Haccı Anlamak Haccı Anlamak

.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

İdris Ertürk

 

 

بِسْمِ اللهِ الْرَّحْمَنِ الْرَّحِيمِ

İnsan olarak yerine getirmemiz gereken aslî görevlerimiz vardır. Bu görevlerin başında, Yüce Allah’ı tanımak ve O’na ibadet etmek gelir. Zaten ibadet, Allah’ın bizleri yaratmasındaki temel gayeyi ifade eder. Allah’ı bilmek ve ona nasıl ibadet edileceğini öğrenmek ise ancak ilimle, bilgiyle ve öğrenmekle mümkün olur.


 

Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz İslam dini ilme, öğrenmeye, bilgiye ve araştırmaya büyük önem vermektedir. Dinimiz, ilim öğrenmeyi ve öğretmeyi ibadet sayarak, ilim için gayret sarf etmenin kadın-erkek her Müslüman’a farz olduğunu beyan etmektedir.[1] Cahilliğe karşı âdeta savaş açan ve ilk emri “Oku” olan Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de “Sakın cahillerden olma!” [2] ayetiyle cehaletten uzak durmayı, “Bilmiyorsanız bilenlere sorun.” [3] ayetiyle de öğrenmeyi ve araştırmayı emretmektedir.

Yine Rabbimiz, “Allah’tan gerektiği şekilde ancak ilim sahipleri korkar.”[4] ayetiyle bilginin ve özellikle de âlimlerin değerini ortaya koymakta, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”[5] düsturuyla bilgiyle cehaletin karşılaştırmasını yaparak ilmin ve öğrenmenin Müslümanlar için gerekliliğini ifade etmektedir.

Bize Kur’an’ı tebliğ eden ve öğreten Sevgili Peygamberimiz de her daim ümmetini ilme, öğrenmeye teşvik etmiş:

“İlim, müminin kaybettiği malıdır, onu nerede bulursa almalıdır.”

“Kim ilmî faaliyetlerde bulunursa, ilim tahsili için gayret gösterirse Allah ona cennetin yolunu kolaylaştırır.” buyurarak ilim öğrenmenin ne kadar gerekli ve ne kadar değerli olduğunu bizlere haber vermiştir. Yine Kutlu Peygamber (saa), “Allah Teâlâ, melekler, gök ve yer halkı, hatta yuvasındaki karınca ve denizlerdeki balıklara varıncaya kadar her şey; insanlara doğruyu, iyilik ve güzellikleri öğretenlere rahmet diler, onlar için dua ve istiğfar ederler.” hadisi ile bilhassa ilmini diğer insanlara taşıyan âlimlerin, hocaların ve öğretmenlerin değerini çarpıcı bir şekilde ifade etmiştir.


 

Tarihî bir gerçektir ki, ilme önem veren toplumlar ve ülkeler hep ilerlemiştir. İlimden ve teknolojiden yoksun olan toplumlar ise geri kalmış, hayatlarını başkalarına bağımlı olarak devam ettirmiştir. Günümüzde de durum bundan farklı değildir.

Şunu iyi bilelim ki, Müslümanların ilerlemesi ve güçlenmesi, ancak kutsal kitabımız Kur’an’a sarılıp bize Allah’ın nadide bir nimet olarak lütfettiği aklımızı kullanmakla, düşünmekle, öğrenmekle, okumakla ve araştırmakla gerçekleşebilir. Bu itibarla, İslam âleminin hüzün dolu ve geri kalmış halinin evrensel Yüce dinimiz İslam‘dan kaynaklanmadığını, bilakis aklını kullanmayan, okumayan, araştırmayan, tenkit ve taklitle yaşayan, sorgulamayan ve sorumluluk üstlenmeyen, tembel bir hayat anlayışından kaynaklandığını ısrarla ifade etmek durumundayız.

Öyleyse bizler de ilim öğrenmeye ve ilim adamlarına büyük önem verelim. Kalkınmanın ve gelişmenin altın kuralının bilim ve teknolojiye, ilim adamlarımıza, hocalarımıza ve öğretmenlerimize değer vermek olduğunu hiçbir zaman unutmayalım. Eğitime ve öğrencilerimizin iyi yetişmesine bütün gücümüzle destek olalım. Sevgili Peygamberimizin tavsiye ettiği gibi ya öğreten, ya öğrenen olalım ya da öğrenme faaliyetlerine katılalım, eğitim faaliyetlerine maddî ve manevî desteğimizi sunalım. Her biri güzide bir eğitim yuvası olan camilerimizde verilen sohbetlere iştirak edip hocalarımızdan dinimizi, kitabımızı; bizi hem dünyada hem de ahirette mutlu edecek hususları öğrenelim. Unutmayalım ki, bilmemek ayıp değildir; asıl ayıp öğrenmemek, öğrenmek için gayret göstermemektir.

Ne mutlu ilim öğrenenlere! Ne mutlu ilmiyle amil olanlara… 


 


 



- - - - - - - - -

[1] İbn Mâce, İlim, 17.
[2] En‘am, 6/35.
[3] Enbiya, 21/7.
[4] Fatır, 35/28.
[5] Zümer, 39/9.

Editör: Hasan Bedel