.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Allâme Hasanzâde Âmûlî

Uyurken aniden, alarm çalmadan ve yalnız başınıza uyanmanız; bu uyanış rızıktır, çünkü bazı insanlar uyanmaz.

Bir sorunla karşılaştığınızda, Allah sizin gözlerinizi kapatıp ona katlanmanız için sabır verir; bu sabır rızıktır.

Evde ana-babanıza bir bardak su vermeniz, bu iyilik yapma fırsatı rızıktır.

Bazen namaz kılarken ne söylediğinize dikkat etmezsiniz. Aniden kendinize gelir ve namazınızı tevazu ile kılarsınız. Bu anlık aydınlanma rızıktır.

Uzun zamandır haber alamadığınız birini aniden hatırlarsınız, onu özlersiniz ve durumunu sorarsınız. Bu hatırlama rızıktır.

Gerçek rızık, iyi şeylerin rızkıdır.

Araba değil, gelir değil. Bunlar, Allah'ın bütün kullarına verdiği maddi nimetlerdir. Fakat O, iyi şeyleri yalnızca kendisini sevenlere verir.

* * *

Konunun Açılımı: Rızık Nedir?

İnsan rızık denildiğinde çoğu zaman aklına para, ev, araba, maaş, makam ve sahip olduğu maddi imkânları getirir.

Oysa rızık, yalnızca insanın cebinde bulunan şey değildir.

Bazen rızık, insanın kalbine konulan bir huzurdur.

Bazen bir kötülükten uzak durma gücüdür.

Bazen doğru zamanda gelen bir uyarıdır.

Bazen insanın farkında olmadan yaptığı küçük bir iyiliktir.

Bazen de Allah'ın insana verdiği, fakat insanın değerini ancak kaybettiğinde anlayacağı bir nimettir.

Allâme Hasanzâde Âmûlî'nin bu yaklaşımı, rızkı çok daha geniş bir anlamda düşünmemize vesile olur:

Gerçek rızık, insanı Allah'a yaklaştıran ve onu iyiye yönelten şeylerin rızkıdır.

* * *

1. Alarm çalmadan uyanabilmek de rızıktır

Sabah uyandığında gözlerini açabilmek sıradan bir olay gibi görünür.

Alarm çalmaz.

Kimse seni uyandırmaz.

Sen kendiliğinden gözlerini açarsın.

Belki bunu hiç düşünmeden yatağından kalkarsın.

Fakat aslında sana yeni bir gün verilmiştir.

Yeni bir nefes...

Yeni bir fırsat...

Yeni bir tövbe imkânı...

Yeni bir iyilik yapma fırsatı...

Bazı insanlar o sabaha ulaşamaz.

Bu nedenle her uyanış, yalnızca biyolojik bir olay değil; aynı zamanda hayatın yeniden insana emanet edilmesidir.

Sabah gözlerini açtığında:

“Allah'ım, bana bir gün daha verdiğin için şükürler olsun.” diyebilmek, nimeti fark etmektir.

Çünkü bazen en büyük rızık, sahip olduğumuz şey değil; sahip olduklarımızı fark edecek kadar yaşamaya devam ediyor olmaktır.

* * *

2. Zorluk karşısında sabredebilmek rızıktır

İnsan bir problemle karşılaştığında genellikle problemin ortadan kalkmasını ister.

Fakat bazen Allah problemi hemen kaldırmaz.

Onun yerine insana sabır verir.

İşte bu da bir rızıktır.

Çünkü aynı sıkıntıyı iki insan yaşayabilir.

Biri öfkeye, isyana ve umutsuzluğa kapılır.

Diğeri ise:

“Allah bunun da içinden bir yol çıkaracaktır.” diyerek sabreder.

Sıkıntı aynıdır.

Fakat kalplerin taşıdığı güç farklıdır.

Sabır, acının hiç hissedilmemesi değildir.

Sabır; acıyı hissederken insanın kendisini tamamen kaybetmemesidir.

Ağlarken Allah'ı unutmamaktır.

Korkarken ümidini kaybetmemektir.

Kapılar kapandığında başka bir kapının Allah tarafından açılabileceğine inanmaktır.

Bu nedenle bazen insanın istediği şeyin verilmesi değil, verilmeyen şey karşısında dayanabilecek bir kalbin verilmesi daha büyük bir rızıktır.

* * *

3. Anne-babaya hizmet edebilmek rızıktır

Evde annenize veya babanıza bir bardak su vermek çok küçük bir davranış gibi görünebilir.

Fakat bunun içinde büyük bir nimet vardır:

Onlara hizmet edebilme fırsatı.

Çünkü insan çoğu zaman sahip olduğu nimetleri, onları kaybetme ihtimali ortaya çıkana kadar fark etmez.

Anne-babanın hayatta olması...

Onlarla konuşabilmek...

Seslerini duyabilmek...

Bir ihtiyaçlarını karşılayabilmek...

Onlara bir bardak su verebilmek...

Bunların her biri başlı başına rızıktır.

Bazen insan büyük hayırlar yapmak ister ve küçük iyilikleri küçümser.

Oysa Allah katında değeri büyük olan bazı ameller, insanın gözünde son derece küçük olabilir.

Bir bardak su...

Bir tebessüm...

Bir gönül alma...

Bir telefon...

Bir “Nasılsın?” sorusu...

Bunların her biri, insanın önüne çıkarılmış bir iyilik fırsatı olabilir.

Asıl mesele fırsatı görebilmektir.

* * *

4. Namazda bir anda kalbin uyanması rızıktır

Bazen insan namaz kılar ama zihni başka yerdedir.

Dili dua ederken zihni dünyadadır.

Bedeni kıyamdadır ama kalbi başka bir yerde dolaşmaktadır.

Sonra bir anda...

İnsan kendine gelir.

Söylediği kelimelerin farkına varır.

Allah'ın huzurunda olduğunu hisseder.

Bir ayetin anlamı kalbine dokunur.

Gözleri dolar.

Kalbi yumuşar.

İşte o an da bir rızıktır.

Çünkü kalbin uyanması, bedenin ibadet etmesinden daha derin bir hâlidir.

Kâinatı Şereflendiren Nûr – 3
Kâinatı Şereflendiren Nûr – 3
İçeriği Görüntüle

İbadetin içerisinde insanın bir anlığına bile olsa Allah'ın huzurunda olduğunu gerçekten hissetmesi, büyük bir manevi nimettir.

Bazen insan yıllarca aradığı huzuru, birkaç dakikalık samimi bir secdede bulabilir.

Bu nedenle:

“Bugün namazımı nasıl daha iyi kılabilirim?” sorusunun yanında,

“Bugün namazımda kalbimi nasıl Allah'a daha fazla yaklaştırabilirim?” sorusunu da sormalıdır.

* * *

5. Bir insanı hatırlamak da rızıktır

Uzun zamandır haber alamadığınız bir insanı bir anda hatırlarsınız.

Nerede olduğunu düşünürsünüz.

“Acaba nasıldır?” dersiniz.

Onu özlediğinizi fark edersiniz.

Sonra telefonunuzu alıp:

“Nasılsın, seni düşündüm.” dersiniz.

Belki o insanın tam da o anda buna ihtiyacı vardır.

İşte bu hatırlama da bir rızıktır.

Çünkü bazen Allah bir insanın kalbine başka bir insanı koyarak iyilik için bir vesile yaratır.

Kalbe gelen her düşünce önemsiz değildir.

Bazen birini hatırlamak, onu aramak için bir işarettir.

Bazen birinin kapısını çalmak, onun yalnızlığını gidermektir.

Bazen tek bir telefon, bir insanın bütün gününü değiştirebilir.

Bu yüzden kalbinize gelen güzel bir hatırlamayı sürekli ertelemeyin.

Belki de o insanın size değil, sizin ona gönderilmeniz gerekiyordur.

* * *

En kıymetli rızık: İyilik yapabilme rızkı

Bir insanın Allah tarafından kendisine verilen nimetlerden birini başka bir insanın hayrına kullanabilmesi çok büyük bir nimettir.

Paran vardır → bir ihtiyaç sahibine yardım edersin.

Vaktin vardır → yalnız bir insanı ziyaret edersin.

Bilgin vardır → bilmeyene öğretirsin.

Gücün vardır → güçsüzün elinden tutarsın.

Söz söyleme imkânın vardır → kırılmış bir kalbi onarırsın.

Duan vardır → başkası için dua edersin.

İşte bunların her biri iyilik rızkıdır.

Çünkü insanın elinden iyilik yapma fırsatının alınması, bazen maddi bir kayıptan çok daha büyük bir kayıptır.

* * *

Bazen rızık, başımıza gelmeyen şeydir

Rızkı yalnızca “bize gelenler” olarak düşünmek de eksik olabilir.

Bazen rızık, bizden uzaklaştırılan bir kötülüktür.

Binmek üzere olduğumuz bir otobüsü kaçırırız.

Bir iş gerçekleşmez.

Bir insan hayatımızdan çıkar.

Bir kapı yüzümüze kapanır.

Bir yol istediğimiz gibi ilerlemez.

O anda üzülürüz.

Fakat zaman geçtikten sonra anlarız ki: “İyi ki olmamış.”

İşte insanın anlayamadığı bazı gecikmeler, reddedilmeler ve kapanan kapılar da bir tür korunma olabilir.

Bu yüzden her kaybı hemen “ceza”, her gecikmeyi “kötülük” olarak değerlendirmemek gerekir.

Bazen Allah'ın lütfu, vermek şeklinde değil, vermemek şeklinde ortaya çıkar.