.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

İki zıt cinsiyet arasındaki ilişkiler konusundaki sorular özellikle üniversiteliler olmak üzere gençlerden birçoğunun zihnini ciddi şekilde meşgul etmektedir. Acaba esasında böyle bir irtibat caiz midir? Eğer caizse bunun sınırı nereye kadardır? Namahremle irtibat kurulduğunda hangi noktalara dikkat etmek gerekir? Dini kaynaklar açısından erkekle kadın arasında arkadaşlık ilişkileri kurulması nasıldır? Kızlarla erkekleri arkadaşlık ilişkisine yönelten faktörler nelerdir? Bu tür arkadaşlıkların ne gibi olumlu ve olumsuz sonuçları vardır?

Yukarıdaki sorular, bu bölümde dikkatle incelenecek önemli sorulardan bazılarıdır. Binaenaleyh bu bölümün konuları “Namahrem İlişkilerinde İslamî Yaşam Tarzı” ve “Kız-Erkek İlişkileri” olmak üzere iki başlık altında ele alınacaktır.

Namahrem İlişkilerinde İslamî Yaşam Tarzı

İki muhalif cinsiyet arasındaki ilişkiler hususunda ifratçı ve tefritçi görüşler vardır. Bazıları bu ilişkileri iki kardeş arasındaki ilişki haddinde yukarı çıkarmak suretiyle iki cins arasındaki ilişkilerde azami düzeyde serbestliği caiz görmüştür. Bazıları ise mutlakçı bir yaklaşımla farklı cinsle irtibatın her türlüsünü yasak saymıştır. İslam dini ise hayatın her alanına olduğu gibi bu konuya da denge getirmiş, İslamî toplumun bireylerini işlerde itidalli olmaya çağırmıştır:

 وَ كَذلِكَ جَعَلْناكُمْ أُمَّةً وَسَطاً لِتَكُونُوا شُهَداءَ عَلَى النَّاس 

“Böylece sizi insanlara şahit olasınız diye orta bir ümmet kıldık.”

Yani, kıblenizi orta bir kıble kıldığımız gibi sizi de insanlar arasındaki ifrat ve tefritte onlara orta yolun tanıkları olmanız için vasat bir ümmet kıldık. Öte yandan Yüce Allah hikmetinin gereği olarak insani ilişkileri ve bu cümleden farklı cinsler arasındaki ilişkileri en doğru şekilde açıklamıştır. Namahremle olan ilişkilerin bakış, konuşma ve temas gibi davranışlar kalıbında olabileceği tasavvuruna binaen bu bölümde bu konular üzerinde duracağız.

Bakmak

İnsanın şehvetini tahrik edecek ve onu Allah’ı anmaktan alıkoyacak fotoğraflara, kişilere veya görüntülere bakmak Yüce Allah tarafından yasaklanmıştır. Mümin erkekler ve kadınlara, bu tür sahnelerde göz yummaları emredilmiştir:

 قُلْ لِلْمُؤْمِنينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصارِهِم ... وَ قُلْ لِلْمُؤْمِناتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصارِهِن 

“Mümin erkeklere söyle: Gözlerini (namahreme bakmaktan) kıssınlar… Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (hevesin karıştığı bir bakıştan) kıssınlar…[1]

Bu tür sahnelerde göz yummanın çok değerli etkileri olur. Onlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Şehvet Zeminini Yok Eder

Şehvetin tuğyan etmesine mahal bırakmaz. Bu yüzden Emirü’l-Müminin (a.s) şöyle buyurmuştur:

نِعْمَ صَارِفُ الشَّهَوَاتِ غَضُّ الْأَبْصَار

“Bakışları kısmak, şehvetler için ne güzel engelleyicidir[2].”

Yine şöyle buyurmuştur:

ليس يزني فرجك إن غضضت طرفك

“Eğer bakışını kontrol edecek olursan eteğin zinaya bulaşmaz[3].”

Namahreme karşı gözü kontrol etmek nasıl şehvetin kontrolüne sebep oluyorsa aynı şekilde namahremle ilgili konulara, Örneğin elbisesine bakmaktan çekinmek de şehvetin kontrolüne vesile olur. Nitekim Hz. İsa Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur:

لَا تَكُونَنَّ حَدِيدَ النَّظَرِ إِلَى مَا لَيْسَ لَكَ فَإِنَّهُ لَنْ يَزْنِيَ فَرْجُكَ مَا حَفِظْتَ عَيْنَكَ فَإِنْ قَدَرْتَ أَنْ لَا تَنْظُرَ إِلَى ثَوْبِ الْمَرْأَةِ الَّتِي لَا تَحِلُّ لَكَ فَافْعَل

“Sana ait olmayana keskin şekilde bakma. Zira sen gözünü koruduğun sürece eteğin zinaya bulaşmaz. Eğer sana helal olmayan bir kadının elbisesine bakmaman mümkünse bunu yap.[4]

Zihnin Rahatlaması

Tahrik edici sahneleri görmüş olan bir kişinin gördüklerine ulaşması kesin değildir. Fakat gördükleri gönlünü meşgul edecek ve zihni tarumar olacaktır. Buna karşılık bakışın kontrol edilmesi, kişinin zihnini rahatlatmış olur. Emirü’l-Müminin (a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur:

مَنْ غَضَّ طَرْفُهُ أَرَاحَ قَلْبَه

“Bakışını (namahremden) kısan kimse kalbini rahatlatmış olur[5].”

İmanın Lezzetini Tatmak

İnsan, iman ve kulluğun tadına ulaşma başarısına nail olur. İmam Sadık (a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur:

النَّظْرَةُ سَهْمٌ مِنْ سِهَامِ إِبْلِيسَ مَسْمُومٌ مَنْ تَرَكَهَا لِلّٰهِ عَزَّ وَ جَلَّ لَا لِغَيْرِهِ أَعْقَبَهُ اللّٰهُ إِيمَاناً يَجِدُ طَعْمَه

“Bakmak, şeytanın oklarından zehirli bir oktur; kim sadece Allah için bunu terk ederse Allah ona, tadına varacağı bir iman verir[6].”

İlahi bir niyetle olmasa dahi haram bakıştan gözü korumak, insanı zina gibi günahlara düşmekten korur; tahassür ve üzüntüyü ondan giderir. Fakat iman ve kulluğu güçlendirmesi, ancak bu işin Allah rızası için yapılmasına bağlıdır.

Yukarıdaki delillere dayalı olarak şunu söylemek gerekir: Bakışı kontrol edip dizginlemek, kişiyi helak olmaktan alıkoyar. İmam Ali (a.s) bir rivayette bu gerçeğe işaret ederek şöyle buyurmuştur:

مَنْ غَضَّ طَرْفَهُ قَلَّ أَسَفُهُ وَ أَمِنَ تَلَفَه

“Bakışını dizginleyenin üzüntüsü az olur ve helak olmaktan güvende olur[7].”

Konuşma

Namahremle konuşmak, bazı cinsel sapmalara zemin hazırlaması mümkün olan konulardan biridir. Bununla birlikte bazen namahremle konuşmak kaçınılmaz bir durumdur. Bu yüzden birtakım hususlara riayet ederek bu tür konuşmalardan doğabilecek olumsuz etkileri en az seviyeye düşürmek gerekir.

Muhtevası Güzel Olan Sözü Kullanmak

Namahremle konuşurken sözün muhtevasının güzel olması ve cinsel içgüdüleri tahrik edecek konuları dillendirmekten kaçınmak İslamî adaptandır. Kur’an-ı Kerim, Hz. Yusuf (a.s) kıssasında, Züleyha ve Mısır kadınlarının Yusuf hakkındaki isteyişlerinden söz ediyor. Yusuf, onların konuşmaları ve tahrik edici sözlerini duyunca Allah’tan şöyle yardım istemiştir:

 قالَ رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَني‏ إِلَيْهِ وَ إِلاَّ تَصْرِفْ عَنِّي كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَ أَكُنْ مِنَ الْجاهِلينَ 

“Rabbim! Hapis, bunların beni davet ettikleri işten daha iyidir. Eğer onların düzenlerini benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum.”[8]

Bu ayetten anlaşılacağı üzere bu tarz konuların namahremle konuşulması o kadar tehlikelidir ki, temizlik ve kutsiyet abidesi olan Hz. Yusuf bile korkuyor ve kendisini böyle bir konumdan kurtarmak için zindana girmeğe razı oluyor.

Namahremle Şakalaşmaktan Kaçınmak

Namahremle şakalaşmak onlar arasındaki sınırı aşındıracağı ve aralarında günahın vuku bulma ihtimalini güçlendireceği için din önderleri namahremle şaka yapılmasından sakındırmışlardır.

Peygamberimiz (s.a.a), kendisinden nakledilen bir rivayette şöyle buyurmuştur:

مَنْ فَاكَهَ امْرَأَةً لَا يَمْلِكُهَا- حُبِسَ بِكُلِّ كَلِمَةٍ كَلَّمَهَا فِي الدُّنْيَا أَلْفَ عَامٍ فِي النَّار

“Mahremi olmayan bir kadınla şaka yapan bir erkek dünyada söylediği her kelime karşılığında (cehennemde) bin yıl hapsedilecektir[9].”

İmam Sadık’ın (a.s) öğrencilerinden olan Ebu Besir şöyle der: Kufe’de bir kadına Kur’an öğretiyordum. Bir gün ona bir şaka yaptım. Medine’de İmam Bakır’ın (a.s) huzuruna çıktığımda beni kınadı ve şöyle buyurdu:

مَنِ ارْتَكَبَ الذَّنْبَ فِي الْخَلَاءِ لَمْ يَعْبَأِ اللّٰهُ بِهِ- أَيَّ شَيْ‏ءٍ قُلْتَ لِلْمَرْأَةِ- فَغَطَّيْتُ وَجْهِي حَيَاءً وَ تُبْتُ- فَقَالَ أَبُو جَعْفَرٍ ع لَا تَعُد

“Kim gizlide bir günah işlerse Allah ona değer vermez. – O kadına ne söyledin? – Bunun üzerine ben utancımdan yüzümü kapadım ve tövbe ettim. İmam buyurdu: Bir daha yapma[10].”

Konuşurken Sesi İnceltmemek

İki cinsiyet arasında gerçekleşen konuşmada sözün muhtevasının güzel olması gerektiği gibi aynı şekilde bireylerin ses tonlarını da karşı cinsi tahrik edecek, onda ümit ve vesvese oluşturacak şekilde değiştirmemesi gerekir. Yüce Allah, Peygamberin (s.a.a) eşlerine hitaben şöyle buyurmuştur:

 يا نِساءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِنَ النِّساءِ إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذي في‏ قَلْبِهِ مَرَضٌ وَ قُلْنَ قَوْلاً مَعْرُوفا 

“Ey Peygamber’in hanımları! Takvalı olduğunuz takdirde siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Buna göre, kalbinde hastalık bulunan kimsede meyil oluşmasın diye nazik konuşmayın; uygun ve güzel söz söyleyin[11].”

Zaruret Miktarına Yetinmek

Hz. Musa (a.s) Mısır’dan yola çıkıp Medyen’e vardığında bir grup erkeğin bir kuyunun başına toplanmış olduklarını gördü. Onlar hayvanları için kuyudan su çekiyorlardı. Biraz uzakta da iki kadın gördü; onlar ise sadece koyunlarını gözetliyorlardı. Hz. Musa (a.s) onların davranışlarından şaşırdı ve sordu: “Ne yapmak istiyorsunuz?” (Neden koyunlarınıza su vermiyorsunuz?) Onlar şu cevabı verdi: “Çobanlar hayvanlarını çekmedikçe biz (koyunlarımızı) sulayamayız. Babamız da çok yaşlıdır.”[12](Bu işleri yapacak güçte değildir.)

Dikkat edilecek olursa bu konuşmada hiçbir fazla söz yok ve en kısa ifadeler kullanılmıştır. Hatta Hz. Musa koyunlarına su verdikten sonra hiçbir söz söylemeden onların yanından ayrılıp kendi yerine döndü.

 فَسَقى‏ لَهُما ثُمَّ تَوَلَّى إِلَى الظِّل 

“Onların koyunlarını suladı. Sonra bir gölgeye çekildi.”[13]

Bu da namahremle konuşurken en kısa söz ve zaruret ölçüsüne riayet etmenin istenen bir davranış olduğunu göstermektedir.

Bir Arada Bulunma Durumu

İki muhalif cinsiyetin bulunduğu ortam ve durumun irtibatın selameti veya fesadı açısından etkisi vardır. Bu yüzden İslamî kaynaklarda aşağıdaki hususların üzerinde önemle durulmuştur:

Namahremle Halvet Etmekten Kaçınmak: İki namahrem kişinin bulunduğu ortam başka insanların giriş imkânı olmayacağı şekilde tenha olmamalıdır. Zira karşı cinsten biriyle tenha bir ortamda halvet etmek, günahın gerçekleşmesi için zemin hazırlar.

İmam Sadık’ın (a.s) yarenlerinden Muhammed Tayyar şöyle der: Medine’ye vardığımda bir süre orada kalmak istiyordum. Bu yüzden kiralık bir ev aramaya başladım. İki odası olan bir ev buldum. Bir kapı odaları birbirinden ayırıyordu. Odalardan birinde genç bir kadın kalıyordu. Bu yüzden ben diğer odayı kiralamaktan vazgeçtim. Çünkü odaların birbirine bağlantısı vardı ve genç bir kadının yaşadığı bir evde kalmamın uygun olmayacağını düşünmüştüm. Fakat kadın, benim odayı kiralamam halinde aradaki kapıyı kapatacağını söyledi. Ben de bu şartla odayı kiralamayı kabul ettim. Fakat oraya yerleşmemin ardından kadın havadan faydalanmak bahanesiyle odanın kapısını açık bırakıyordu. Benim ısrarla kapıyı kapamasını istememe rağmen direniyordu ve bunu yapmıyordu. Bunun üzerine İmam Sadık’ın (a.s) huzuruna varıp durumu kendisine arz ettim. İmam buyurdu:

تَحَوَّلْ مِنْهُ فَإِنَّ الرَّجُلَ وَ الْمَرْأَةَ إِذَا خُلِّيَا فِي بَيْتٍ كَانَ ثَالِثُهُمَا الشَّيْطَان

“Oradan ayrıl; zira bir erkekle bir kadın bir odada yalnız kaldıklarında onların üçüncüsü şeytan olur[14].”

Karşı Cinse Mesafeli Olmak: İslamî yaşam tarzına göre karşı cinsle muaşerette irtibatın selameti açısından mesafeli bir tutum sergilemek büyük ölçüde etkilidir. Yüce Allah bu gerçeği Peygamberin (s.a.a) ashabına hatırlatarak şöyle buyurmuştur:

 يا أَيُّهَا الَّذينَ آمَنُوا ... وَ إِذا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتاعاً فَسْئَلُوهُنَّ مِنْ وَراءِ حِجابٍ ذلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَ قُلُوبِهِن 

“Ey iman edenler!.. Peygamber’in eşlerinden bir şey istediğiniz zaman, onu perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır[15].”

Ayetteki önemli nükte şudur: Yüce Allah, Peygamberin mümin ashabına ve o hazretin zevcesi olma nimetine ulaşmış eşlerine resmiyete riayeti tavsiye etmiştir. Buna göre bekâr, genç ve imanı zayıf bireylerin bu konuda daha hassas olmaları bir zarurettir. Kadının namahrem erkeklere karşı mesafeli duruşu, onun erkekler karşısındaki makam ve konumunu korumada faydalanacağı bir vesiledir.

Giyim ve Süslenme

Giyim tarzı ve süslenme şekli de karşı cinsle olan irtibatın istenen veya istenmeyen oluşu konusunda etkili bir faktör sayılmaktadır. İslamî kaynaklarda giyim ve süslenme konusunda müteaddit tavsiyeleri görmekteyiz.

Tesettürü Riayet Etmek: Erkek ve kadının doğru giyim şeklini riayet etmeleri, İslamî yaşam tarzının mısdaklarından biri sayılmaktadır. Fakat kadınlardaki özel çekicilik, onların tam şekilde örtünmeleri konusunun daha fazla vurgulanmasına neden olmuştur. Yüce Allah aşağıdaki ayette bu hükmün felsefesini beyan etmiştir:

 يا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْواجِكَ وَ بَناتِكَ وَ نِساءِ الْمُؤْمِنينَ يُدْنينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلاَبِيبِهِنَّ ذلِكَ أَدْنى‏ أَنْ يُعْرَفْنَ فَلا يُؤْذَيْن 

“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, cilbaplarını (uzun başörtülerini) üstlerine salmalarını söyle. Bu, onların tanınması ve incitilmemesi için daha uygundur[16].”

Bu ayetten Müslüman kadınların doğru bir tesettürü riayet etmeleri halinde tanınacakları ve taciz edilmeyecekleri anlaşılmaktadır. Bu ayet aynı zamanda tam tesettürün riayetine delalet etmektedir. Zira Yüce Allah “cilbap/başörtüsü kullansınlar” buyurmamış, bilakis başörtülerini üstlerine sarkıtmalarını emretmiştir. Yani kadınlar başörtüsünü doğru şekilde kullanmıyorlardı. Öyle ki saçları veya bedenlerinin bir kısmı açıkta kalıyordu. Fakat bu ayetin bir gereği olarak bedenleri ve saçlarını tam şekilde örtmekle sorumlu kılındılar. Bu nükte Nur suresinin 31. ayetinden de istifade edilmektedir:

 … وَ لْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلى‏ جُيُوبِهِن 

“Başörtülerini, yakalarının üzerine salıversinler. (Böylece boyunları ve sineleri de örtülmüş olsun).”

Süslenmekten Kaçınmak: Süslenmek bir kule gibi dikkat çekilmesine yol açtığı için Kur’an’da bu manaya gelen “burc” kelimesinden türetilmiş “teberruc” ifadesi kullanılmış ve kadınlar bundan men edilmişlerdir:

 وَ لا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجاهِلِيَّةِ الْأُولى 

“Cahiliye döneminde olduğu gibi açılıp saçılmayın.”[17]

Açılıp saçılma olayının cahiliye dönemi ile ilişkilendirilmesi de gerçekten dikkat çekici bir nüktedir. Bu, insanın kendisini göstermeye çalışmasının cahilce bir davranış olduğunu göstermektedir. Bu davranışın cahilce olmasının sebebi şu olabilir: Kişi kendisini göstermeye çalıştığında sadece fırsatçıların kendisinden faydalanmasının kapısını açmış olur ve bunun kendisi lehinde hiçbir olumlu sonucu olmayacaktır. Elbette kendini göstermek, başkalarının dikkatini çekmeye yönelik her türlü davranışı içeren oldukça geniş kapsamlı bir anlam taşımaktadır. Yüz ve elleri süslemek, parfüm kullanmak, başkalarını tahrik edip heyecanlandıracak model ve renkte ayakkabı ve elbise giymek vb. hususlar örnek olarak sunulabilir.

Bedenî Temas

Bedeni temasın tahrik edici yönüne binaen namahremle her türlü bedenî temas yasak kılınmıştır. Bu hususta birkaç rivayete işaret edilecektir. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

مَنْ صَافَحَ امْرَأَةً حَرَاماً جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَغْلُولًا- ثُمَّ يُؤْمَرُ بِهِ إِلَى النَّار

“Her kim namahrem bir kadınla tokalaşırsa kıyamet gününde zincire vurulmuş bir halde getirilir ve cehenneme atılması emrolunur[18].”

Namahremle kucaklaşmak konusunda ise şöyle buyurmuştur:

مَنِ الْتَزَمَ امْرَأَةً حَرَاماً قُرِنَ فِي سِلْسِلَةِ نَارٍ مَعَ شَيْطَانٍ- فَيُقْذَفَانِ فِي النَّار

“Her kim kendisine namahrem olan bir kadını kucaklarsa ateşten bir zincirle şeytana yaklaştırılır, sonra her ikisi de cehennem ateşine atılır[19].”

Kız-Erkek İlişkileri

Birçok soruya konu olan kız-erkek ilişkisi, bu bölümün ikinci kısmındaki lerin eksenini oluşturmaktadır. Bu kısımda işaret edilecek konulardan biri, ilişkinin tanımının yanında onun amaç ve sonuçları olacaktır.

Tanım: Burada kız-erkek ilişkilerinden kastedilen şey, “İki karşı cins arasındaki nispeten uzun ve sürekliliği olup iyice tanışmak, duygusal ve içgüdüsel ihtiyacı temin etmek, mesai arkadaşlığı, destek olma, merak giderme, diğerlerinden geri kalmamak refleksi vb. amaçlarla kurulan irtibattır ki çoğunlukla duyguların dışa vurulması ile birliktedir.”

Bu tür ilişkiler aşağıdaki şu özellikleri taşır:

• Genellikle uzun olup süreklilik taşır.

• Karşılıklı duygusal mesajlar ve hissiyat paylaşımına sahiptir.

• Çoğunlukla gizli şekilde ve ailelerden habersizce gerçekleşir.

• Çoğunlukla resmi olmayan park, sinema vb. yerlerde gerçekleşir.

Bu Tür İlişkilerdeki Amaç

Daha önce de belirttiğimiz gibi kız-erkek ilişkilerinde etkili olan çok farklı amaçlar vardır. Aşağıda bunlardan bir kısmına işaret edeceğiz:

Sevgi kazanma ihtiyacı: Anne ve babası tarafından sevgi görmemiş ve ailesinde duyguları ve hissiyatına karşılık bulmamış kız ve erkek, çoğu zaman bu ihtiyacını temin etmek için karşı cinsin sevgisine doğru yönelir[20].

Merak: Bazı kızlar ve erkekler karşı cins hakkında gerekli bilgiye sahip olmadıkları için bu hususta birtakım bilgilere ulaşmak isterler. Başkalarının deneyimlerine değer vermezler ve bu bilgiye bizzat ulaşmayı arzu ederler.

Karşı cinse duyulan içgüdüsel ihtiyaç: Gençlik çağı cinsel dürtülerin coştuğu ve karşı cinse meylin arttığı bir dönemdir. Dolayısıyla kendisinde bu duyguları hisseden ve onu evlilik yoluyla tatmin etme gücüne sahip olmayan gençler bu tür ilişkilere yönelirler.

Toplumsal şahsiyet düzeyinin yükseltilmesi: Bazı toplumlarda karşı cinsle arkadaşlık kurmak bireyin toplumsal olgunluğu ve sosyal konumunun gelişmesinin alameti sayılır! Hatta bu tür toplumlarda birey, karşı cinsten ne kadar fazla arkadaş edinmişse o ölçüde sosyal olgunluk ve güç kazanmış demektir!

İnsan sevgisi düşüncesiyle: Bazı zamanlar birey, hayırseverlik duygusu ve karşı cinsin sorunlarını çözmek için onunla geniş ve sürekliliği olan bir irtibata geçer; onun müşküllerini halletmek için derdine ortak olur ve kendisiyle duygudaşlık eder.

Eş seçmek için: Karşı cinsle arkadaşlık kurmak isteyen fertlerin çoğunun amacı bu vesileyle tarafı iyice tanıyıp değerlendirmek ve isteğine uygun olduğu teşhisinde bulunması halinde onunla evlenme konusunu gündeme getirmektir. Bunlara göre bu tür ilişkiler karşı tarafı doğrudan tanıyabilme olanağını sunduğu için akabinde yapılacak evlilik sağlam olur.

Kız-Erkek İlişkisinin Sonuçları

Karşı cinsle irtibat kurmanın olumlu ve olumsuz birtakım sonuçları vardır. Şimdi kısaca bunlara değinelim:

Olumlu Sonuçları

Bu tür ilişkiler için sayılabilecek bazı olumlu özellikler şunlardan ibarettir:

Karşı cinsin özelliklerini tanıma: İrtibat bireyin karşı cins hakkındaki bilgisini artırabilir ve bir ölçüde onun özellikleri, düşünceleri, duyguları ve davranışlarını anlamasına yardımcı olabilir.

Kastettiği kişinin özelliklerini tanıması: İrtibat sayesinde hiçbir aracı olmaksızın ve başkalarının sözlerine dayanmaksızın direkt olarak karşı taraf hakkında kişisel gözlemlere dayalı bilgi elde edilmiş olur.

Duygusal ihtiyaç temin edilir: Bu tür ilişkilerin sonuçlarından biri de duygusal ihtiyaçların temin edilmesidir. Bu mesele özellikle aile içinde yeterli duygusal destekten mahrum olan bireyler hakkında sadıktır.

Olumsuz Sonuçları

Fakat karşı cinsle irtibatın aşağıdaki birtakım olumsuz sonuçları da vardır:

Yapmacık davranış: İrtibat karşı tarafı daha iyi tanımak ve güven oluşturmanın mukaddimesi olması açısından doğal olmayan birtakım yapmacık davranışlar gösterme ihtimalini artırmaktadır. Burada kişi, haddinden fazla edep ve saygıya riayet eden, cömertçe davranışlar sergileyen ve karşısındakine oldukça fazla ilgi duyduğunu sahneleyen bir rolü oynamaya başlar. Dolayısıyla aldatıcı davranışlarla karışma ihtimali olduğu için böyle bir irtibatla oluşan tanıyışa pek de güven duyulamaz.

Âşık olmak: İki karşı cins arasında uzun süren bir ilişki onlar arasında ilgi, muhabbet ve aşka yol açar. Bu açıdan meseleye yaklaştığımızda kendisini tanımak için ilişki kurduğumuz kişiyi ciddi ve çok yönlü şekilde tanıma zemini ortadan kalkmış olur. Hatta onun yakin ettiğimiz beğenilmeyen davranışlarını bile mazur göstermeye çalışırız. Nitekim Peygamberimiz (s.a.a) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

«حُبُّكَ لِلشَّيْ‏ءِ يُعْمِي وَ يُصِم.»

“Bir şeye duyduğun muhabbet (o konuda) kör ve sağır eder[21].”

Istırap: Karşı cinsle ilişki kuran kişiler, birçok kaygıdan dolayı ıstırap çekerler:

• Karşı tarafın ilişkiyi bitirmesi kaygısı

 Başkalarının bu ilişkiden haberdar olması kaygısı (anne-baba, akrabalar, tanıdıklar, rakipler vs.)

• Günah duygusu ve Allah’a itaatsizlik kaygısı

• Ailelerin karşı çıkma ihtimali ve evliliğin gerçekleşmemesi kaygısı

Konsantrasyon kaybı: Yukarıdaki endişe ve kaygılar bireylerde zihin karışıklığı yaratır ve konsantrasyon kaybına yol açar. Bu tür kişiler bazen önlerindeki kitaba saatlerce baktıkları halde bir satırını bile anlayabilmek için yoğunlaşamazlar! Konsantrasyon kaybı ve ıstırap yüzünden tahsil hayatlarında büyük bir düşüş yaşarlar.

Karşı tarafın suiistimal olasılığı: Karşı tarafın diğer özelliklerinde olduğu gibi gerçek niyetinin de meçhul olması farz edilebilir. Bu yüzden gerekli ahlaki olgunluğa sahip olmadığı için irtibatı kötüye kullanması, gerçekten uzak bir olasılık değildir. Ona duyulan aşk ise bu suiistimal için daha fazla zemin oluşturur. Zira kişi, karşı tarafa duyduğu aşk ve onu kaybetme korkusuyla, kendine göre güven kazanmak için onun isteklerine teslim olur.

İlişkinin tek taraflı olarak kesilmesi: Suiistimalin ardından gelen sonuç ise genellikle ilişkinin kötüye kullanan kişi tarafından kesilmesidir. Bu şartlarda suiistimal eden kişi, ilişkinin açığa çıkmasının toplumsal etkilerinden korktuğu için karşı tarafla olan irtibatını keserek onu bir dünya dolusu pişmanlık ve tahassürle baş başa bırakır.

Umutsuzluk: Psikolojik bunalım ve bireyin umutsuzluğa düşmesi, tek taraflı olarak bitirilen bir ilişkinin en önemli sonuçlarından sayılır. Dostane ilişkilerinin bir anda sona erdiğini gören birey, kendisini çözümü imkânsız sorunlar yığınının arasında boğulmuş olarak görür, mutlu bir geleceğe dair umudunu kaybeder. Özellikle konuyu ailesi ve diğerleriyle paylaşıp onların çözüm için yardımını alamayan kişinin durumu daha da zordur.

Karşı cinse bedbin/kötümser olmak: Daha önce de belirttiğimiz gibi irtibatın sonuçlarından biri, karşı cinsi tanımaktır. Fakat irtibatın sonu zikredilen noktalara varacak olursa sadece karşı cinsi iyice tanıma sonucunu vermemekle kalmaz. Bununla birlikte bireyin, sürekli olarak karşı cins hakkında bir tür güvensizlik ve bedbinlik duygusu taşımasına yol açar. Bu kötümserlik duygusu bireyin gelecekteki evliliğini de tehlikeye düşürür.

Güvenin azalması: Bu ilişki izdivaç ve evlilikle sonuçlanabilir. Ama evlenmiş olmaları halinde bile taraflardan hiçbiri diğerine tam olarak güven duymaz ve her an eşinin başkalarıyla kendisini aldatacağı ihtimalini düşünür. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

مَنْ وَضَعَ نَفْسَهُ مَوَاضِعَ التُّهَمَةِ فَلَا يَلُومَنَّ مَنْ أَسَاءَ بِهِ الظَّن

“Kendini töhmet yerlerine bırakan kimse, kendisine su-i zanda bulunan kimseyi kınamamalıdır[22].”

Ortak hayatın sancılı olması: İrtibat sonucu oluşan gönül bağlılığı tarafların şiddetli bir şekilde birbirlerine âşık olmalarıyla sonuçlanır. Bu yüzden birbirleri hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan evlenirler. Tabii olarak evlilikle oluşan müşterek hayattan bir süre geçtikten sonra ilk zamanlardaki aşk normal haddine döner. Böylece her birinin kusurları tedrici olarak ortaya çıkar ve karşı tarafın dikkatini çekmeye başlar. Bu aynı zamanda düş kırıklığı ve soğumanın başlangıcıdır ki neticesi, ayrılma veya sürüp giden bir tartışmadır.

Genel olarak şunu söylemek mümkündür: Her ne kadar irtibatın birtakım cüzi faydaları olsa da öncelikle bu faydalar sathi ve eksiktir. Ayrıca bu cüzi faydaları elde etmek için ağır ve telafisi mümkün olmayan bir bedel ödenmiş olur ki burada kızların erkeklere nazaran mağduriyeti daha fazladır.

Belki de bu istenmeyen sonuçlarına binaen İslam dini bu tür ilişkileri caiz görmemiş ve yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle gelmiştir:

 الْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّباتُ وَ طَعامُ الَّذينَ أُوتُوا الْكِتابَ حِلٌّ لَكُمْ وَ طَعامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْ وَ الْمُحْصَناتُ مِنَ الْمُؤْمِناتِ وَ الْمُحْصَناتُ مِنَ الَّذينَ أُوتُوا الْكِتابَ مِنْ قَبْلِكُمْ إِذا آتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحْصِنينَ غَيْرَ مُسافِحينَ وَ لا مُتَّخِذي أَخْدان 

“Bugün temiz şeyler size helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helaldir ve sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ve kitap ehlinden iffetli kadınlar da, zinadan uzak durarak ve gizli dost tutmayarak iffetli olup mehirlerini vermeniz kaydıyla (size helaldir)[23].”

Başka bir ayette kadınları karşı cinsle dostluk ilişkisi kurmaktan men etmiştir:

 وَ مَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلاً أَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَناتِ الْمُؤْمِناتِ فَمِنْ ما مَلَكَتْ أَيْمانُكُمْ مِنْ فَتَياتِكُمُ الْمُؤْمِناتِ وَ اللّٰهُ أَعْلَمُ بِإيمانِكُمْ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَانْكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَ آتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ مُحْصَناتٍ غَيْرَ مُسافِحاتٍ وَ لا مُتَّخِذاتِ أَخْدان 

“Sizden mümin hür kadınlarla evlenmeye mal varlığı yönünden gücü yetmeyen kimse, sahip olduğunuz mu‌min cariye kızlarınızla evlensin. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Fuhuştan uzak durup iffet ölçülerine riayet etmeleri ve gizli olarak kendilerine dost edinmemeleri hâlinde onlarla ailelerinin izniyle evlenin, mehirlerini de uygun şekilde onlara verin[24].”

Yukarıdaki ayetten anlaşılacağı üzere dostluk ilişkisi ile zina farklıdır. Bu yüzden onun yanında zikredilmiş ve Yüce Allah tarafından yasaklanmıştır.

Özet

  • Gözü tahrik edici sahnelerden koruyup kontrol etmenin, şehvet zeminini ortadan kaldırmak, konsantrasyon, zihnin rahatlaması, imanın tadına varılması ve helak olmaktan güvende bulunmak gibi istenen neticeleri vardır.

  • Muhtevanın beğenilir olması, sohbet esnasında şakadan ve ses tonunu inceltmekten kaçınmak ve diyalogda zaruret ölçüsüne yetinmek İslamî yaşam tarzında namahremle konuşurken riayet edilmesi gereken hususlardır.

  • Namahreme mesafe koymak ve onunla halvetten kaçınmak, namahremle paylaşılan ortamın selametine sebep olur.

  • Giyim ve süslenme mevzuunda, tam tesettürlü olmak ve kendini [namahreme] göstermek için süslenmekten kaçınmak İslamî bir yaşam tarzının özelliklerindendir.

  • Bedenî temas tahrik edici olduğu için İslamî öğretilerde namahremle her türlü fiziki temas ve dokunma yasaklanmıştır.

  • Kız-erkek ilişkilerinden kastedilen şey; “iki karşı cins arasındaki nispeten uzun ve sürekliliği olup evlenmek için iyice tanışmak, duygusal ve içgüdüsel ihtiyacı temin etmek, mesai arkadaşlığı, destek olma, merak giderme, diğerlerinden geri kalmamak refleksi vb. amaçlarla kurulan irtibattır ki çoğunlukla hissiyat/duyguların izharı ile birliktedir.”

  • İrtibat sayesinde karşı tarafın özelliklerine dair belli ölçüde bilgi elde edinilmiş ve duygusal ihtiyaç karşılanmış olur.

  • Yapmacık davranış, âşık olma, ıstırap, konsantrasyon kaybı, karşı taraftan sûistifade etmek, ilişkinin tek taraflı bitirilmesi, umutsuzluk, karşı cinse bedbin olmak, güvenin azalması ve müşterek hayatta sarsıntı yaşanması gibi olumsuzluklar, kız-erkek ilişkisinin muhtemel afetlerindendir.

          İslamî öğretilere göre kızla erkek arasındaki arkadaşlık ilişkisi caiz değildir.

[1]     Nur, 30-31.
[2]     Tasnif-i Gureru’l-Hikem ve Dureru’l-Kelim, s. 260.
[3]     Tahriru’l-Mevaizu’l-Adediye, Ali Mişkini, s. 109.
[4]     Mecmuey-i Veram, Veram b. Ebi Feras, c. 1, s. 62.
[5]     Tasnif-i Gureru’l-Hikem ve Dureru’l-Kelim, s. 260.
[6]     Men La Yehzuruhu’l Fakih, c. 4, s. 18.
[7]     Tasnif-i Gureru’l-Hikem ve Dureru’l-Kelim, s. 260.
[8]     Yusuf, 33.
[9]     Bihar’ul Envar, c. 73, s. 363.
[10]    Bihar’ul Envar, c. 46, s. 247.
[11]    Ahzab, 32.
[12]    Kasas, 23.
[13]    Kasas, 24.
[14]    Men La Yehzuruhu’l-Fakih, c. 4, s. 341.
[15]    Ahzab, 53.
[16]    Ahzab, 59.
[17]    Ahzab, 33.
[18]    Bihar’ul Envar, c. 73, s. 363.
[19]    A.g.e, c. 73, s. 334.
[20]    Evamil ve Asibhay-i Revabit-i Nasalim-i Duhter ve Peser, Mehbube Cukar, Feslname-i Tahassusi-yi Tahura, Kum, Müessesey-i Amuzeş-i Ali-yi Bintu’l-Hüda, üçüncü yıl, sayı 5, 1389, s. 33-64.
[21]    Bihar’ul Envar, c. 74, s. 167.
[22]    Nehc’ül Belaga, 159. Hikmetli Söz.
[23]    Maide, 5
[24]    Nisa, 25.