İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, Amerikan üniversitelerindeki Filistin yanlısı öğrencilere hitaben kaleme aldığı bir mektupta, bu öğrencileri direniş cephesinin bir parçası olarak gördü ve Batı Asya'nın durumunu değiştirmeye vurgu yaptı.

Ayetullah Seyyid Ali Hamanei’nin öğrenciler için kaleme aldığı mektup aşağıdaki gibidir:

Ehlader'den İbrahim Reisi'nin Şehadeti Nedeniyle Tesliyet Mesajı Ehlader'den İbrahim Reisi'nin Şehadeti Nedeniyle Tesliyet Mesajı

* * *

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla..

Bu mektubu, vicdanları, mazlum Gazze halkının kadınlarını ve çocuklarını savunmaya iten gençlere yazıyorum.

Ey Amerika Birleşik Devletleri'nin aziz genç öğrencileri! Bu, bizim size olan gönül birliği ve dayanışma mesajımızdır. Siz, bugün, sayfaları çevrilmekte olan tarihin doğru tarafındasınız.

Sizler, bugün, Direniş Cephesi’nin bir bölümünü oluşturmuş vaziyettesiniz. Acımasız ve gasıp Siyonist rejime olan desteğini açıkça ilan eden devletinizin amansız baskıları altında şereflice bir mücadele başlatmış bulunuyorsunuz.

Uzak bir coğrafyadaki büyük direniş cephesi, sizin şimdiki algı ve duygularınızla aynı şekilde yıllardır mücadele ediyor. Bu mücadelenin hedefi, "Siyonistler" olarak adlandırılan terörist ve acımasız bir şebekenin yıllardır Filistin milletine saldırdığı ve ülkelerini işgal ettikten sonra onları en ağır baskı ve işkencelere maruz bıraktığı bu açık zulmü durdurmaktır. Siyonist Apartheid Rejimi'nin[1] bugünkü soykırımı, geçtiğimiz on yıllardaki son derece zalimane davranışların devamı niteliğindedir.

Filistin; Müslüman, Hıristiyan ve Yahudilerden oluşan bir millete ve köklü bir tarihe sahip bağımsız bir ülkedir. Siyonist şebekenin kapitalistleri, Dünya Savaşı'ndan sonra, İngiliz hükümetinin yardımıyla binlerce teröristi aşamalı olarak bu topraklara getirdi. Onlar, şehirlere ve köylere saldırdılar. On binlerce kişiyi öldürdüler veya komşu ülkelere sürdüler. Evlerini, çarşılarını ve arazilerini ellerinden zorla alıp Filistin'in gasp edilmiş bu topraklarında, "İsrail" adlı bir devlet kurdular.

İlk İngiliz yardımından sonra bu gaspçı rejimin en büyük destekçisi, rejime siyasi ve ekonomik desteğini sürdüren ve ona silah sağlayan, hatta affedilemez bir biçimde tedbirsizce davranarak nükleer silah üretmesinin önünü açan ve bu konuda ona yardımcı olan Amerika Birleşik Devletleri hükümetidir.

İlk günden itibaren savunmasız Filistin halkına karşı "Demir Yumruk" politikasını uygulayan Siyonist rejim; tüm vicdani, insani ve dini değerleri hiçe sayarak zulmü, terörü ve baskıyı her geçen gün artırdı.

Amerika hükümeti ve ortakları, bu devlet terörüne ve aralıksız baskılarına kaşlarını dahi çatmadı. Bugün bile ABD hükümetinin Gazze'deki korkunç cinayetlere ilişkin bazı açıklamaları, gerçek olmaktan ziyade, ikiyüzlü açıklamalardır.

"Direniş Cephesi", bu karanlık ve umutsuz atmosferin bağrından yükseldi ve İran'da kurulan "İslam Cumhuriyeti" hükümeti de onu genişletip güçlendirdi.

Amerika ve Avrupa'daki çoğu medya şirketini ellerinde bulunduran veya para ve rüşvet nüfuzunu kullanarak üzerlerinde etki eden Uluslararası Siyonizm'in liderleri, bu insani ve cesur direnişi terörizm olarak tanıtıyorlar! Siyonist işgalcilerin kendisine ait topraklarda işlediği suçlara karşı kendini savunan bir millet terörist olabilir mi? Peki, bu millete insani yardımda bulunmak ve onun kollarını güçlendirmek, teröre yardım ve yataklık etmek midir?

Küresel ezici güçler, insanî kavramlara dahi merhamet etmiyorlar. Zalim ve terörist İsrail rejimini "kendisini savunan" bir yönetim olarak lanse ederken özgürlüğünü, güvenliğini ve kendi kaderini kendi tayin etme hakkını savunan Filistin direnişini de "terörist" olarak tanımlıyorlar!

Sizi temin ederim ki bugün, durumlar değişiyor. Batı Asya'nın hassas coğrafyasını farklı bir gelecek bekliyor. Küresel ölçekte pek çok vicdan uyandı ve gerçekler gün yüzüne çıkmak üzere. Direniş Cephesi de güçlendi ve daha da güçlü olacak. Tarih sayfaları da (birbiri ardınca) çevrilip duruyor.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siz onlarca üniversitenin öğrencilerinin dışında, diğer ülkelerdeki üniversiteler ve insanlar da ayağa kalkmış durumdalar. Üniversite hocalarının yanınızda yer almaları ve sizi desteklemeleri, önemli ve etkin bir hadisedir. Bu, hükümetin polis müdahalesinin size uyguladığı baskı karşısında biraz rahatlatıcı olabilir. Ben de siz gençlerin sıkıntılarını paylaşıyor ve sergilediğiniz bu duruşa saygı duyuyorum.

Kur'ân'ın biz Müslümanlara ve tüm dünya insanlarına mesajı, doğru yolda sebat göstermektir. "Emrolunduğun gibi dosdoğru davran."[2] Ayrıca Kur'ân'ın insanî ilişkiler hakkındaki mesajı da şöyledir: Ne zulmedin ne de zulme boyun eğin! "Ne zulmedin ne de zulme uğrayın!"[3]

Direniş Cephesi, bu ve benzeri yüzlerce düsturu öğrenip hayata geçirerek ilerliyor ve Allah'ın izniyle de zafere ulaşacaktır.

Kur'ân ile tanışmanızı tavsiye ederim.

 

Seyyid Ali Hameneî

25 Mayıs 2024

.

* * *


[1] Irksal ayrımcılığı savunan sistem
[2] Hûd, 112
[3] Bakara, 279

Editör: Hasan Bedel