.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Bir toplumun bütün bireylerinin yasalara saygılı olup sosyal sözleşmelere bağlı kalmaları, toplumun temellerini sağlamlaştırır, sosyal bağları pekiştirir ve toplumsal huzur, huzur ve emniyeti temin eder. Buna mukabil yasalara karşı saygısızlık, toplumsal hayatı temelden sarsan büyük bir sosyal problemdir. Bu olgu, toplum sathında güvensizlik, emniyetsizlik ve ümitsizlik kaynağıdır.

Burada önem arz eden en mühim mesele, yasaların toplum nezdinde bir değer olarak algılanması ve toplumsal davranışların en temel normu olarak görülmesidir. Yoksa yasaların, dışarıdan ve baskı uygulayarak halka uygulatılması asla çözüm yolu değildir. Bilakis yasalara saygısızlığın en temel faktörüdür. Dolayısıyla bir toplumda eğer yasalara saygı duyulmuyor ve bu, toplumsal hayatın birçok sahasında yaygınlık kazanmışsa yapılacak tek iş, bu problemin kaynak ve sebeplerini tespit ve kökünü kazımaktır. Bu ödev, özellikle de yasa karşıtlığının örgütlü bir yapı kazandığı ve hele hele bazı kesimler tarafından yasal kılıflar uydurularak bin bir hile ve desiseyle uygulandığı durumda daha bir önem arz etmektedir.

Bize göre yasa karşıtlığının en temel sebep ve etkenleri şunlardır:

1. Yürürlükteki yasaların kuşatıcı ve kâmil olmaması.

2. Yürütme makamının zaaf ve kusurları.

Tevekkül ve Kendine Güvenmek Tevekkül ve Kendine Güvenmek

3. Halkın hukuksal bir düzenin önemi hakkındaki bilinçsizliği.

4. Yasaların ayrımcılık temelinde uygulaması.

5. Sorumsuzluk psikolojisi.

Yasalara saygı ve hukuka uygun bir yaşam tarzı hususunda önemsenmesi gereken en temel mesele din ve ahlâkî değerlerin rolüdür. Yani yasalara uymak ve sosyal sözleşmelerin gereğini yerine getirmek ancak Allah’a ve yeniden dirilişe iman ve ayrıca ahlâkî değerlere bağlılık sayesinde mümkündür. Bu iman ve bağlılık olmadan arzulanan başarıyı elde etmek mümkün değildir. Feyz, yasalar ve toplumsal sözleşmelere saygı meselesiyle ilgili bazı konuları ele almıştır. Biz, daha önceki bölümde onun bu husustaki görüşlerini aktarmıştık. Burada sadece şu nükteye değinmek gerekir: Yasalardan kaçmak, bir tür aldatma ve kandırmacadır. Bu ise İslam’da en büyük günahlardan sayılır. Feyz bu hususla ilgili müstakil bir bölümde dinin öncülerinden birçok rivayet nakletmiştir ki biz sadece ikisini aktarmakla yetineceğiz:

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurur:

"Bir Müslüman’ı aldatan bizden değildir."

Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurur:

"İmamını herhangi bir şekilde aldatan bir insan, kıyamet günü ağzı eğrilmiş bir şekilde cehenneme girer."

Hatırlatmak gerekirse bu konu, ‘zulüm’, ‘Allah’a isyanın olduğu yerde kula itaat’, ‘arkadan vurmak’, ‘desise’, ‘dalkavukluk’ ve ‘hıyanet’ bölümlerine başvurularak da incelenebilir. Ancak biz, yerimizin kısıtlı olması sebebiyle hepsini aktarmaktan mazuruz.