.
.

Bismillahirrahmanirrahim

Fahrettin Güngör

Amcası

Hz. Peygamber’imizin (s.a.a) amcasının adı, Ebû Tâlib Abdimenâf b. Abdilmuttâlib b. Hâşim el-Kureşî el-Hâşimî’dir.

Amcası Ebû Tâlib, Hz. Resûlullah’dan (s.a.a) otuz beş yıl önce, 535 yılında Mekke’de doğdu. [1]

Adı, Abdimenâf (Muğire)’dir. [2]

Lakapları, Seyyid-u Betha, Şeyh-u Kureyş, Reis-u Mekke, Beyzetu’l-beled ve Şeyh-u Ebî Tâlib. [3] Ebû Tâlib onun en meşhur lakabıydı ve genellikle bu lakabla çağrılırdı. Ebû Tâlib’i hiç kimse Abdimenâf isimiyle çağırmazdı. [4]

Babasının adı, Abdulmuttâlib b. Hâşim’dir.

Annesinin adı, Fâtımâ bint Amr b. Âiz b. İmrân el-Mahzûmiyye’dir. [5]

Eşinin adı, Fâtımâ bint Esed b. Hâşim b. Abdimenâf b Kusayy’dır. [6]

Çocuklarını adı, Tâlib, Akîl, Câ‘fer, Ali ve Ümmü Hânî, Cumâne, Rebte (Reytâ), Esmâ’dır. [7]

Abdulmuttâlib’in vefatından sonra Ebû Talîb, babasının vâsiyeti üzerine, sekiz yaşındaki kardeşinin oğlu Hz. Muhammed’in (s.a.a) vekâletini üstlendi ve himâyesine aldı. [8]

Ebû Tâlib, Hz. Muhammed’e (s.a.a) özel bir ilgi gösterirdi. Çocuklarından daha çok Hz. Muhammed’e (s.a.a) muhabbet ve sevgi beslerdi. Ebû Tâlib, yemeğin en iyisini Hz. Muhammed (s.a.a) için saklar; yatağını kendi yatağının yanında hazırlatır ve her zaman onu yanında bulundurmaya gayret gösterirdi. [9] Ebû Tâlib, çocuklarına öğle veya akşam yemeği vermek istediği zaman, "Oğlum (Muhammed) gelene kadar bekleyin" derdi. [10]

Bu koruma ve desteklemeler sonucu Ebû Tâlib ve hanımı Fatımâ bint Esed, Peygamber Efendimizin (s.a.a) annesi ve babası gibi oldular. [11] Fatımâ bint Esed şöyle diyor: “Abdulmuttâlib vefat edince Ebû Tâlib, Resûlullah’ın koruyuculuğunu üstlendi. Ben, Resûlullah’a bakıyordum, o ise beni anne diye çağırıyordu.” [12]

Ebû Tâlib, ticaret ve pazarlama işi yapar; koku (ettârlık) ve arpa alıp, satardı (zâhirecilik). [13]

Peygamber’imiz (s.a.a), amcası Ebû Tâlib’in ve eşi Hz. Hatice’nin (s.a) vefat ettiği yılı Hüzün Yılı (amu’l huzn) olarak adlandırmıştır. Ebû Tâlib’in (r.a) kabri, Mekke’de bulunan Hacûn mezarlığında babası Abdulmuttâlib’in yanındadır. [14]

* * *

Yengesi

Hz. Peygamber’imizin (s.a.a) yengesinin adı, Fâtıma bint Esed b. Hâşim b. Abdimenâf el-Kureşiyye el-Hâşimiyye’dir. Yengesi Fâtıma, Mekke’de dünyaya geldi.

Annesinin adı, Âmir b. Lueyy oğullarından Hubey bint Herem b. Revâha el-Kureşiyye’dir.

Kocasının adı, Ebû Tâlib Abdimenâf b. Abdilmuttâlib b. Hâşim el-Kureşî el-Hâşimî’dir. Kocası Ebû Tâlib, amcasının oğludur. Fâtıma bint Esed, İmam Ali’nin (a.s) annesidir. O, Fâtıma bint Muhammed’in (s.a.a) kayınvalidesidir.

Çocukları, Tâlib, Akîl, Câ‘fer ve Ali adında dört oğlu ve Ümmü Hânî, Cumâne adında iki kızı, bazı siyer âlimlerine göre ise Rebte (Reytâ) ve Esmâ ile birlikte dört kızı vardır.

Fâtıma bint Esed, Hatice bint Huveylid’den sonra Müslüman olan ilk kadındır. [15] Fâtıma bint Esed, yaya olarak Mekke’den Medine’ye ilk hicret eden kadındır. [16] Fâtıma bint Esed, Sahâbî’dir. Hz. Resûl-i Ekrem’den (s.a.a) kırk altı hadis rivâyet etmiştir. [17] Hz. Peygamber (s.a.a), dedesinin ölümünden sonra amcası Ebû Tâlib tarafından himâye edilince eşi Fâtıma bint Esed, Hz. Muhammed’e (s.a.a) sekiz yaşından itibaren annelik yapmıştır.

Hz. Resûl-i Ekrem (s.a.a), Fâtıma bint Esed’in ölümünü haber alınca: “Bugün annemi kaybettim” dedi ve gömleklerinden birini Fâtıma’ya kefen yapılması için gönderdi. Cenazesini Bakî Mezarlığı’na kadar taşıdı. Cenaze namazını kıldıktan sonra, kabre bir miktar toprak serpti ve "Allah’ım! Ben, onu sana emanet ediyorum." dedi. [18]

* * *

Çok Eşliliğin Nedenleri

Resûl-i Ekrem’in (s.a.a) eşlerine Ümmehâtü’l-mü’minîn “mü’minlerin anneleri” denir. Bu tâbir, Peygamber mü’minlere kendi nefislerinden daha evlâdır (daha yakındır ve önceliklidir) ve onun hanımları da onların (bütün inananların) anneleridir” [19] âyetine dayanmaktadır. Ümmehâtü’l-mü’minîn yanında “ezvâc-ı tâhirât” tabiri de kullanılır.

Ümmehâtü’l-mü’minîn’e hâs hükümler söz konusudur. [20] Kur’ân-ı Kerîm’de onların diğer kadınlardan farklı olduğu belirtilerek [21] konumlarına uygun biçimde davranmaları emredilmiş, günahlarına ve sevaplarına iki kat karşılık verileceği bildirilmiştir. [22] Mü’minlerin anneleri konumundaki eşlerini boşandıkları takdirde başkaları ile evlenmeleri Kur’ân’ın hükmüyle yasaklanmıştır. [23]

Resûl-i Ekrem’in (s.a.a) yaşadığı dönemde çok evlilik olağan bir durumdu. Kur’ân aynı anda çok kadınla evliliğe de sınırlama getirmiştir. [24] Bununla beraber Resûl-i Ekrem’in (s.a.a) Mekke dönemi boyunca tek eşi olmuştur. Medine devrinde birden fazla hanımla evlenmesinin çeşitli sebepleri vardır:

1. Bir kâbileden veya aileden kız alarak bu yolla İslâm toplumunun kaynaşıp bütünleşmesini sağlamak,

2. Kâbileler veya aileler arasında bozulan ilişkileri evlilik bağı yoluyla düzeltmek,

3. Savaşlarda mağlûp edilen düşmanların kızlarıyla evlenip onları İslâm’a girişini kolaylaştırmak,

4. Dine son derece bağlı bazı müslüman hanımları kocaları ölüp dul kalmaları üzerine korumasız kalan hanımları himâye etmek,

5. Araplar arasında evlilik konusunda yerleşmiş yanlış bazı âdetleri fiilî örnekle değiştirmek ve kadınları ilgilendiren bazı özel bilgileri hanımları vasıtasıyla diğer müslüman hanımlara öğretmekti. [25]

Resûl-i Ekrem’in (s.a.a) değişik zamanlarda on iki hanımı ve bir câriyesi (Mâriye) oldu. Eşleri Hz. Hatice (s.a), Hz. Zeyneb bint Huzeyme ve Hz. Reyhâne kendisinden önce vefat etti.

Hz. Hatice yirmi beş yıl ile en uzun süreli, Hz. Zeyneb ise birkaç ay ile en kısa süreli hanımı olmuştur.

Devam Edecek…

Takva, İrade ve Manevî Muhasebe
Takva, İrade ve Manevî Muhasebe
İçeriği Görüntüle

- - - - - - - - - - -

[1]- İbn Hacer, el- İsabe, c. 4, s. 115.

[2]- İbn Hacer, el- İsabe, c. 4, s. 115.

[3]- Ahmed b. Ali b. İnebe, Umdetu’t-tâlib fî ensâb-ı Ebî Tâlib, s. 20; Ahmed b. Muhammed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 209; İbn Şeh-raşûb, el-Menâkib, c. 1, s. 36; Hâkim en-Nişabûrî, Musterrek’u- Sa-hihayn, c. 3, s. 183; Şeyh Sadûk, Meânî’l-ahbâr, s. 121.

[4]- İbn Hacer, el- İsabe, c. 4, s. 115.

[5]- Ahmed b. Ali b. İnebe, Umdetu’t-tâlib fî ensâb-ı Ebî Tâlib, s. 23; Taberî, Târîh, c. 2, s. 2; Yâ‘kûbî, Târîh, c. 2, s. 111.

[6]- İbn Sa‘d, et-Tabakât, c. 1, s. 121.

[7]- İbn Sa‘d, et-Tabakât, c. 1, s. 121; Ahmed b. Ali b. İnebe, Umde-tu’t-tâlib fî ensâb-ı Ebî Tâlib, s. 30.

[8]- İbn Hacer, el- İsabe, c. 4, s. 115; İbn Şehraşûb, el-Menâkib, c. 1, s. 36.

[9]- İbn Sa'd, et-Tabakât, c. 1, s. 119.

[10]- İbn Şehraşûb, el-Menâkib, c. 1, s. 37.

[11]- Yâ‘kûbî, Târîh, c. 2, s. 14.

[12]- Hibetullah er-Râvendî, Harayic, c. 1, s. 139.

[13]- Abbas el-Kummî, el-Kunâ ve’l-elkâb, c. 1, s. 109: İbn Hişâm, es-Sîre, c. 1, s. 184; TDV İslâm Ansik-lopedisi, c. 10, s. 237.

[14]- Abbas el-Kummî, el-Kunâ ve’l-elkâb, c. 1, s. 108; Abdulhüseyin Ahmed el-Emînî en-Necefî, el-Gadîr fi’l-Kitâb ve’s-Sunne, c. 7, s. 330; c. 8, s. 3-29; Ahmed b. Ali Makrizi, İmtau'l-esmâ, c. 1, s. 45; Ali Nemâzî, Mustedrek’u-Sefîneti’l-bihâr, s. 435; Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 29; Cevâd Ali, el-Mufassal, c. 9, s. 697; İbn Esîr, el-Kâmil, c. 2, s. 37; İbn Hacer, el-İsâbe, c. 7, s. 235; İbn Hişâm, es-Sîre, c. 1, s. 179; c. 2, s. 371; İbn İshâk, es-Sîre, s. 47; İbn Kesîr, el-Bidâye, c. 2, s. 305; İbn Kayyım, Zâdu'l-meâd, c. 2, s. 46; İbn Sa'd, Tabakât, c. 1, s. 118, 125; İbn Şehrâşûb, Menâkıbu Âli Ebî Tâlib, c. 1, s. 34; Makkarî, Ezhâru’r-riyâz, c. 3, s. 73; Taberî, Târîh, c. 1 s. 1123; Yâ‘kûbî, Târîh, c. 2, s. 35.

[15]- Muhammed Bâkır Meclisî, Bihâru’l-envâr, c. 35, s. 8.

[16]- İbn Cevzî, Mekâtilu’t-tâlibiyyîn, s. 27.

[17]- Ömer Rızâ Kebâle, A’lamu’n- nisâ, s.33.

[18]- İbn Abdulberr, İstîâb, c. 4, s. 381; İbn Esîr, Üsdu’l-ğâbe, c. 7, s. 217; İbn Hacer, el-İsâbe, c. 4, s. 380; İbn Hudeyde, el-Misbâhu’l-mudî fî kuttâbi’n-Nebiyyi’l-ummî, c. 1, s. 70; İbn Kudâme, et-Tebyîn fî ensâbi’l-kureşiyyîn, s. 111; İbn Kuteybe, el-Maʿârif s. 71; Hâkim, el-Mustedrek, c. 3, s. 108; Heysemî, Mecmâʿuz-zevâʾid, c. 9, s. 356; Muhammed Bâkır Meclisî, Bihârul-envâr, c. 35, s. 8; Mut-takî el-Hindî, Kenzul-ummâl, c. 13, s. 636; İbn Sa‘d, Tabakât, c. 8, s. 222; Şevkânî, Derrus-sehâbe, s. 539; Zehebî, Aʿlâmu’n-nubelâ, c. 2, s. 118; Zubeyrî, Nesebu Ku-reyş, s. 39.

[19]- 33/Ahzâb: 6.

[20]- 33/Ahzâb: 28, 30, 31, 32, 33, 53, 59.

[21]- 33/Ahzâb: 32.

[22]- 33/Ahzâb: 30-31.

[23]- 33/Ahzâb: 53.

[24]- 4/Nisâ: 3.

[25]- Belâzürî, Ensâb, c. 1, s. 405; Heysemî, Mec-maʿuz-zevâʾid, c. 8, s. 273; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, c. 4, s. 1819; İbn Sa‘d, et-Tabakât, c.1, s. 422; c. 8, s. 52; Mizzî, Tehzîbü’l-Kemâl, c. 1, s. 191; Sâlihî, Ezvâcü’n-Nebî, s. 31; Munâvî, Feyzü’l-kadîr, c. 1, s. 429; Ne-vevî, es-Sîretü’n-nebeviyye, s. 28; Taberânî, el-Muʿcemü’l-kebîr, c. 22, s. 155; TDV İslâm Ansiklo-pedisi, c. 30, s. 421; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, c. 2, s. 109.