Fatıma kalbimin neş’at kaynağıdır; iki oğlu (Hasan ve Hüseyin) kalbimin meyvesidir; eşi (Ali) gözümün nurudur ve onların evlatları Rabbimin eminleridirler. Her kim onlara sarılırsa kurtulur ve her kim de onlardan ayrılırsa helak olur.

.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Hüseyin AKAY

 

​İslam’ın büyük hanımefendisi Hz. Fatıma (s.a), faziletlerden bir derya ve ahlakta ise örnek bir kadındır ki; Allah Resulü (s.a.a) ve masum Ehlibeyt (a.s) imamları O’nun faziletlerini Müslümanlara beyan buyurmuşlardır. Şüphesiz Allah Resulü (s.a.a) ve Ehl-i Beyt (a.s) imamları dışında hiçbir kimsenin, âlemlerdeki kadınların serveri ve vahiy evinin hanımefendisinin mukaddes marifetine erişmeleri mümkün değildir. Öyle ki Hz. Cafer Sadık (a.s) O’nun hakkında şöyle buyurmaktadır:

“Hz. Fatıma, beşer O’nu tanımaktan ve marifetini idrak etmekten aciz oluğu için, Fatıma (a.s) adıyla adlandırılmıştır.” (1)

* * *

​Faziletler deryasından bir katre: Makalenin ilk bölümünde Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin kaynak eserlerinde bulunan, Allah Resulü’nün (s.a.a), Hz. Fatıma’nın (s.a) faziletleri hakkında buyurmuş olduğu hadislerden bazı örnekler vererek başlamaktayız.

1- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Kemalin tüm güzellikleri bir kişide toplanacaksa eğer, o Fatıma olacaktır; belki Fatıma kemalin tüm güzelliklerinden daha üstündür. Şüphesiz kızım Fatıma keramet ve şerafette dünya sakinlerine en üstün olandır.” (2)

2- Allah Resulü (s.a.a) Salman-ı Farisi’ye şöyle buyurdu: “Ey Salman! Her kim kızım Fatıma’yı (s.a) severse, cennette benimledir ve her kim O’na düşman olursa, cehennemdedir. Ey Salman! Fatıma’ya muhabbet beslemenin birçok yararı görülecektir ki onlardan bazıları şunlardır: Ölüm anında; kabir âleminde; ameller tartıldığında; ruhlar haşredildiğinde; Sırat köprüsünden geçiş anında ve amellerin muhasebesi yapıldığında. Öyleyse kızım Fatıma kimden razı olursa, ben de ondan razı olurum; ben kimden razı olursam, Allah ondan razı olacaktır. Ve Fatıma her kime gazap ederse, ben de ona gazaplanırım; ben her kime gazap edersem, Allah ona gazap eder. Ey Salman! Fatıma’ya, eşi (Hz. Ali) müminlerin emrine, evlatlarına ve Onların Şialarına zulmedenlerin vay haline olsun.” (3)

3- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Miraç gecesi cennete girdim, cennet ağacının meyvesinden yedim ve Fatıma (s.a) o meyveden (meydana geldi) mütevellid oldu.” (4)

4- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Ey Ali! Şüphesiz Allah, Fatıma’yı (a.s) sana eş ve yeryüzünü ise O’na mehriye karar kıldı; her kim yeryüzünde yürür ve Fatıma’ya düşmanlık ederse, onun (adım atması) yol yürümesi haramdır.” (5)

5- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır:

“Fatıma kalbimin neş’at kaynağıdır; iki oğlu (Hasan ve Hüseyin) kalbimin meyvesidir; eşi (Ali) gözümün nurudur ve onların evlatları Rabbimin eminleridirler. Her kim onlara sarılırsa kurtulur ve her kim de onlardan ayrılırsa helak olur.” (6)

​6- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz cennete ilk girecek kişi Hz. Fatıma’dır.” (7)

​7- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah Resulü (s.a.a) yolculuğa çıkacağı zaman en son görüştüğü, döndüğünde ise ilk önce görüştüğü kişi Hz. Fatıma idi.” (8)

8- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah-u Teâlâ kızım Hz. Fatıma’yı, evlatlarını ve Onları sevenleri cehennem ateşinden ayırmıştır. Bu nedenle de “Fatıma” olarak adlandırılmıştır.” (9)

​9- Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Cennetin kokusunu özlediğimde Hz. Fatıma’yı kokluyorum.” (10)

10- Allah Resulü’nün (s.a.a) eşi Aişe diyor ki: “Fatıma (s.a) babasının yanına geldiğinde, Allah Resulü ona hoş geldin derdi; Ona hürmetini göstermek için ayağa kalkardı; Onun elinden tutup öper koklardı ve daha sonra da kendi yerine oturturdu.” (11)

* * *

​Hz. Fatıma’nın (s.a) İsmeti: “İsmet”, Hz. Fatıma’nın (s.a) doğumundan vefatına kadar hatadan ve günahtan korunmuş (masum) olması demektir. Hz. Fatıma’nın (s.a) önemli faziletlerinden biri de, O hazretin İsmeti’dir ki; hakkında Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet ve Ehl-i Beyt (a.s) imamlarından mükerrer rivayetler bulunmaktadır. Burada sadece bir ayete kısaca değinmekteyiz.

Birinci delil: Hz. Fatıma’nın (a.s) ismetini beyan eden birinci delil, şu ayet-i kerime’dir:

“Ey Ehl-i Beyt! Allah sadece sizden günahları gidermek ve sizi tertemiz temizlemek istiyor.”

(Ahzab, 33)

​Şia ve Sünni kaynaklarında mükerrer olarak nakledilen hadislere göre, bu ayet Allah Resulü’ün (s.a.a) eşi Ümmi Seleme’nin (s.a) evinde nazil buyrulmuştur. Bu ayet nazil olduğunda Hz. Fatıma (s.a), Hz. Ali (a.s), Hz. Hasan (a.s), Hz. Hüseyin (a.s) Allah Resulü’nün (s.a.a) yanında ve abasının altındalardı. Ümmi Seleme, Allah Resulü’ne (s.a.a): “Ben de sizin ceminize dâhil olayım.” dedi. Allah Resulü (s.a.a) ise ona: “Hayır, sen giremezsin; çünkü bu Tathir ayeti biz beş kişiye has nazil buyrulmuştur.” buyurdu. (12)

​Şu “Tathir Ayeti” nazil buyrulduktan sonra defalarca Allah Resulü’nden (s.a.a) sordular ki: “Şu ayet kimler hakkında nazil buyrulmuştur?” Allah Resulü (s.a.a): “Benim, Ali’nin, Fatıma’nın, Hasan’ın ve Hüseyin’in hakkında nazil buyrulmuştur.” cevabını vermiştir. (13). Ve yine bu ayet nazil olduktan sonra Allah Resulü (s.a.a), her gün “Mescid-i Nebi’ye” namaz kıldırmaya giderken Hz. Fatıma’nın (a.s) kapısının önüne gelerek Onlara şöyle buyururdu: “Selam olsun sizlere! Ey Allah’ın sadece sizden günahları gidermek ve sizi tertemiz temizlemek istiyorum buyurduğu Ehlibeyt’im.” (14). Böylece bilinmelidir ki; Ahzab, 33. ayet (Tathir Ayeti) sadece “Al-i Aba” ehli hakkında nazil buyrulduğu, Şia ve Sünni âlimlerin görüş birliğiyle ispatlanmıştır.

İkinci delil: Allah Resulü (s.a.a) defalarca şöyle buyurmuştur:

“Fatıma tenimden bir paredir, her kim O’nu üzer gazaplandırırsa, beni üzmüş ve gazaplandırmış olur ve her kim O’nu hoşnut etmiş olursa beni hoşnut etmiş olur. Şüphesiz Allah, Onun üzülüp gazaplanmasından dolayı, gazaplanır ve Onun hoşnutluğundan dolayı ise, hoşnut olur.” (15)

​Böylece hadis-i şerifin metninden anlaşıldığı üzere, Hz. Fatıma’nın rızası Allah ve Resulü’nün (s.a.a) rızası, üzülüp gazaplanması ise, Allah ve Resulü’nün (s.a.a) gazaplanmasıdır. Her insanın çeşitli halleri vardır. Bir saati diğer saatine uymayan durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Sıradan bir insanın her daim Allah’ın teveccühüne mazhar olması, rızası O’nun rızası, gazabı ise O’nun gazabı olacak derecede alakadar yaşaması pek de makul değildir. Ancak Allah katında ismet makamına sahip olan birisinden başkasının, bu İlahî teveccühe mazhar olması mümkün değildir. Çünkü ismet makamına sahip olmayan birinin mutlak olarak günah veya hatalara mayil olması kaçınılmazdır. Hayatını günah ve hatalar yumağında idame ettiren birinden, her daim Allah ve Resulü’nün (s.a.a) razı olması, özel teveccühlerine mazhar olması olacak şey değildir. Kısacası itiraf etmeliyiz ki, rızası Allah ve Resulü’nün (s.a.a) rızası, gazabı ise, yine Allah ve Resulü’nün (s.a.a) gazabı olan biri muhakkak ismet makamına sahiptir.

​Vahiy evine hücum edilmesi ve ateşe verilmesi: Belki bazıları İslam tarihinde vuku bulmuş olan, Hz. Fatıma’nın (s.a) evine hücüm etme, ateşe verme ve şehadetiyle neticelenen üzücü hadisenin sadece Şia âlimleri tarafından kaleme alındığı ve denildiği sanılabilir. Fakat iyi bilinmelidir ki, Sünni âlimler tarafından da bu üzücü hadise mükerrer kereler kaleme alınmış ve denilmiştir ki, onlardan bazılarını sizler için nakletmekteyiz.

1- ‘Hicri 235 senesinde vefat eden İbn Ebi Şeybe Beyrut baskısı, “El Musnef”, c.7,s.432, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Malum kişi Hz. Fatıma’nın (a.s) evine gitti ve şöyle dedi: Ey Peygamberin kızı! Allah’a andolsun ki, bizim yanımızda senin babandan daha çok sevilecek başka hiç bir kimse yoktur; Ondan sonra ise senden başka daha çok sevilecek hiç bir kimse yoktur. Fakat Allah’a andolsun ki, bu sevgi etrafına toplananlarla birlikte oturduğunuz evi emir verip yaktırmama engel olamaz.”

2- ‘Hicri 276 senesinde vefat eden İbn Guteybe Mısır baskısı, “El İmametu ve’s Siyase”, c.1,s.12, kitabında şöyle rivayet etmektedir’:

“(Halifeye biat etmeyenler Hz. Ali’nin (a.s) evinde toplanmışlardı) halife, malum kişiyi Hz. Ali’nin (a.s) evine gönderdi. İçeridekiler malum kişinin eve girmesine engel oldular. Malum kişi odun getirmelerini emretti ve daha sonrada içeridekilere: ‘Allah’a andolsun ki; eğer dışarı çıkmaz iseniz evi içeride bulunanlarla birlikte yakacağım’ dedi.” İçlerinden biri malum kişiye, Hz. Fatıma’nın (a.s) da bu evde olduğunu biliyorsun değil mi? ‘Malum kişi: ‘Evet biliyorum; ona rağmen yine de yakacağım.’ dedi. 

3- ‘Hicri 279 senesinde vefat eden Belazeri Mısır baskısı, “Ensabu’l Eşraf”, c.1,s.586, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Halife, malum kişiyi Hz. Ali’den (a.s) biat almak için O hazretin evine gönderdi. Hz. Ali (a.s) biat etmeyeceğini buyurdu. Daha sonra malum kişi elinde alevli meşaleyle tekrar Hz. Ali’nin (a.s) kapısına geldi. Hz. Fatıma (a.s) kapının ardındaydı ve malum kişiye şöyle buyurdu: ‘Benim evimi yakmak mı istiyorsun?’ Malum kişi: ‘Evet, benim yapacağım bu iş (evi yakma işi) senin babanın dininden daha güçlüdür.”   

4- ‘Hicri 310 senesinde vefat eden Teberi Beyrut baskısı, “Tarihu’l Umemu’l Muluk”, c.2,s.443, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Talha, Zübeyr ve bir grup muhacirlerden Hz. Ali’nin (a.s) evine toplanmışlardı. Malum kişi onlara giderek; biat etmek için oradan (evden) dışarı çıkın; yoksa Allah’a andolsun ki; evi yakar başınıza yıkarım, dedi.”

5- ‘Hicri 310 senesinde vefat eden Mes’udî Beyrut baskısı, “İsbatu’l Vesiye”,s.142, kitabında şöyle rivayet etmektedir’:

“Ali (a.s) bir grup Şia’sıyla birlikte evinde oturuyordu. Malum kişinin öncülüğünde bir grup evine hücum edip ardından kapıyı yaktılar ve Hz. Ali’yi (a.s) zorla dışarı çıkardılar. Kapıyla duvar arkasında sıkışan, kadınların seyyidesi Hz. Fatıma (s.a) yaralandı ve Muhsin adındaki (altı aylık) bebeğini düşük yaptı.”

6- ‘Hicri 328 senesinde vefat eden İbn Ebid Rebih Mısır baskısı, “Ekdu’l Ferid”,c.3,s.64, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Halife malum kişiye emretti ki: “(Hz. Ali -a.s- ve taraftarları) evden çıkmamaya direnirlerse, onlarla savaş.” Malum kişi de elinde ateş meşalesiyle evi yakmak için Hz. Fatıma’nın (a.s) evine geldi; Hz. Fatıma’yla (a.s) karşılaştı ve Hz. Fatıma (a.s) ona: ‘Bizim evimizi yakmak için mi geldin?’​ buyurdu. Malum kişi ise, ‘Evet halifeye biat etmezseniz yakacağım.’ dedi.”

7- ‘Hicri 505 senesinde vefat eden Mugatil bin Atiye-i Henefi Beyrut baskısı, “el İmemet-u vel Hilafet”,s.160, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Halife tehdit ve kılıç zoruyla halktan biat aldığı zaman (Hz. Ali -a.s- biat etmediği için) malum kişiyi, Gunfez’i ve ashabtan bir grubu Hz. Ali’nin (a.s) evine gönderdi. Malum kişi de odun hazırlatıp Hz. Ali’nin (a.s) evinin kapısını yaktı.”

8- ‘Hicri 548 senesinde vefat eden Şehristanî Beyrut baskısı, “el Melel-u vel Nehl”,c.1,s.57, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Malum, ev ve ev halkını yakacağım diye bağırarak Hz. Fatıma’nın (a.s) evine hücum etti. Evde Hz. Fatıma’dan, Hz. Ali’den, Hz. Hasan’dan ve Hz. Hüseyin’den başka hiç kimseler yoktu.”

9- ‘Hicri 732 senesinde vefat eden İsmail İmadu’d-Din Mısır baskısı, “el Muhteser-u fi Ehbari’l Beşer”,c.2,s.156, kitabında şöyle rivayet etmektedir’: “Halife, malum kişiye Hz. Ali (a.s) ve beraberindekileri Hz. Fatıma’nın evinden çıkarıp getirmesini, ve evden çıkmaya direndikleri durumda ise onlarla savaşmasını emretti. Malum kişi de elinde ateş Hz. Fatıma’nın (a.s) evinin yolunu tuttu. Hz. Fatıma (a.s), “malum kişiye: Bizim evimizi yakmak mı istiyorsun?” dedi. Malum kişi ise cevabında: “Evet halifeye biat edenlere katılmazsanız yakacağım” dedi.

10- Ömer Rıza Kehale “E’elamu’n-Nisa” Beyrut baskısı, kitabının ‘Muhammed’in (s.a.a) kızı Fatıma (a.s)’ babında, şöyle rivayet etmektedir’:  “Malum kişi (biat almak için) Hz. Fatıma’nın (a.s) evine gitti; içeride bulunanların dışarı çıkmalarını istedi, içeridekiler dışarıya çıkmayınca, malum kişi yanındakilerden odun getirmelerini istedi ve dedi: “Allah’a andolsun ki, içeridekiler dışarı çıkmazlarsa eğer, evi ve içerisindekileri yakacağım.” İçlerinden biri dedi; bu evde Fatıma’nın da bulunduğunu biliyor musun? Malum kişi, ‘evet, Fatıma olsa dahi yakacağım’ dedi. 

* * *

​Muhsin bin Ali’nin (a.s) şehadeti: Vahiy evine hücüm edenlerin cinayetlerinden biri de, Hz. Fatıma’nın (a.s) ciyer paresi Hz. Muhsin’in şehid edilmesidir ki, bu cinayet hilafeti gasbedenlerin hanesine kara bir leke olarak yazılmıştır.

1- ‘Mes’udî “İsbatu’l Vesiye”,s.142, adlı kitabında diyor ki:’ “Onlar (malum kişi ve beraberindekiler) Hz. Fatıma’nın (a.s) evine hücüm ettiler; kadınların seyyidesi Hz. Fatıma’yı (a.s) kapıyla duvar arasında öyle sıkıştırdılar ki, Hz. Fatıma (a.s) (altı aylık bebeği) Muhsin’i düşük yaptı.”

2- Şehristanî Beyrut baskısı, “el Melel-u vel Nehl”,c.1,s.57, adlı kitabında diyor ki:’ “Malum kişi biat günü Hz. Fatıma’ya (a.s) öyle şiddetli bir darb vurdu ki; Hz. Fatıma (a.s) darbin şiddetinden bebeğini düşürdü.”

3- ‘Sefedî “el Vafi fil Vefayat”,c.6,s.17, adlı kitabında diyor ki:’ “Nizam Mutezilî, malum kişinin biat günü Hz. Fatıma’ya (a.s) vurduğu darbın şiddetinden bebeğini düşürdüğüne inanmaktadır.”

4- ‘Zehebî “Mizanu’l İtidal”, c.1,s.139, kitabında diyor ki:’ “Malum kişi Hz. Fatıma’nın karnına öyle bir tekme vurdu ki, O bebeğini düşürdü.”

5- ‘Hamuî Cuyeni’ş Şafi-i “Feraidu’l Mustetin”,c.2,s.35, adlı kitabında diyor ki:’ “Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Benden sonra kızım Fatıma’nın (a.s) evine gam, keder ve hüzün çökecektir; O’nun hürmeti ortadan kaldırılacak, hakkı gasbedilecek ve kaburgaları kırılacaktır.”

6- ‘İbn Ebi’l Hedid Mutezilî “Şerh’i Nehcu’l Belaga”,c.14,s.92, adlı kitabında diyor ki:’ Başta Hebar bin Esved olmak üzere müşriklerden bir grup eziyet etmek kastıyla, Mekke’den Medine istikametine gitmekte olan Zeyneb Rabibe’nin devesini takip ettiler. (Zeyneb Rabibe, Allah Resulü’nün (s.a.a) eşi Hz. Hatice’nin (a.s) kız kardeşiydi ki; babası vefat ettikten sonra Hz. Hatice’nin (a.s) evinde yaşıyordu) Hamile olan Zeyneb Rabibe’nin devesine yetiştiklerinde, Hebar bin Esved, Zeyneb Rabibe’nin Mahfel’ine (oturak yerine) doğru ok fırlattı ve Zeyneb Rabibe çok korktuğu için bebeğini düşürdü. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.a) Hebar bin Esved’in kanını helal kıldı ve onu buldukları yerde oldürmelerini emretti.

​Buna göre, Zeyneb Rabibe’nin bebeğini düşürmesine neden olduğu için, Hebar bin Esved’in kanını helal kılan Allah Resulü (s.a.a), Hz. Fatıma’nın (s.a) döneminde yaşamış olsaydı eğer, acaba Hz. Fatıma’nın (s.a) bebeğinin düşürülmesine neden olanların kanını helal kılmaz mıydı?

* * * 

​Halifenin kendi hatalarını itiraf etmesi: Ehl-i Sünnet âlimlerinin nakletmiş oldukları bir kaç rivayeti açıklayarak konuyu tamamlamaktayız.

1- ‘İbn Cerir Teberi “Tarihu’l Umemu’l Muluk”,c.2,s.619, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’ “Halife, dünyada yapmış olduklarım içerisinde üç şey dışında, hiçbir şeyden pişman değilim ve keşke o üçünü de yapmasaydım diyordu; o üç şeyden biri; keşke... Hz. Fatıma’nın (a.s) evine hürmetsizlik yapmasaydım...” 

2- ‘Mes’udî “Murucu’z Zeheb”,c.2,s.194, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’ “Halife, üç şey dışında yaptıklarımdan dolayı hiç bir korkum yoktur ve keşke onları da yapmasaydım, diyordu;  o üç şeyden biri; keşke... Hz. Fatıma’yı (a.s) eziyet altına almasaydım.”

3- ‘Teberanî “el Mu’cemu’l Kebir”,c.1,s.62, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’  “Halife, keşke... Hz. Fatıma’nın (a.s) evine (saldırı emrini vererek) hücum etmeseydim diyordu...”

4- ‘İbn Ebi’l Hadid “Şerh’i Nehcü’l Belaga”,c.2,s.46, adlı kitabında şöyle rivayet etmektedir:’ “Halife, keşke... Hz. Fatıma’nın (a.s) evine saldırmasaydım ve onları kendi hallerine bıraksaydım diyordu.”   

Fizze diyor ki: Halifenin halife olduğunu ve bazılarının da ondan biat ettiğini duydum. Hz. Ali’nin (a.s) de ondan biat etmesini istiyorlardı. Hz. Ali (a.s) ise evde oturup Kur’an-ı Kerim’i toplamakla meşgul idi. Nübüvvet evinin kapısı çalındı. Ben kapıya vardım; kapıyı açtığımda ise, karşımda malum kişiyi, Halid bin Velid’i, Gunfez’i ve diğer birkaç kişiyi gördüm. O sırada Hz. Fatıma da (s.a) gelerek kapının arkasında durdu. Onlara ne istiyorsunuz, diye sorunca malum kisi, Ali’ye söyle gelip halifenin halifeliğine biat etsin, dedi. Hz. Fatıma (s.a), Hz. Ali’nin (a.s) Kur’an’ı hiçe sayanlardan ve Allah’ın peygamberine ihanet edenlerden biat etmeyeceğini buyurdu ve malum kişi, Ali kendi rızasıyla gelip biat etmezse, ben onu zorla götürmesini biliyorum, dedi. Hz. Fatıma (s.a), bir kez daha Hz. Ali’nin (a.s) biat etmeyeceğini ve onların da nübüvvet evinin kapısından gitmelerini buyurdu. Hz. Fatıma (s.a), kapıyı kapatıyordu ki, malum kişi, Onun yüzüne, yani Hz. Peygamber’in (s.a.a) busegâhına bir sille vurdu ve Gunfez’in elinden kamçıyı alarak Onun başına vurmaya başladı, O ise, başına vurulan kamçı darplarını kollarıyla engellemeye çalışıyordu. Zorla eve girmek isteyen malum kişinin yüzüne kapıyı kapattık ve Hz. Fatıma’yla (s.a) kapının arkasında durarak onların içeri girmelerine mani olmaya gayret ediyorduk. O an aklıma Hz. Peygamber’in (s.a.a) Ehl-i Beyt’ine (a.s) yüzünü dönerek buyurmuş olduğu şu hadisler hutur etti: “Size itaat, Allah’a itaattir, size düşmanlık ise Allah’a düşmanlıktır.” “Sizi sevenler Allah’ı sevmiş olurlar, size düşmanlık edenler ise Allah’a düşmanlık etmiş olurlar.”

​Malum kişinin, Halid bin Velid’e odun ve yakacak getirip kapıyı yakın dediğini duydum, az bir zaman sonra vahyin nüzul mahalli, meleklerin uğradığı rahmet mahalli, kerem, cömertlik ve saadet mahalli, Hz. Peygamber’in (s.a.a) risalet hanesinin kapısı alevler içerisinde kalmış, artık nur evine nar düşmüştü. Malum kişi, tekmeyle kapıya vurdu, tekmenin şiddetiyle açılan kapıyla duvarın arasında Hz. Fatıma’nın (s.a) sıkıştığına yaşlı gözlerimle şahit oldum. Hanımım, yürek dağlayan bir nale ile bana dönerek, karnındaki sekiz aylık bebeği Muhsin’in şehit olduğunu buyurdu, eşkıya yapacağını yapmış ve geri durmuştu, Hz. Fatıma’nın (s.a) Muhsin’in şehadetine, baş ve kollarından aldığı kamçı izlerine, kapıyla duvar arasında sıkıştığında kırılan kaburgalarına ve arşı titreten nalesine ben ve Hane-i Saadet şahittir.

Mübarek Recep Ayı Duası Mübarek Recep Ayı Duası

--------------------------

(1) Tefsir-i Ferat-ı Kufî, S.581.
(2) Feraidu’s Semteyn, c.2,s.68. 
(3) Feraidu’s Semteyn, c.2,s.68.
(4) Mizanu’l İtidal, c.2,s.518. 
(5) Feraidu’s Semteyn, c.1,s.95.
(6) Feraidu’s Semteyn, c.2,s.66.
(7) Mizanu’l İtidal, c.2,s.131. 
(8) Mektel-i Harzumi, c.1,s.56.
(9) Zehairu’l Ukba, s.26.
(10) Maktel-i Harzumi, c.1,s.64.
(11) Müstedrek-i Hakim, c.3,s.154.
(12) Sahih-i Muslim, c.7,s.130.
(13) Tefsir-i Teberi, c.22,s.5.
(14) Müsned-i Ahmed, c.3,s.295.
(15) Sahih-i Buhari, c.5,s.92.