.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Ebu Hamid şöyle der: “Bismillahirrahmanirrahim”[1] dediğinde Allah’ın adıyla başlamanın getirdiği bereketle başlamak niyetiyle kıraate başla, bütün işlerin Allah’tan olduğu bilincinde ol ve bil ki buradaki isimden kasıt müsemmadır.

Bütün işler Allah’tan ise öyleyse “Elhamdu lillah”[2](Hamdın Allah’a tahsisi gerekmektedir). Zira bütün nimetler ondandır. Herhangi bir nimetin Allah’tan değil de başkasından olduğuna inanan bir insan veya Allah dışındaki bir varlığa Allah’ın kulu olduğu için değil de kendisi için teşekkür eden bir insan bu inancında ve teşekküründe Allah dışında bir varlığa yöneldiği oranda eksiklik ve kusur içindedir.

“Er-Rahman Er-Rahim”[3] dediğinde ise Allah’ın sana açtığı türlü lütuf ve rahmet kapılarını düşünerek ona olan ümidini pekiştir ve “Malik-i yevmid-din”[4] diyerek kalbini O’nun yüceliği karşısında haşyet ve tazimle doldur. Onu büyük görmek/tazim etmek için her şeyin maliki olması yeterlidir; o’ndan korkup sakınmak için korkunç hesap gününün sahibi olması yeterlidir. “İyyâke na’budu”[5] diyerek ihlâsını yenile ve ardından “ve iyyâke nestaîn”[6] diyerek yetersizliğini ve ona olan ihtiyacını dile getirdiğin gibi O’nun dışındaki güçlerden beri olduğunu dile getir.

Şunu bil ki, ancak O’nun yardımıyla O’na kulluk edebiliyorsun; dolayısıyla bu nimet için ona şükretmelisin.

Şunu da bil ki O, kendisiyle konuşma şerefini sana vermeseydi ve seni nasipsizlerden kılacak olsaydı şimdi sen de şeytanın yanında kovulanların safında yer almış olurdun.

“İyyake na’budu ve iyyake nestain”[7] ayetinde fert değil de toplu ifadesinin kullanılması, kişinin kendisini görmediğini ve yaptığı ibadetler ve yardımların Allah’ın adalet mahkemesinde önemli bir değer taşımayacağını ifade etmesi için olduğu söylenmiştir. Bu nedenle diğer insanların ibadetini de kendi ibadetine eklemek ihtiyacı duymuştur. Zira ibadetlerin tamamı göz önünde bulundurulduğunda mutlaka bu ibadetler içinde Allah katında kabul edilen bir ibadet olduğu kolaylıkla söylenebilir. Bu durumda bu şahsın ibadeti, parçalanamayan, yani tamamıyla geçerli veya geçersiz olabilen bir alışveriş gibidir. Yüce Allah bu ibadetlerin tamamını reddetmeyecek kadar yücedir; dolayısıyla tamamını kabul edecektir. Vaktinin başında ve cemaatle birlikte namaz kılmanın bir faydası da budur.

Duaya, Peygamber (saa) ve âline salât ederek başlamak ve duayı aynı salatla bitirmek de bu duanın kabul edilmesi yönünde oldukça etkilidir zira yüce Allah, duanın başını ve sonunu kabul edip de ortasını reddetmekten yücedir.[*]

“Bismillah” diyerek ona sığındıktan, hamd ve şükür ifadelerini yerine getirdikten ve O’nun kesintisiz yardımına ihtiyaç duyduğunu ifade ettikten sonra en önemli dileğini seçip ona sunmalısın. Yani ihdinessirâtel-mustakîm[8] diyerek O’nun yakınlığını ve O’nun rızasını talep etmelisin. Ardından bu dileğini biraz açıp seni de kendilerine hidayet nimeti vermiş olduğu kimselerden kılması için ısrarla dua etmelisin. Yani peygamberler, sıddıklar, şahitler ve salihlere ihsanda bulunduğu gibi sana da ihsanda bulunması için dua etmeli ve kâfirler, münafıklar ve yanlış inançtaki insanlara layık gazapla yaklaşmaması için ona yalvarmalısın.

Fatiha suresini işte böyle okursan Resulullah’ın (saa) buyruğundaki insanlara mazhar olman umulur.

Hz. Peygamber (saa) şöyle buyurmuştur: Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Namaz ben ve kulum arasında bölünmüştür. Yarısı benimdir ve diğer yarısı kulumundur. Kul, “Elhamdu lillah’i rebbil âlemin” der.[*] Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurmuştur: Kulum bana hamd ediyor ve benim övgümü dile getiriyor. “Semi’Allahu limen hamideh”[9] sözcüğünün anlamı ise işte budur.

Kıldığın bu namazla elde ettiğin şey yalnızca Allah’ın yüceliği ve celalini anmak olsa bile bu senin için yeterlidir. Oysa buna ilaveten O’nun fazlı ve ihsanını da umuyorsun.

Kur’an okumak bölümünde detaylarıyla açıklanacağı üzere aynı zamanda okuduğun Kur’ân ayetlerinin anlamını da bilmelisin. Yani Yüce Allah’ın Kur’an’daki emirlerini, yasaklarını, mükâfat ve cazalarını, yol göstermelerini, peygamberlerle ilgili anlattığı öyküleri, fazlı ve ihsanıyla ilgili ayetleri anlamlarını düşünerek okumalısın. Zira bunların her biri bizim üzerimizde hak sahibidir.

Vaatlerin hakkı, ümit beslemektir. Korkutmaların hakkı korkup sakınmaktır. Harekete geçmek ve sakınmak ise emirler ve sakındırmaların hakkıdır. Dinleyip uymak, yol göstermelerin hakkıdır. Şükretmek nimetleri anmanın hakkıdır. İbret almak peygamberlerin öykülerinin hakkıdır. Herkes kendi anlama kapasitesince bu anlamlara ulaşabilir; kişideki kapasite ise kişinin bilgisi ve kalp temizliğine göre değişiklik gösterebilir. Anlama kapasitesi ise ilim ve kalp temizliğiyledir ki bunun da dereceleri sayılamayacak kadar çoktur.

Namaz kalplerin anahtarıdır. Namazda kelimelerdeki sırlar açığa çıkar.

Namazda okuduğumuz kıraatin bizim üzerimizdeki hakkı budur işte, zikirler de aynı konumdadır. Kıraat konusunda uyman gereken diğer bir konu ise kıraatin şeklidir. Yani acele etmeden ve kelimeleri teker teker söyleyerek okumalısın. Bu durumda kelimeler üzerinde daha kolay düşünebilirsin.


[1]     Anlamı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “بسم الله الرحمن الرحیم”

[2]     Anlamı: Bütün övgüler Allah’a özgüdür. “الحمد لله”

[3]     Anlamı: Rahman ve Rahimdir o. “الرحمن الرحیم”

[4]     Anlamı: Hesap gününün sahibidir o. “مالک یوم الدین”

Zahirle Batın Arasındaki İrtibat Zahirle Batın Arasındaki İrtibat

[5]     Anlamı: Yalnız sana kulluk ederiz. “ایّاک نعبد”

[6]     Anlamı: Ve yalnız senden yardım dileriz. “و ایّاک نستعین”

[7]     Anlamı: Yalnız sana kulluk ediyoruz ve yalnız senden yardım diliyoruz.
“ایّاک نعبد و ایّاک نستعین”

[*]   Bu kısım Arapça metinde bulunmamaktadır.

[8]     Anlamı: Bizi doğru yola hidayet et. “اهدنا الصراط المستقیم”

[9][*]  Bu kudsi hadis bismillahla başlaması gerekmez mi? Bildiğim kadarıyla Ehl-i Sünnetin rivayeti bu şekildedir ve bunu Bismillah’ın Fatihadan ve dolayısıyla diğer surelerden bir ayet olmadığı şeklinde yorumlamaktadırlar. Hatırladığım kadarıyla Ehl-i Beyt’ten gelen rivayeti Bismillah ile okumuştum; ama farklı bir rivayet varsa bunu bilemiyorum. vallahu a’lem.

      Anlamı: Yüce Allah kendisini hamd edeni duyar. “سمع الله لمن حمده”

Editör: Hasan Bedel