.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

İbrahim, Peygamber Efendimiz’in (s.a.a) muhterem eşlerinden olan Mariya validemizden dünyaya gelmiştir. İbrahim dünyaya geldiğinde Peygamberimiz (s.a.a) ve ailesi çok sevinmişlerdi. Ancak henüz İbrahim 18 aylık iken ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Annesi Mariya oğlunun sağlığına kavuşması için elinden geleni yapıyordu. Fakat ecel geldi mi, insanların çabalarının bir faydası olmayacağı kesindir. Sonunda Peygamber Efendimize (s.a.a) oğlu İbrahim’in ölmek üzere olduğunu haber verdiler.

Peygamberimiz (s.a.a) geldiğinde İbrahim annesinin kucağında son nefesini vermek üzereydi. Peygamber Efendimiz (s.a.a) oğlu İbrahim’i kucağına alarak şunları söyledi:

“Ey İbrahim, Allah’ın sana yapacağı hiçbir şeyi biz önleyemeyiz. Biz senin için üzülüyoruz. Göz ağlıyor ve kalp hüzünleniyor; ama Rabbimizi öfkelendirecek bir şey söylemeyiz…”

Peygamberimizin üzüntüsü her halinden belliydi. Kendisine: “Ey Allah’ın Resulü, daha önce bize böyle olmayı yasaklamadın mı?” diye sordular. Peygamberimiz (s.a.a) şöyle cevap verdi:

“Ben üzülmeyi yasaklamadım. Ben yüzleri tırmalamak; yakaları parçalamak ve şeytandan gelen feryatları yasakladım.” diye buyurdular.

- - - - - - -

Zahirle Batın Arasındaki İrtibat Zahirle Batın Arasındaki İrtibat
es-Siretu’l-Halebiye, c.3, s.311;Biharu’l-Envar, c.22, s.151 ve 157

Editör: Hasan Bedel