.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Servet ve Güç, Sahte Ariflerin Kullandığı Yemdir

Yeni inanç ve gruplar üretenlerin, insanları kendilerine çekmek için kullandıkları yöntemler büyük oranda birbirine benziyor. Bu insanlar genellikle ilk olarak zengin ve varlıklı insanları hedef olarak seçiyorlar. Sonuçta bu tür bir planı yürütmek her şeyden önce ekonomik bir güç gerektiriyor. Güç kullanmak insanları uydurma bir inanca inandırmak için uygun bir seçenek değildir. Bunun için reklam ve iştah kabartma gibi yöntemlere başvurulmalıdır ve bu yöntemler de ancak ekonomik bir güç sayesinde uygulanabilir. Dolayısıyla kendisinden yeni uydurma inançlar çıkaranların ilk işi zengin ve varlıklı insanları avlamaktır.

Tevekkül ve Kendine Güvenmek Tevekkül ve Kendine Güvenmek

Peki, zengin insanları çekmek için hangi yöntem kullanılmalıdır? Cevap çok basit; insanda fıtrî olarak var olan dinî duygular ve irfân içgüdüsü. Daha önce değindiğimiz üzere fıtrî olarak ve yaratılış itibariyle insanda Allah peşinde olmak duygusu ve irfânî konulara eğilim içgüdüsü vardır. Bu art niyetli insanlar, yüce Allah’ın insanlara vermiş olduğu bu fıtrî eğilimleri kötüye kullanarak bu insanların güvenini kazanmaya çalışıyorlar. İnsanlar doğal olarak ve yaratılışları itibariyle bu eğilimlerini doyurmaya çalışıyorlar. Bu insanlar ise uydurdukları inançlarla insanların bu eğilimlerine yön vermeye çalışıyorlar ve bu şekilde insanları kendi istedikleri yönde kullanıyorlar. Gerçekte bu insanlar, insanların dinî eğilimlerini sahte inançlarla doyurarak onları kendi hedefleri doğrultusunda kullanmış oluyorlar.

İnsanların irfânî yönünü doyurmanın en kolay yolu çok az bir çabayla büyük irfânî makamlara ulaşılabildiğini insanlara inandırmaktır. İnsanın tabiatında rahatlık peşinde olmak vardır ve insan her zaman az bir çabayla büyük sonuçlar elde edebilmek arzusunu taşıyor. Bu gerçek, irfân için de geçerlidir ve bir gecede bütün aşamalardan geçip de büyük irfânî makamlara ulaşmayı gerçekçi gören insanların sayısı az değil. İşte sahtekâr insanlar, insanların tam da bu yönünü kullanarak kirli emellerine ulaşmayı hedefliyorlar. Şöyle diyorlar: En kısa zamanda ve en az sıkıntıyla saadete ulaşmak istiyorsanız Allah’a varmış olan bir kutba biat edin. İşte bu kadar kolay. Bir el öpmek ve bir biatle bütün sorunlar çözülecektir ve mânâ âleminin bütün kapıları, cennetin bütün kapıları ardına kadar size açılacaktır. Yıllarca ibadetle uğraşıp kendinizi yormaya hiç gerek yok. Onca dinî hükmün inceliklerini aklınızda tutup her an stres yaşayacağınıza bir defa sayın kutba biat edin yeter. Sayın kutup bir defa elini sizin başınıza sürdü mü iş bitti. Biraz gecikme yaşansa da tedirgin olmayın, yakında büyük manevî makamların tadını çıkaracaksınız.

Bu eşkıya sıfatlı sahtekâr insanlar bu tür hayalleri insanlara aşılayarak onları Allah’a varmak için çok kolay ve masrafsız bir yol olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. İstediğiniz kadar günah yapıp dilediğiniz pisliğe bulaşabilirsiniz, bunun telafisi için sadece sayın kutba bir biat etmeniz yeterlidir ve biat da ücretsizdir.

İnsan gerçekten bu yolla en yüce irfânî makamlara ulaşabiliyorsa bundan daha iyi ne olabilir. Bütün günahlar serbesttir ve tüm günahların tek telafi yolu sayın kutba bir defa biat etmektir. En fazla haftada bir zikir halkalarına katılırsınız ve yılda bir defa kutbu yakından ziyaret ederseniz, olur biter. Sonrasında ise artık hiçbir şeyi düşünmenize gerek yok.

Birileri insanları bu düşüncelere inandırabilirse doğal olarak amacına ulaşmak yönünde çok büyük başarılar elde edecektir.

İnsanların kanını emerek büyük servetler elde edip de vicdan azabından kurtulmak için servetinin küçük bir parçasını sayın kutba bahşedip bir gecede geçmişindeki bütün haksızlıkları sildiren ve aynı gecede büyük irfânî makamlara sahip olup da Allah’ın arşında özel bir köşeye oturtulan insanlar az değildir.

Gerçekten bu işin yolu buysa bu düşüncedeki insanlar hiçbir zarara uğramadıkları gibi sayın kutba sundukları birkaç hediyeyle en büyük insanî makamlara ulaşmışlardır ve ahirette peygamberler ve evliyaların yanında yer alacaklardır. Bu insanlar, zamanın kutbuna bağlandıkları için artık hiçbir sorun yaşamayacaklardır.

Maalesef bu yöntem çok etkili olmuştur ve iki grup insan bu yöntemden daha fazla etkilenmiştir. Birinci grup az önce bahsettiğimiz varlıklı insanlardır. İkinci grup ise bir ömür boyunca insanlara olmadık haksızlıkları yapıp da hayatının son yıllarında vicdan azabından kurtulmak için bu yola baş koyan eski devlet adamlarıdır. Özellikle eski yıllarda yönetimden aldıkları destekle insanları türlü şekillerde ezen köy ağaları, beyler ve benzeri insanlar kapkaranlık kalplerindeki son iman ışığı sönmemişse ve hala kıyamet ve ahiret hesabına inanıyorlarsa bu yola başvuruyorlardı. Bu insanlar, tüm yaptıklarına aynen devam edip de aynı zamanda ahiret azabından da kurtulmak istiyorlardı ve bunun yanında onlara evliyaullahla komşu olmak vaat edildiğinde artık bu yolda az bir harcama yapmak gözlerine gelmiyordu bile.

Uydurma gruplar ve mezhepler çıkaran insanlar her zaman ikinci gruptaki yağlı lokmaları avlamaya çalışmışlardır. Bu sahtekâr insanların kullandığı yöntem ise her zaman aynı yöntemdir. Telkinlerle güç sahibi insanları yapmış oldukları ve yapacakları haksızlıklar yönünden rahatlatmak. Sayın kutba bir defa biat edip, ona saygı gösterip, arada bir zikir söyleyip de kalın bir bıyık bırakarak bütün muhtemel uhrevî sorunlardan kurtulmayı ve evliyaullah safında yer almayı vaat etmek.

Yeni inançlar uyduran sahtekâr insanlar, bu iki gruptaki insanları avladıktan sonra yani servet sahibi ve güç sahibi insanları ele geçirdikten sonra bu insanları diğer insanları ele geçirmek için birer araç olarak kullanacaklardır. Örneğin fakir insanları çok varlıklı müritlerinin yanına göndererek ve bu insanların mali sorunlarını bu şekilde çözerek bu insanları kendilerine bağlıyorlar. Aynı şekilde filan beyin, falan ağanın yönetimindeki bölgede yaşayan insanların bu kişinin eziyetlerine daha az maruz kalmak adına onun inancına girdiğini ve bu şekilde kendisini bir nebze korumaya aldığını görüyoruz. Yani yönetici ile aynı inancı paylaşmak onun eziyetlerinden bir nebze korunmak için bir araç olarak kullanılıyordu. Sonuç olarak zengin ve güç sahibi insanları avlamak normal halkı avlamak için çok müsait bir zemin oluşmasına vesile oluyordu.