.
.
Ehlader Araştırma Bölümü
İhram Halinde Haram Olan İşler
Hac, özel bir takım ayinler zincirinden ibaret belirli bir intizam ve disiplin ile yerine getirilen bir ibadettir. Bu zincirin her bir halkası tek başına dikkate şayan özellikler içerir. Namaz esnasında ‘ihram tekbiri’ ile ibadetin ruhuyla bağdaşmayan birçok iş haram oluyor ve namazın son selamı ile birlikte yeniden helal oluyorsa; yine nasıl oruç niyeti ve tan yerinin ağarmasıyla birlikte bu ilâhî imtihanın ruhuyla bağdaşmayan işler oruçlu kişiye haram oluyor ve gün batımı ile birlikte yeniden helal oluyorsa, aynı şekilde hac ve umrede de ihrama bürünüp ‘lebbeyk’ dedikten sonra, terk edilmesiyle kulluk bilincini takviye eden ve ilâhî imtihanın ruhuyla bağdaşmayan birçok şey haram olur.[1] Böylece bütün ihram süreci, kulluk bilincinin en zirvede temsil olunduğu bir süreç haline dönüşür.[2] Hac merasimi sona erdikten ve ‘tahlil’ aşamasına gelindikten sonra ise, ihram elbisesinden çıkılır ve ihramlı şahıs için haram sayılan her şey helal hükmünü kazanır.
İhram ve bu amele dair ahkâma riayet etmek, insanın ruhunu bütün kayıtlardan özgürleştirir, bütün şehvet ve gazap girdaplarından kurtarır. Bu amel beyinleri bütün batıl fikirlerden arındırır ve kalpleri bütün ham arzulardan temizler. Zira ruhun kararması ve kalplerin paslanmasına yol açan bütün ameller İhram esnasında haram kılınmıştır. Böylece insanın, pak bir ruh ve temiz bir kalple bütün karanlıklar ve paslardan arındırılmış bir “Beyt’i” tavaf edebilme liyakatine erişmesi amaçlanmıştır.
Maksat şu ki, Yüce Rabbimiz, teşri’ âlemiyle tekvin âlemi arasında bir ahenk bütünlüğü yaratmak gayesiyle iki mukaddes insan, iki peygamber (a.s) mimarlığı aracılığıyla mukaddes bir mekân inşa etmiştir. Birçok peygamberin tavafgâhı olan ve aynı zamanda birçok peygamberin öldüğü ve toprağa gömüldüğü bu mekânı, emniyetli bir yer kılmıştır. Sonuç olarak mümin kullarını bütün aidiyetlerden ve çirkinliklerden arındırmak maksadıyla bu ekin bitmez, ürün yeşermez ve hiçbir yaşam emaresi taşımayan bu coğrafyada imtihana tabi tutmuştur. Oysaki yine Rabbimizin yarattığı nice güzel ve mutedil coğrafyalar daha vardır ki oralarda iklim müsait ve yaz ve kış ayları arasındaki sıcaklık oranı gayet orantılıdır. Eğer Beytullah bu coğrafyalardan birinde inşa olunacak olsaydı, daha ziyade refah ehli için bir tatil yeri olurdu; mahrum ve mustazaflar için bir sığınak değil. Bu itibarla özellikle bu coğrafyayı seçmiştir ki kulları, ilâhî rızaya mazhar bir riyazet, ihram esnasındaki yasaklar ve hac ve umre esnasındaki özel ahkâm vesilesiyle bütün çirkeflerden arınıp bütün aidiyetlerden kurtulabilsinler.
Bu söz konusu imtihanın bir örneği güzel koku kullanma yasağıdır. Oysaki ihram halinde yasak olan bu amel, normal şartlarda teşvik olunur ve faziletli ameller içerisinde addolunur. Tabi Rabbimiz bu ameli sadece yasaklamakla kalmaz aynı zamanda hac ve umre amellerini yerine getirirken kötü kokan insanlarla muaşeret esnasında ya da kurban kesilen yerlerden geçerken ortalığa yayılan kötü kokular karşısında burnu tutmak ve bu kokulardan kurtulmak için başka bir iş yapmayı da haram kılmıştır. Bu tür yasaklar, insandaki enaniyeti kırmak ve ruhlarda yer etmiş kendini beğenmişlik ve kibri ayaklar altına almak gayesini taşır. Dolayısıyla, hac ve umre vazifesini yerine getirmiş bir insan nihayetinde Hakk’ın arınmış ve faziletlere bürünmüş bir kulu düzeyine yükselir.
İlahi imtihanın bir diğer örneği, avlanma yasağıdır. Zira bir yandan “İhramlı iken av hayvanlarını öldürmeyin”[3] buyruğuyla sahra hayvanlarını avlamak ihramlı kişilere yasaklanırken, diğer yandan deniz hayvanları dışındaki bütün hayvanlar örneğin ceylanlar, güvercinler ve sair av hayvanları bu mevsimde ihram halindeki insanların çevresinde dolanmaya başlarlar. Maksat, kimin bu ilâhî imtihana takat yetiremeyeceği ve kimin bu ilâhî farizadan yüzünün akıyla çıkacağını göstermektir.
“Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir avlanma ile (onu yasak ederek) imtihan eder.”[4]
Hürriyet âbidesi ve özgürlük yörüngesi çevresinde yer almak isteyen ihramlı mümin, harem bölgesinde yer alan hiçbir canlıyı esir etme, yakalanması için yardımcı olma, av hayvanını kovalama ya da avcıya yol gösterme hakkına sahip değildir. Zira bu işlerin hiçbiri özgürlük arzusu taşıyan bir yürekle bağdaşmaz. İnsan tam anlamıyla özgürleşmedikçe de özgürlük anıtını tavaf etme salahiyetine erişemez.
Bu terbiye sistemi, bir İslam toplumunun oluşumunda öylesine etkili olmuştur ki daha düne kadar vahşi cahiliye döneminde iken bir kertenkeleden dahi vazgeçmeyen ve onu yemek için birbiriyle yarışan insanlar, şimdi artık İslami medeniyetin gölgesinde ilâhî vahyin fermanına boyun eğerek bütün arzularına gem vurmayı başarmış hatta taptaze ceylanları dahi avlamayacak bir düzeye yükselmişlerdi.
İhram süreci, sayısız semereleriyle insan kimliğinin şekillenmesinde çok köklü bir rol oynar. Bu semere, apaçık görülebilecek bir keyfiyet ile hac ve ziyarete inanan ve gereklerine bağlı olan bir toplum hüviyetinde zuhur bulmuştur.
- - - - - - - - - - - - - - - - - -
[1] Mükelleflerin cinsiyeti açısından İhram esnasında haram olan şeyler üç kısma ayrılır:
a) Erkek ve kadınlar arasında müşterek haramlar:
1- Kendi ya da ihramlı olsun olmasın bir başkasının bedendeki kılları yolmak.
2- Bedenden kan çıkarmak.
3- Tırnak kesmek.
4- Diş çekmek
5- Harem’deki bitki ya da otları yolmak
6- Zaruret hali dışında silah taşımak
7- Avlanmak (korkulacak durumlar dışında)
8- Güzel koku kullanmak
9- Sürme çekmek
10- Aynaya bakmak
11- Tartışmak
12- Vücudu yağlamak
13- Daimi ya da geçici nikâh ve nikâh şahitliği
14- Mastürbasyon
15- Şehvetle bakmak, öpüşmek, cinsi münasebet ve benzeri cinsel zevkler
16- Süslenmek maksadıyla yüzük takmak ve kına yakmak
17- Yalan, övünmek-kibirlenmek, küfürleşmek ve benzeri fısk sayılan ameller
18- Bedende bulunan haşereleri öldürmek ya da herhangi bir şekilde izale etmek.
b) Erkeklere özgü haramlar:
1- Başı örtmek
2- Gölgeli yerlerde hareket etmek
3- Dikişli elbise giyinmek
4- Ayağın üst kısmını tamamen kapatan ayakkabı ya da çorap giyinmek.
c) Kadınlara özgü haramlar:
1- Yüzü kapatmak
2- Süslenmek maksadıyla süs eşyası takınmak.
Bu yirmi dört maddelik haram işlerin ayrıntılı açıklaması ve riayet edilmemesi durumunda her biri için öngörülen kefaretlerle ilgili Hac menasiki ile ilgili kitaplara başvurmak gerekir.
[2] Nehcu’l Belağa, 192. Hutbe (Kasıa Hutbesi)
[3] Maide: 95
[4] Maide: 94
