.
.

Binlerce yıl önce yezit ve askerleri Hz. Hüseyin ve yarenlerini Kerbela çölünde abluka altına alarak çocuk, yaşlı, genç demeden acımasızca şehit etti.

Bugünlerde ise yezitler günümüzde ki adı Siyonistler “masum insanları” abluka altına almış tıpkı Kerbela’da olduğu gibi acımasızca katlediyor.

Bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden masum insanları öldürüyor bizler de televizyonda canlı yayında savaş filmi seyreder hiç bir şey yapmadan izliyoruz!

Tıpkı Kerbela’da olduğu gibi!

Bir tarafta özgürlüğü talep eden Hüseyniler,

Diğer tarafta hırslarının esiri olan ve köleleşen “cani” yezitler!

Şehit olan çocuklar babaların kucağında; yakarışları arşı utandırıyor!

Masumların feryatları âlemi titretirken, insanlar kuru sloganlarla yetiniyor.

Tıpkı Kerbala’da olduğu gibi!

Medya da görmek istemediğimiz sahneleri görmekten utanır usanır olduk.. Başımıza vura vura insanlığa yaptıkları zulümlerini gösteriyorlar. Her gördüğümüz sahne diğerinden daha çok acı veriyor! Kocaman fotoğrafta minik cansız bedenlerin yan yana koyulmuş hallerini görüyoruz. Annelerin gökyüzünde yankılanıyor feryatlarına şahit oluyoruz.

Şaşırmıyoruz, çocukların kanıyla ayakta duran “vampir rejimden” başka ne beklenir ki..

Çocukları yiyen “yamyamlar”dan başka ne beklenirdi ki..

Bundan daha zalimce daha acımasızca ne olabilir ki..

Heyhat!

Hiç bir şey yapmadan sadece pişkin pişkin duyuyoruz, seyrediyoruz!

Seyrederek alıştık zulümlere!

Yezit zihniyeti her şeytanlığı hesap ederek zalimliğe devam ediyor, hiç bir tepki vermeyen insanlar da gün geçtikçe duyarsızlaşıyor!

İnsanlık öldükçe, yezitler de biraz daha gaddarlaşıyor!

Heyhat!

Evimizin konforunda dahi şikâyetçi olan bizler;

Ateş çemberinde her gün şehit olan masum insanlar!

Gökyüzü gürlemesinden tedirgin olan bizler;

Bombaların sesine alışmak zorunda kalan çocuklar!

Ölümden korkan bizler;

Aynı anda üç çocuğu şehit veren anneler!

Aklın almadığı bir çok zulme şaşkın şaşkın bakan bizler; her türlü zorluğa rağmen inançlarını korumaya çalışan cesur Hüseyniler..

Bugünlerde insan olmaktan utanır olduk!

Bugünlerde nefes almak nasıl da zorlaştı!

İnsanlığın onuru, gururu yerle bir oldu!

Güven vermeyen dünya da ne çok yezit ne kadar az insan varmış; bir kez daha görmüş olduk!

Meğer insanlık “bir avuç siyonistin” elinde yerle bir olacak kadarmış; bir kez daha görmüş olduk!

Meğer dünya birkaç yezit’in elinde kan gölüne dönecek kadarmış; bir kez daha görmüş olduk!

Meğer Müslümanların kaderi üç beş “caninin” elindeymiş; bir kez daha görmüş olduk!

Her Müslüman “bir kova su dökse İsrail’i sel alır” cümlesinden utanır olduk!

Rabbim duadan başka hiç bir şey yapamıyoruz!

Zulmün karşısında senden yardım bekliyoruz!

Allah’ım! Bela ve imtihan büyümüş, gizlilik (çaresizlik) açığa çıkmış, perdeler kalkmış, umutlar kesilmiş, yeryüzü daralmış, göğün rahmeti önlenmiş; ey Rabbim, yardım dilenilecek, kendisine şikâyet götürülecek, zorlukta ve kolaylıkta dayanılacak olan sensin.

Ey Mevlam, ey zamanın sahibi Mehdi.

İmdat, imdat, imdat, feryadıma yetiş,

Feryadıma yetiş, feryadıma yetiş;

Hemen, hemen, hemen, acil, acil, acil; ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Hz. Muhammed’in ve onun tertemiz Ehl-i Beyt’inin hürmetine onun gelişini yakınlaştır.