.
.

Düşüncelerin Kontrolü
Düşüncelerin Kontrolü
İçeriği Görüntüle

Ehlader Araştırma Bölümü

İnkılâbı Biz Yapmadık ki Kendi Aramızda Makamları Pay Edelim”

İmam Humeyni, bizleri hassas ve stratejik makamlardan men etmişti. Örneğin; kızının, meclis üyesi olmasını asla onaylamazdı. Şöyle derdi: "Hiçbir zaman, benimle ilişiğiniz olduğu için, şu makama geldiler de, şu görevi elinde tutuyor denilmesini ve böyle bir şeyin hissedilip suizanda bulunulmasını gönlüm istemez.”. Ve şöyle de derdi:

"İnkılâbı biz yapmadık ki, kendi aramızda makamları pay edelim. Hatta halkın içinde küçük bir kuşkuya dahi mahal verecek makamlar peşinde gitmeyin. Yapılacak bin türlü iş var; sizler onları yapın."[1]

* * *

Konsolosluklar

Casusluk yaptığı gerekçesiyle bir baskın ile ele geçirdiğimiz Amerikan konsolosluğundan sonra, İmam'ın yanına gittik. Konu hakkında kendilerine detaylı bilgi verdikten sonra bize şöyle söylediler:

"Batı'nın Tahran'da bulunan hemen hemen bütün elçilikleri bilgi aktarmakla meşguldür. Ancak bunların hepsinden önemlisi, sizin elinizle ele geçirilmiş casusluk yuvası olan Amerikan konsolosluğudur. Bilin ki Amerika oldukça kudretli büyük bir Şeytandır."[2]

* * *

Sen Neden Korkuyorsun?

79 yılının Kasım ayında casusluk yaptıkları için Tahran'daki Amerikan Büyükelçiliği'nin basılması üzerine, birçok İranlı bürokrat oluşan bu duruma itiraz etmişti. Her gün yeni bir sözle gündem oluşturuyorlardı. Kimisi "Amerika ile savaşmak ne mümkün!" derken, bir diğeri "Amerika Birleşik Devletleri bölgeye asker yığıyor, vazgeçin!" diyordu. Hatta Amerikan savaş uçaklarının Hürmüz Boğazı açıklarına demir attığını iddia edenler dahi vardı. İmam tüm bu olumsuz ve pesimist yaklaşımlar karşısında yaptığı bir basın açıklamasında halka şöyle hitap ediyordu: "Amerika hiçbir halt edemez!"[3] Ancak yine de, İslam İnkılabı'nın önde gelen isimlerinden bazıları dahi bu olay karşısında, korkularını gizleyememişti. İmam bu durum karşısında oldukça sakin ve kendinden emin bir şekilde o şahsın göğsüne eline koyup, şöyle buyurmuştu: "Sen neden korkuyorsun? Hiçbir şey olmayacak."[4]

* * *

İsraftan Kaçınmak

İmam basın ve yayın organları arasındaki irtibatsızlıktan duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getirmişti: "Birçok grup ve organ tarafından yayımlanan bu bildiri ve broşürlerin çoğu israftan başka bir şey değildir. Bunların bazıları da tekrar tekrar basılıyor ve bu hiç makul bir davranış değil ve buna gerek de yok. En kısa zamanda tüm bu grupların bir toplantı masası etrafında buluşmasını ve bu yapılan israfa bir son vermelerini istiyorum."[5]

* * *

Fakir

İmam Humeyni gerçekten mülayim ve yumuşak bir yapıya sahipti. Özellikle de halkın alt tabakalarına ve müstezaflara karşı. Siz yalnızca İmam'ın yanına gidin ve kapıda yaşlı birisi ya da pejmürde bir fakir sizinle görüşmek için bekliyor deyin de görün. Ne olursa olsun önündeki işi bir kenara bırakır ve hemen kapının önüne çıkardı. Ama bu ruh halini asla üst mertebeden kimselere ya da devlet erkânına göstermez, görüşme için randevu almalarını ya da beklemelerini söylerlerdi.[6]

* * *

“Bizim de Rabbimiz Var”

Merhum Mufettih'in şehit olduğu günlerde ekonomik abluka konusu gündemdeydi. İmam şöyle buyurdu: "Her ne kadar ekonomik açıdan bizi ablukaya aldıysalar da bizim Rabbimiz var."

Yani gerçekten bizim için ekonomik abluka söz konusu olursa Allah için böyle bir abluka meydana getiremezler. Hiç kimse Allah'ı ablukaya alamaz. Çünkü hepimiz O'nun ablukasındayız.[8]

* * *

Allah Sizinledir

Uzun ve orta menzilli füzeler konusunda İmam'ın huzuruna bazı raporlar getirdiğimde şöyle buyurdu:

"Selamımı kardeşlerime iletin ve onlara deyin ki: Her şeyi kendiniz üretmelisiniz. Allah sizinledir ve bu da en büyük dayanaktır."[9]

* * *

Kapitülasyon

İmam Humeyni Kum uleması ile ülke içerisinde cereyan eden olayları tahlil etmek için bir araya gelmişti. İran tarihinin olağan üstü çalkantılı olduğu bir dönemdi bu ve Şah rejimi bir türlü durulmuyordu. İmam, ulema ile yaptığı bir toplantı sonrası İran'ın birçok merkezine elçiler göndermiş ve halkın yapılan siyasetlerden haberdar olmasını sağlamıştı. İmam Humeyni Amerika'ya tanınan imtiyazları kapitülasyonun bir kez daha ihya edilmesi olarak nitelemiş ve 26 Ekim 1964 senesinde o tarihi konuşmalarından birisini gerçekleştirmişti.

İmam konuşmasına şöyle başlamıştı: "İzzet ve şerefimiz ayaklar altına alındı, İran'ın azameti yok oldu, İran ordusunun büyüklüğü ayaklar altına alındı. Parlamentoya bir kanun sundular... Onunla bizi Viyana antlaşmasına katmış oldular... Bu kanuna göre İran'da bulunan bütün Amerikalı askerî müsteşarlar ve aileleri, teknik elemanları, çalışan memurları, tüm hizmetli personeli ve hatta hizmetçileri dokunulmazlık hakkına kavuştular. Bunlar İran'da hangi cinayeti işlerlerse işlesinler, kimse onlara dokunamayacak. Bu kanunla İran halkını Amerikan süs köpeklerinden bile daha aşağılık kabul ettiler. Artık hangi İranlı bir Amerikan köpeğine tekme atsa, yargı önüne çıkmak zorunda kalacak. Eğer İran Şah'ı bir Amerikan köpeğine vurursa, o da yargılanacak. Aynı şekilde Amerikalı bir aşçı İran Şahı'na vursa, devletin en yüksek makamını ayakları altına alsa, kimsenin buna itiraz etme hakkı olmayacak. Ağalar, Beyler! Bu büyük bir tehlikedir. Ben sizi uyarıyorum. Ey İran ordusu! Bu bir tehlikedir, ben sizi uyarıyorum. Ey İran siyasetçileri! Bu bir tehlikedir, ben sizi uyarıyorum. Vallahi bu gelişmeler karşısında sessiz kalıp haykırmayan günahkârdır. Ey İslam büyükleri! İslam'ın bu feryadını duyun. Ey Necef uleması! İslam'ın bu feryadını duyun. Ey Kum uleması! İslam'ın bu feryadını duyun!"

İmam Humeyni bu konuşmasında o meşhur sözlerini söylüyordu:

"Amerika, İngiltere'den kötüdür. İngiltere de Amerika'dan kötüdür. Sovyetler ise her ikisinden de kötüdür. Bunların hepsi birbirinden beterdir. Her biri bir diğerinden daha aşağılıktır. Ama bugün bizim işimiz bu alçaklarladır. Amerika'yladır. Amerika Cumhurbaşkanı şunu çok iyi bilmeli; kendisi, bizim halkımızın nazarında dünyanın en alçak insanıdır. Başımıza ne geldiyse bu Amerika'dan gelmiştir. Başımıza ne geliyorsa bu İsrail'den gelmektedir. Zaten İsrail de Amerika'dandır."

Merhum İmam bu konuşmanın ardından bir de bildiri yayınladı ve şunları kaleme aldı: "Dünya şunu çok iyi bilsin ki, İran ve diğer Müslüman milletlerin başına ne geliyorsa hep bu yabancıların yüzünden geliyor. Amerika'dan geliyor. Müslüman milletler, Amerika başta olmak üzere, bu yabancılardan nefret ediyor."

İmam Humeyni bu uzadı uzadıya giden bildirisinin adını da; "İran Halkının Köleliği" olarak isimlendiriyordu.

Merhum İmam'ın bu korkusuzca konuşmasından kısa bir süre sonra, Şah rejimi onu tutuklayıp 4 Kasım 1964'te Türkiye'ye sürgün etmek için Mehrabad Havaalanı'nda bekleyen bir askeri tip uçak ile Ankara'ya gönderdi. Ankara İran Konsolosluğunda yaklaşık bir hafta gözetim altında tutulan İmam-i Rahil, daha sonra Necef'e sürgün edilene kadar Bursa'da kaldı. Hemen hemen kimseyle görüşmesine izin verilmeyen ve ruhani kıyafet ile dolaşması yasaklı olan İmam, birkaç ay sonra yine Şah tarafından sürgün edilen oğlu Şehit Hacı Seyyid Mustafa Humeyni'nin gelmesi ile yalnızlık günlerinden kurtulmuş oldu.[10]

* * *

İmam Humeyni'nin Vasiyetinden Bir Bölüm

...Ve siz, Ey Dünya Mustaz'afları! Ey İslam Ülkeleri! Ey Dünya Müslümanları! Kalkın! Hakkınızı dişinizle tırnağınızla alın! Süper güçlerden, onların satılmış uşaklarının propaganda yaygaralarından korkmayın; emeğinizi sizin ve aziz İslam'ın düşmanlarına teslim eden cani yöneticileri ülkenizden dirayetli olarak kovun! Yönetimi kendiniz, ahdine sadık hizmet ehlinin eline verin! Hepiniz İslam'ın şanlı bayrağı altında toplanarak, İslam'ın ve dünya mahrumlarının düşmanlarına karşı topyekün müdafaaya girişin! Bağımsız ve hür cumhuriyetleri olan İslâm devletine doğru ilerleyin! Çünkü onun kurulmasıyla, dünyanın bütün müstekbirlerine hadlerini bildirecek ve tüm mustaz'afları yeryüzünün imam ve vârisi olma şanına ulaştıracaksınız. Allah Teâlâ'nın vaat etmiş olduğu o günün ümidiyle...

- - - - - - - - - - - - -


[1] Tabatabai, Fatıma (İmam'ın Gelini), İttilaat Gazetesi, Özel Sayı; 04.06.1990

[2] İbrahim Askerzade, Şahid, Sayı192

[3] Elbette İmam-ı Rahil'in bu sözlerinin birkaç değişik tercümesi vardır ve onlardan en meşhur olanı da; "Amerika, hata dahi yapamaz!" şeklinde olanıdır. İmam Humeyni bu cümle ile Amerika'nın bırakın bir şeyler yapmasını, hata yapmaya dahi güç yetiremeyeceğini buyurur. (Mütercimin Notu)

[4] Hüccetü'l İslam ve'l Müslimin Ensari Kermani, Sergüzeştha-i Vije ez Zendegi-i İmam Humeyni, C.2, S.57

[5] Dr. Kemal Harazi, İttilaat Gazetesi, 13.06.1983

[6] Mustafavi, Zehra (İmam'ın Kızı), Yazarla Röportaj

[7] Mahallati, Ayetullah Şehid, Omid-i İnkılab, sayı. 113, s. 21

[8] Rafsancani, Haşimi, Ayetullah Ali Ekber, Cihad, sayı. 26

[9]Refik Dust, General Muhsin, Peyam-i İnkilab, sayı. 135, s. 43

[10] Derleme, 03.06.2015, (Mütercimin Notu)