçkin sahabelerinden Ebûzer Ğıfârî, henüz hakikati aradığı günlerde kavminin putunun önüne süt koyar ve ne yapacağını gözlemler. Bir süre sonra bir tilki gelip sütü içip gider. Putun hiçbir şey yapmadığını görünce şöyle der: "Kendi önündeki sütü koruyamayan bir tanrı bana nasıl sahip çıkabilir?" İşte bu tefekkür onu hakikati aramaya sevk etmiş ve Allah’ı tanımasına vesile olmuştur.
İman sadece taklit değildir. Kur'an, gözümüzle bakmayı, aklımızla düşünmeyi ve kalbimizle ibret almayı emreder. Kâinata bakan, düzeni gören ve üzerinde tefekkür eden insan, sonunda şu hakikate ulaşır: Bu muhteşem nizamın mutlaka bir yaratıcısı, bir sahibi ve bir idare edeni vardır. O da Âlemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Namazın takibat dualarından birinde Rabbimize şöyle deriz:
اللَّهُمَّ اجْعَلْ لِي فِي قَلْبِي نُورًا، وَبَصَرًا، وَفَهْمًا، وَعِلْمًا
“Allah’ım! Kalbimde nur, basiret, anlayış ve ilim var eyle.”[5]
Biz bu duayla Allah’tan basiret ve ilim istemekteyiz. Basiret, ilim ve kavrama gücü bizi Allah’a ulaştıran vesilelerdir.
Hz. İmam Cafer Sadık (a.s) tefekkürün önemine işaret ederken şöyle buyurdu:
تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ
“Bir saat tefekkür, bir yıllık ibadetten daha hayırlıdır.”[6]
Diğer canlılardan en büyük farkımız da tefekkür edebilme ve düşünebilme kabiliyetimizdir. Bunu kullanmadığımız takdirde diğer canlılardan farkımız olmayacak ve hatta yüce Rabbimizin tabiriyle hayvanlardan daha aşağı bir seviyeye düşeceğiz.
أُولَٰئِكَ كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ ۚ أُولَٰئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
“İşte bunlar hayvanlar gibidirler ve hatta daha da yoldan çıkmışlardır. İşte bunlar gafillerdir.”[7]
Yüce Rabbimiz akletmeyi, tefekkür etmeyi bizlere lütfetsin. Âmin.
- - - - - - - - - - - - -
[1] Al-i İmran 190.
[2] Ankebut 20.
[3] Nehc’ul Belağa. Hikmet 297.
[4] A’raf 179.
[5] Mefatih’ul Cinan. Namazların Takibat Duaları.
[6] Bihar’ul Envar. C. 68. S. 327.
[7] A’raf 179.