.
.
Ehlader Araştırma Bölümü
Fahrettin Güngör
Bismillahirrahmanirrahîm
Hz. İbrâhim (a.s), Kur’ân’da yirmi beş sûrede hakkında bilgi verilmiş ve altmış dokuz âyette de ismen zikredilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm onun şahsiyet özelliklerini, mânevî ve ahlâkî niteliklerini şöyle açıklar:
Hz. İbrâhim (a.s), Hz. Nûh’un (a.s) milletindendir (min şî’atihi le’İbrâhîm). [2] Hz. Nûh’a (a.s) verilenler Hz. İbrâhîm’e (a.s) tavsiye edilmiştir (şera’a lekum mine’d-dîni mâ vassâ bihi nûh). [3] Ona sahîfeler (suhuf-i İbrâhîm) verilmiştir. [4]
Hz. İbrâhîm (a.s), inananların babasıdır (millete ebîkum İbrâhîm). [5] Onun soyuna da peygamberlik kitap (fî zurriyyetihimâ’n-nubuvvete vel’kitâb) ve büyük bir mülk (âteynâhum mulken azîmân) verilmiştir. [6] Bütün insanlara imâm, önder, örnek ve rehber (lin’nâsi imâm) kılınmıştır. [7] Onda (a.s) güzel bir örnek (lekum usvetun hasenetun) vardır. [8]
Hz. İbrâhîm’in (a.s) kendisine, göklerin ve yerin muhteşem yaratılışı ve esrarı, tasarruf ve hikmeti gösterilmiştir (nurî İbrâhîme melekûte’s-semâvâti vel’arz). [9] Rabbinin emrettiği yere (zâhibun ilâ rabbi) hicret etmiştir. [10] Gerçekten yumuşak huylu (halîm), bağrı yanık (evvâh) ve yüce Allah’a yönelen (munîb) bir kimseydi. [11] Çok misafirperver (an zayfi İbrâhîm) [12] ve yüce Allah’ın dostu idi (et’tehaza’llâhu İbrâhîme halîlâ). [13]
Hz. İbrâhîm (a.s), yüce Allah tarafından seçilmiş (Ellâhe’stafâ) [14], Rabbi tarafından vahiy almış (evhaynâ ileyke) [15], hakkı hemen gönülden onaylayan ve doğruluktan asla ayrılmayan (sıddîk) [16] güçlü ve bâsiret sahibi bir kul idi (ibâdenâ İbrâhîme ulî’l-eydî vel’ebsâr). [17]
Kur’ân’da, Hz. İbrâhîm’in (a.s) tevhîd akîdesini (millete İbrâhîme hanîfâ) [18] tesis etmesinin yanında, oğlu Hz. İsmâîl (a.s) ile birlikte Kâbe’yi kurması da (el-kavâide mine’l-beyt) [19] Müslümanlardan biri olarak gösterilmesine (kâne hanîfen muslimen) [20] ve kendisine itibarlı bir yer (vet’tehizû min mekâm-i İbrâhîm’e musallâ) [21] verilmesine vesile olmuştur.
Hz. İbrâhîm (a.s) kavmine hitâp etmiş olduğu harika bir duası şöyledir:
اَلَّذ۪ي خَلَقَن۪ي فَهُوَ يَهْد۪ينِۙ
“Ki beni yaratan ve bana hidayet veren (sürekli doğru yolu gösteren) O’dur.”
وَالَّذ۪ي هُوَ يُطْعِمُن۪ي وَيَسْق۪ينِۙ
“Bana yediren ve içiren O’dur.”
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ
“Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.”
وَالَّذ۪ي يُم۪يتُن۪ي ثُمَّ يُحْي۪ينِۙ
“Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur.”
وَالَّذ۪ٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ ل۪ي خَط۪ٓيـَٔت۪ي يَوْمَ الدّ۪ينِۜ
“(Ahirette) Din (hesap ve ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur.”
رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْمًا وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ
“Rabbim! Bana hüküm (adaleti yürütme ve hikmetli düşünme yeteneği) bağışla ve beni sâlih kullarına kat.”
وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ
“(Bundan) Sonra gelecek (nesil)ler arasında bana bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver. (Kıyamete kadar beni hayırla andır.)”
وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِ
“Beni nimetlerle-donatılmış (nâîm) cennetin mirasçılarından kıl!”
وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ
“Atamı (amcamı) da bağışla, çünkü o şaşırıp sapanlardandır.”
وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ
“Ve beni (insanların) diriltilecekleri gün (hatalarımı açığa vurup) küçük düşürme (Allah’ım!).”
يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ
“O gün ne mal ne de çocuklar bir yarar sağlamayacaktır.”
اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ
“Ancak Allah'a tertemiz bir kalple (hâlis niyetle ve sâlih amelle) gelenler bunun dışındadır.” [22]
Geniş bilgi için: https://www.ehlibeytalimleri.com/hz-ibrahim-as
-----------




