.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

İnsanlık, tarih boyunca pek çok bilgin, şair, sanatkâr, edip, kumandan ve devlet adamları görmüştür. Ordusuyla hareket ederken düşmanlarına korku salan kumandanlar geldi geçti bu dünyadan. Parlak ve etkili sözleriyle insanları büyüleyen edipler ve şairler oldu. Buluşları ve icatlarıyla hayranlık uyandıran bilginler, sanatkârlar yaşadı bu dünyada. Ancak bunların hiçbiri bir peygamber kadar, insanlığın vicdanında ve gönül dünyasında yer alamadı. Hiçbir insan, bir peygamber kadar iyiliğin, hakkın ve hakikatin önderi olamadı.


İnsanlığın yüzyıllar boyunca nesilden nesile birbirine aktardığı her insanî ve ahlakî değerin altında peygamberlerin canları pahasına ortaya koydukları emekleri vardır. Bundan dolayı peygamberler insanlığın gerçek anlamda borçlu olduğu ahlak ve insanlık kahramanlarıdır. İşte bugün size bu ahlak ve erdem kahramanlarından biri olan Hz. İbrahim’den söz etmeye çalışacağım.


Kur’an-ı Kerim İbrahim (a.s.‎)’ı bize şöyle tanıtmaktadır:

 “İbrahim ve beraberindekilerde sizin için güzel bir örneklik vardır. [...]”[1]

“Şüphesiz İbrahim, Allah’a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah’a ortak koşanlardan değildi.”[2]

İbrahim (a.s.) kendisinden sonraki bütün peygamberlerin atası olma şerefine ulaşmış bir peygamberdir. İbrahim (a.s.)’dan sonra gelen bütün peygamberler onun duasında yer almıştır. Zira o, Kâbe’yi oğlu İsmail (a.s.) ile birlikte inşa ettikten sonra Rabbine şöyle dua etmişti:

 

Siyonizm ve Türkiye Siyonizm ve Türkiye

“Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın.”[3]

 

Peygamber Efendimiz de (s.a.a.) de bu hakikati; “Ben, atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesiyim”[4] hadisiyle ifade etmişlerdir.

 

İbrahim (a.s.) denince akla tevhid ve onun Allah’a olan bağlılığı gelir. Zira İbrahim Peygamber, inancı uğrunda mücadele etmiş, kavminin yanlış ve sapkın inançlarına meyletmemiştir. Tevhid inancı uğrunda diri diri ateşe atılmayı dahi göze almıştır.[5] Allah’a iman, kulluk ve samimiyet konusunda bütün insanlığa rehber olmuştur.

 
Bugün İslam’ın sembolleri, şeâiri olan pek çok değerimizde İbrahim (a.s.)’ın hatırası vardır. O, Kâbe’yi oğlu İsmail ile birlikte yeniden inşa etmiştir. Türlü hikmetlerle dolu hac ibadetini insanlığa o göstermiştir. Allah’a yakınlık arayışımız olan kurban ibadeti onunla özdeşleşmiştir. Onun sabrı ve metaneti, şükrü ve cömertliği bizim için büyük bir örnektir. Kerim Kitabımızda yer alan ve her biri kulluk şuurunun bir yansıması olan duaları bizim için güzel bir örnektir.
Öyleyse geliniz, bizler de Hz. İbrahim gibi bir tevhid şuuruna, vahdet anlayışına, kulluk bilincine sahip olmaya gayret edelim. İbrahim (a.s.) gibi samimiyet, sadakat ve teslimiyet sahibi olmaya çalışalım.

Yazımızı İbrahim’in (a.s.) Kur’ân-ı Kerim’de yer alan şu güzel dualarıyla bitirmek istiyoruz:

“Ey rabbimiz! Biz ikimizi sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olacak bir ümmet çıkar.[...]”[6]

 “Rabbimiz! Sadece sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş ancak sanadır. Bizleri inkâr edenlerin zulmüne uğratma!”[7]

“Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı kılanlardan eyle! Dualarımı kabul eyle! Hesap günü beni, anne-babamı ve inananları bağışla!”[8]

Âmin.

 


[1] Mümtehine, 60/4.
[2] Nahl, 16/120.
[3] Bakara, 2/128.
[4] Hâkim, el-Müstedrek, 2/656.
[5] Enbiyâ, 29/69.
[6] Bakara, 2/128.
[7] Mümtehine, 60/4-5.
[8] İbrâhim, 14/40-41.