.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

الم  ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ
 

“İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidâyettir.”


 

* * *


Sözlükte okumak, toplamak, bir araya getirmek olan Kur’ân, Allah tarafından Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.a) vahyedilen, Peygamberimiz’den itibaren de nesillerden nesillere tevatüren nakledilmiş, mushaflarda yazılı bulunan ilâhî bir kitaptır.[1]

Kur’ân: Allah’ın (c.c) zâtından ve insandan bahseder. İki cihanda saadete ulaşmanın yolunu gösterir. Cenneti müjdeler, cehennemi hatırlatır. Bunun için de elçi ve örnek olarak Hz. Muhammed’i (s.a.a.), rehber olarak da Kur’ân’ı bizlere göstermiştir. Hadîd sûresinde buyuruluyor:

Eşitliğe Riayet Etmek ve Ayrımcılıktan Kaçınmak Eşitliğe Riayet Etmek ve Ayrımcılıktan Kaçınmak

“Andolsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik…”[2]

 


Allah Teâla Kur’ân-ı Kerîm’i âyetlerde bize şöyle tarif ediyor:

“İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidâyettir.”[3]

“Doğrusu bu Kur’ân en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan mü’minlere büyük ecir olduğunu, âhirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.”[4]

“Kur’ân, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Kur’ân hidâyettir, Kur’ân şifâdır.”[5]

Kur’ân’ı tasdik eden müslümanlar Allah’ın ve Hz. Peygamber’in dostu olurlar. Allah’ın dostluğunu kazanmanın mükâfatı ise Yunus sûresinde şöyle bildirilir:

“İyi bilin ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar Allah’a inanmış ve O’na karşı gelmekten sakınmışlardır. Dünya hayatında da, âhirette de müjde onlaradır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.”[6]

 


Bizler, hem Kur’ân-ı Kerîm’i okumalı, iyi anlamaya çalışmalı hem de O’nu başkalarına öğretme gayreti içinde olmalıyız.

Kur’ân-ı Kerîm’i okumanın ve özellikle anlamanın önemi noktasında bir âyette “Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; âyetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.”[7] buyurarak, bizlere bunu hatırlatıyor. Öyle ise ailemize ve toplumumuza Kur’ân-ı öğretmeliyiz. Başta camilerimizdeki Kur’ân kurslarına katılmalarını sağlamak yoluyla, çocuklarımızı Kur’ân’la buluşturmalıyız. Hem kendi hayatımızda, hem de çocuklarımızın hayatında Kur’ân ahlâkını canlı tutmalıyız. Zira bizlere bu konuda en büyük rehber ve örnek olan Sevgili Peygamberimizin ahlâkını anlatırken zevcesi; “Onun ahlâkı Kur’ân idi”[8] diye anlatır.

 


Hidâyet kaynağımız olan Kurân-ı Kerîm’in lafzını da manasını da okumalıyız. Kur’ân okuyanlar için Allah Resülü; “Kur’ân okuyan mü’min turunç gibidir, kokusu da güzeldir tadı da güzeldir. Kur’ân okumayan mü’min hurma gibidir, kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kur’ân okuyan münafık reyhan otu gibidir, kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kur’ân okumayan münafık ise ebucehilin karpuzu gibidir, kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır.”[9] buyurarak dört sınıf insandan bahsediyor. Öyle ise gönlümüzdeki imânı Kur’ân’la buluşturmalıyız. Kur’ân’la iletişim kurmak Allah (c.c.) ile konuşmak demektir. Bu gerçeği hiçbir zaman unutmayalım.

Yazımızı bir duâ ile bitirelim:

“Allahümme zeyyinnâ bizîneti’l Kur’ân”

“Allah’ım! Bizi Kur’ân’ın ziynetiyle süsle.”



Emin ŞAHİN

- - - - - - - - - - -


[1] Diyanet İslam İlmihali, Sh. 58.
[2] Hadîd, 57/25.
[3] Bakara, 2/2.
[4] İsra Suresi, 17/9-10.
[5] Bakara Suresi, 2/185.
[6] Yûnus, 10/62- 64.
[7] Sad, 38/29.
[8] Diyanet İslam İlmihali, Sh. 367.
[9] Diyanet Dergisi, Ocak 2013.

Editör: Hasan Bedel