Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, bugün kaleme aldığı makalesinde Ukrayna savaşında ABD'nin ilk algısının aksine NATO'nun skandal bir başarısızlıkla karşı karşıya olduğunu, ABD ve Avrupa ülkelerinde benzeri görülmemiş gıda ve enerji krizlerinin yayıldığını belirtti ve şunları yazdı:  

‘İmam Hamanei’nin Putin ile gerçekleştirdiği görüşmede yaptığı açıklamalar, İran'ın Ukrayna'daki savaşın arkasındaki gerçeğin farkında olduğunu ve NATO'nun bölgedeki hareketlerini yakından takip ettiğini gösteriyor.’ 

Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, “İran ve Ukrayna savaşının diğer tarafı” başlığıyla kaleme aldığı makalesinde şunları yazdı: 

  1. Irak'tan başlayan IŞİD fitneleri kısa sürede bu ülkenin ve Suriye'nin bir kısmını ele geçirmeyi başardı. IŞİD, isminin ilk harflerini “Irak ve Şam İslami Devleti’nden” almıştı. İlk bakışta, bu hikâyenin ve IŞİD tekfircilerinin korkunç suçlarının İran'la hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünüyordu! IŞİD, adından da anlaşılacağı gibi, Irak ve Suriye'de sözde bir İslam devleti kurmaya çalışıyordu! Ancak beklenenden çok daha önce, bu vahşi grubun gerçek kimliği ortaya çıktı ve bu grubun inşasında ve kurulmasında Amerika, İsrail ve bazı Arap ülkelerinin gizli elleri olduğu ortaya çıktı. Bildiğim kadarıyla İsrail, IŞİD'li yaralıları tedavi için Hayfa ve Tel Aviv'deki hastanelere naklediyordu. Netanyahu da onları ziyaret etmiş ve bu görüşmelerin fotoğrafları resmi olarak yayınlanmıştı.  

ABD, kuşatılan IŞİD’liler için helikopterle silah ve mühimmat taşıdığını inkâr etmedi ama her seferinde helikopter pilotlarının ya da hat komutanlarının hatalı olduğunu bahane etti! 

Allah-u Teâlâ, İmam Hamanei’nin gölgesini eksik etmesin. O, melekût-i bakışıyla IŞİD’in nihai amacını anladı ve IŞİD’in kurulmasında Amerika ve İsrail'in gizli elleri olduğunu ortaya çıkardı. Allah-u Teâlâ Hacı Kasım Süleymani’nin de derecesini yüceltsin. O da İmam Hamanei’nin yönlendirmesiyle IŞİD ile tüm gücüyle mücadele etmek için Irak ve Suriye'ye gitti ve nihai hedefi İran İslam Cumhuriyeti olan bu Amerikan-İsrail fitnesini ortadan kaldırdı. 

  1. IŞİD fitnesinin ilk günlerine ve onun Irak ve Suriye'de işlediği korkunç cinayetlere yeniden dönüp bir bakın. Ne görüyorsunuz? Kudüs Gücü, Hacı Kasım Süleymani'nin yeri doldurulamaz komutasında Irak ve Suriye’de IŞİD'e karşı savaştı. Hacı Kasım bu iki ülkede halk güçlerini örgütledi ve onları vahşi tekfircilere karşı sahaya çıkardı. Çatışma tüm şiddetiyle artarak devam ediyor. Şimdi o günlerde İran’ın içinde neler olduğuna bir bakın. Halk kitleleri, İmam Hamanei’yi ilahi yönetiminden dolayı takdir ediyor ve Hacı Kasım Süleymani'ye içtenlikle teşekkür ediyordu. Bu arada, hepsi değil ama reform iddiasında bulunan küçük bir batı yanlısı grubunun da dış düşmanlarla tam bir uyum içinde Suriye ve Irak'ın İran’la ne ilgisi var diyerek protestolar, açıklamalar ve konuşmalar yaptığı ve IŞİD'e karşı savaşmak için neden İran’ın gençleri ölsün ki dedikleri görülüyordu? Hacı Kasım ve şehit yoldaşları IŞİD’e karşı savaşmak için gitmeseydi İran içinde neler olurdu bir düşünün! Çok sayıda genç insanın katledildiğini, kadın ve kız çocuklarının esir alınıp zengin Araplara köle olarak satıldığını vb. görecektiniz. 
  1. İran’ın IŞİD ile yürüttüğü savaş, Irak ve Suriye'nin mazlum halklarını savunmak ve ilahi görevi yerine getirmek için olmasının yanı sıra, aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlamak için de ciddi bir çabaydı. Şimdi, İmam Hamanei’nin türbeyi savunan şehit aileleriyle (5 Şubat 2016yılında) yaptığı görüşmedeki açıklamalarının bir kısmını inceleyelim. İmam Hamanei, türbeyi savunan şehitlerin ayrıcalıklarından biri hakkında şunları söyledi: ‘Onlar, gidip düşmanla savaştılar, savaşmasalardı bu düşman İran’ın içine girecekti. Eğer bu düşmanlar durdurulmasaydı, biz burada Kirmanşah, Hemedan ve diğer eyaletlerde onlarla savaşıp onları durdurmalıydık. Aslında aziz şehitlerimiz vatanını, milletini, dinini ve İslam inkılabını savunmak için canlarını feda ettiler.’ 

     Şimdi bu makalenin asıl konusuna dönelim.  

  1. Pek çok delil, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı ​​müttefiklerinin Ukrayna'daki savaşın uzun süreceğini düşünmediklerini ve savaşın başlamasından sonra Batı'nın felç edici yaptırımlarının ve ABD ve Avrupa'dan Ukrayna'ya akacak silahların bolluğunun Rusya'nın savaşı sürdürme kabiliyetini giderek azaltıp yok edeceğine inandıklarını göstermektedir. Amerika, bu bakış açısıyla 1963 yılında Domuzlar Körfezi olayından sonra eski Sovyetler Birliği ile yaptığı anlaşmayı ihlal etmiştir. Amerika ve Sovyetler Birliği, (F. Kennedy ve Nikita Kruşçev) bu anlaşmada Sovyetler Birliği'nin bin 600 km orta menzilli füzelerini Küba'dan toplayacağını ve bunun karşılığında ABD'nin Türkiye'deki nükleer füzelerini kaldıracağını ve ABD'nin nükleer füzelerden uzak duracağını taahhüt etmişti. 

Amerika söz verdiğinin aksine İncirlik'teki askeri üssünü nükleer silahlarla donattı ve kısa süre önce Ukrayna'yı NATO'ya katılmaya davet etti. Rusya, 1963 Domuzlar Körfezi Antlaşması'na atıfta bulunarak Amerika'yı, sınırlarında NATO'nun varlığını kabul etmeyeceği konusunda uyarmıştı. Ancak Amerika Birleşik Devletleri, yukarda bahsedilen düşüncelerle, bir savaş yaşanması durumunda Rusya'nın zayıf ve çaresiz kalacağını düşünerek, Rusya’yı savaşa kışkırtmış ve Rusya'nın uyarılarını dikkate almamıştır ve Rusya, aslında Amerika’nın komplolarına karşı kendini savunmak için Ukrayna saldırısını başlatmıştır.  

Bahsedilen olayları yakından takip eden İmam Hamanei, Bi’set Günü (Resulullah'ın (s.a.a) Peygamberliğe seçildiği gün) münasebetiyle yaptığı konuşmada, bu olayı ve perde arkasını gözler önüne serdi ve şöyle buyurdu: ‘Biz, Ukrayna'daki savaşın durdurulup bitirilmesinden yanayız, ancak krizin çözümü bu krizin kökleri biliniyorsa mümkündür. Ukrayna'daki krizin kökü, Amerikan ve Batı politikalarıdır ve tanınması, yargılanması ve buna göre hareket edilmesi gerekmektedir. 

  1. Bu belgeye bir göz atın. Bükreş'teki 2008 NATO toplantısında, Ukrayna'nın NATO'ya katılması önerisi gündeme getirildi. O sırada ABD'nin Moskova büyükelçisi olan CIA'in şu anki başkanı William Burns, o sırada ABD Dışişleri Bakanı olan Condoleezza Rice'a yazdığı bir notta şunları söyledi: ‘Ukrayna'nın NATO üyeliği, Rusya’nın tüm seçkinleri için en net kırmızıçizgidir. Kremlin içindekilerden Putin'in en zeki liberal eleştirmenlerine kadar Rusya'daki kilit oyuncularla iki buçuk yıldan fazla süren görüşmelerde, Ukrayna'nın NATO üyeliğini Rusya'nın çıkarları için doğrudan bir meydan okumadan başka bir şey olarak gören birini henüz bulamadım.’ 

Bükreş'teki görüşmede Almanya Başbakanı Merkel ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy de Ukrayna'nın NATO üyeliğine karşı çıkıyorlar ve bunun Rusya ile bir savaşa neden olacağını düşünüyorlar. 2014'te Ukrayna hükümeti renkli bir darbeyle devrildi ve bundan sonra NATO, 8 yılda Rusya'ya karşı savaşmak için 10 binden fazla Ukraynalı askeri eğitti. Temmuz 2021'de NATO, Ukrayna'nın katılımıyla Karadeniz'de Rusya'ya karşı "Deniz Esintisi Harekâtı" adlı bir tatbikat düzenledi. 

Erbain Ziyaretinin Müslüman Bilinci Artırmadaki Rolü Erbain Ziyaretinin Müslüman Bilinci Artırmadaki Rolü

NATO'nun Rusya ile daha önceki savaş planından bahseden ve bunu uzun uzun anlatan onlarca başka belge de bulunmaktadır. 

Şimdi İslam İnkılabı Rehberi’nin Putin'e hitaben yaptığı konuşmaya (19 Temmuz Salı) bir kez daha göz atın. İmam Hamanei şu ifadelerde bulunmuştur: ‘Savaş sert ve zor bir alandır ve İran İslam Cumhuriyeti sivillerin bundan muzdarip olmasından hiç memnun değildir, ancak Ukrayna olayında, eğer siz inisiyatif almasaydınız, diğer taraf kendi başına savaşa neden olurdu.’ İmam Hamanei, NATO'yu tehlikeli bir oluşum olarak nitelendirdi ve şunları söyledi: ‘Eğer NATO'ya yol açılırsa sınır tanımıyor ve eğer Ukrayna'da NATO durdurulmasaydı bir süre sonra aynı savaşı Kırım bahanesiyle başlatacaklardı.’ 

Hatırlatmak gerekir ki, İmam Hamanei 33 günlük savaş sırasında da benzer bir öngörüde bulunmuş ve Hizbullah'a hitaben şunları söylemişti: ‘33 günlük savaşın başlamasından sonraki iki ay boyunca İsrail, Hizbullah'a topyekûn bir saldırı planladı, ancak Hizbullah'ın ilerlemesi Siyonist rejimin planını boşa çıkardı.’ Daha sonra Siyonist rejim yetkilileri bu planın varlığını itiraf ettiler. 

  1. Putin'in İmam Hamanei ile görüşmesinin ardından, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price şunları söyledi: ‘ABD, İmam Hamanei’nin Rusya'nın Ukrayna savaşındaki konumunu zımnen onaylamasını önemli buluyor. İran, savaşa karşı olduğu yönündeki önceki açıklamalarının aksine Putin'i ve onun Ukrayna halkına karşı savaşını destekliyor.’ Ned Price, Amerika Birleşik Devletleri'nin 1963 Domuzlar Körfezi anlaşmasını ihlal etmesinin ve NATO'nun Rusya sınırlarına kadar genişletilmesinde ısrar etmesinin Ukrayna savaşının ana nedeni olduğu gerçeğini görmezden geldi ve eğer Rusya, Amerika'nın bu kararı karşısında eli kolu bağlı otursaydı Kırım savaşına şahit olacaktı. ABD'nin en büyük düşmanı olarak Rusya'nın komşu ülkelerinden biri olan İran da NATO'nun kapsamını genişletmesinin sonuçlarından güvende olmayacaktı. 
  1. İmam Hamanei’nin açıklamaları her ne kadar sözlü de olsa Rusya'ya destek olmaktan ziyade, Amerika ve müttefiklerine aslanın kuyruğu ile oynamamaları konusunda ciddi bir uyarıdır. Bugün, Ukrayna'daki savaş, Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk görüşünün aksine, NATO'nun skandal bir başarısızlığı ile karşı karşıya kalmış ve Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde benzeri görülmemiş gıda ve enerji krizleri yayılmıştır. Ancak, İmam Hamanei’nin Putin ile gerçekleştirdiği görüşmede yaptığı açıklamalar, İran'ın Ukrayna'daki savaşın arkasındaki gerçeğin farkında olduğunu ve NATO'nun bölgedeki hareketlerini yakından takip ettiğini gösteriyor. İran, eğer ABD Ukrayna'da kazanırsa bundan sonraki ana hedeflerinden birinin kendisi olduğunu bildiği için, Rusya'nın Ukrayna'da ABD ve NATO ile karşı karşıya gelmesini kendi güvenliğinin bir parçası olarak görmekte ve mantıklı ve doğal olarak bunu desteklemektedir. 
  1. Amerika ve İsrail’in İmam Hamanei’nin açıklamalarından duyduğu öfke anlaşılabilir ancak bazı reformcuların ve batı yanlılarının İran düşmanlarıyla birleşmesi ve onların yanında yer alması, sadece bu kişilerin en ufak bir siyasi anlayış, şuur ya da misyondan nasiplenmemiş olmalarıyla açıklanabilir. Bu ihtimaller bu kişilerin geçmişinde bulunmaktadır ve başka bir ihtimal de yoktur.’