.
.
Ehlader Araştırma Bölümü
Fahr-i Kâinat Efendimiz Muhammed Mustafa (saa) şöyle buyurdu:
İsrailoğulları’ndan üç kişi çıktıkları bir yolculukta mola verip bir mağarada Allah’a ibadet etmeye koyuldular. Aniden dağın tepesinden büyük bir taş kopup gelerek mağaranın giriş kapısını tümüyle kapattı; artık çıkmaya imkân da yoktu. Bu durumu gördüklerinde, artık öleceklerine emin oldular. Birbirleri ile uzun uzadıya istişareden sonra birbirlerine şöyle dediler:
“Allah’a andolsun ki, Allah Teâla ile kalpten doğru konuşmadıkça artık ölüm tehlikesinden kurtulmak mümkün değil. Yüce Allah’ın bizi bu sıkıntıdan kurtarması için herkes, Allah rızası için yaptığı ameli O’na arz etmelidir.”
Onlardan biri şöyle dedi:
“Allah’ım! Sen çok iyi biliyorsun ki, ben çok güzel bir kadına âşık oldum, onun razı etmek uğruna ve ona ulaşmam için çok mal harcadım, onunla baş başa kalıp günah işlemeğe hazır olduğumda, o an cehennemin ateşini hatırladım. Bundan dolayı o kadından el çekerek oradan uzaklaştım. Allah’ım! Eğer benim bu işim, senden korkudan dolayı olup senin hoşnutluğa sebep olmuşsa, bu taşı mağaranın önünden kaldır!”
O sırada taş, ışığı görecekleri şekilde birazcık da olsa kenara kaydı.
Onlardan ikincisi ise şöyle dedi:
“Allah’ım! Sen biliyorsun ki, ben bir grup insanı çalışmaları için kiraladım. İş bittiğinde onlardan her birine yarım dirhem vermeyi kararlaştırmıştık. İşlerini yaptıklarında ben onlardan her birisinin ücretini verdim. Ama onlardan biri, yarım dirhemi almaktan çekindi ve şöyle dedi: ‘Benim ücretim bundan daha fazla olmalıydı. Çünkü ben, iki kişi kadar iş yaptım. Yeminler olsun bir dirhemden azını kabul etmem.’
Nihayetinde ücretini almadan gitti. Ben de o yarım dirhemle tohum alıp ektim; Allah Teâla da bereket verdi, çok mahsul topladım. Bir müddet sonra, ücretle çalışan aynı adam yanıma gelerek ücretini talep etti. Ben yarım dirhem yerine 18 bin dirhem (sermayenin aslını ve karını) ona verdim. Allah’ım! Eğer bu işi, yalnız senden korkarak ve senin rızan için yapmış isem, bu taşı bizim yolumuz üzerinden kaldır!”
Bu esnada taş hareket ederek, biraz daha kenara kaydı; ama hala dışarı çıkamıyorlardı.
Onlardan üçüncüsü ise şöyle dedi:
“Allah’ım! Sen biliyorsun ki, benim (yaşlı) bir anne ve babam vardı; her gece onlara, içmeleri için süt getiriyordum. Bir gece eve geç geldim, onların uyumuş olduklarını gördüm. Süt kabını onların yanına bırakarak gitmek istedim, ama bir böceğin onun içerisine düşmesinden korktum. Bu nedenle onları süt içmeleri için uykudan kaldırmak istedim sonra rahatsız olmalarından korktum, bundan dolayı, onlar uyanana dek başuçlarında oturdum, uyandıklarında sütü onlara verdim. Allah’ım! Eğer ben bu işi senin rızan için yapmış isem bu taşı bizim yolumuzdan uzaklaştır.”
Derken taş aniden hareket etti, bu hareket neticesinde büyük bir yarık açıldı. Böylece o mağaradan çıkıp (ölüm tehlikesinden) kurtulmuş oldular.[1]
- - - - - - - - - - - -
[1] Bihar, c. 14, s. 421, 427; c. 70, s. 244, 380 az bir farklılıkla.





