Amellerin Yüce Allah’a en sevgili olanı, müminleri sevindirmektir.

.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Müslümanlığın özelliklerinden ve adabından biri, diğer Müslümanları sevindirmek için ciddi şekilde çaba sarf etmektir. Müminleri sevindirmenin fazileti hakkında birçok hadis gelmiştir. Peygamberimiz (s.a.a) ve Ehlibeyt’inden nakledilmiş birçok rivayette müminleri şâd edip sevindirmek Allah’ın en çok sevdiği en büyük ibadetlerden sayılmıştır. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

إِنَّ أَحَبَّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللّٰهِ عَزَّ وَ جَلَّ إِدْخَالُ‏ السُّرُورِ عَلَى‏ الْمُؤْمِنِين

“Amellerin Yüce Allah’a en sevgili olanı, müminleri sevindirmektir.”[1]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

مَا عُبِدَ اللّٰهُ بِشَيْ‏ءٍ أَحَبَّ إِلَى اللّٰهِ مِنْ‏ إِدْخَالِ‏ السُّرُورِ عَلَى‏ الْمُؤْمِن

“Allah’a, müminleri sevindirmekten daha sevgili bir şeyle ibadet olunmamıştır.”[2]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:

فَإِنَّهُ لَيْسَ شَيْ‏ءٌ مِنَ الْأَعْمَالِ عِنْدَ اللّٰهِ عَزَّ وَ جَلَّ بَعْدَ الْفَرَائِضِ أَفْضَلَ مِنْ‏ إِدْخَالِ‏ السُّرُورِ عَلَى‏ الْمُؤْمِن

“Allah katında farz amellerden sonra mümini sevindirmekten daha üstün bir amel yoktur.”[3]

Başka rivayetlerde müminleri sevindirmek; Hz. Peygamber’i (s.a.a), Masum İmamları (a.s) ve Yüce Allah’ı şâd etmek menzilesinde değerlendirilmiştir. Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

مَنْ‏ سَرَّ مُؤْمِناً فَقَدْ سَرَّنِي وَ مَنْ سَرَّنِي فَقَدْ سَرَّ اللّٰه

"Kim bir mümini sevindirirse beni sevindirmiştir ve beni sevindiren Allah’ı sevindirmiştir"[4].

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

لَا يَرَى أَحَدُكُمْ إِذَا أَدْخَلَ‏ عَلَى‏ مُؤْمِنٍ‏ سُرُوراً أَنَّهُ عَلَيْهِ أَدْخَلَهُ فَقَطْ بَلْ وَ اللّٰهِ عَلَيْنَا بَلْ وَ اللّٰهِ عَلَى رَسُولِ اللّٰهِ ص

“Sizlerden birisi, bir mümini sevindirdiğinde sadece onu şâd ettiğini sanmasın. Allah’a yemin olsun ki bilakis bizi sevindirmiştir ve Allah’a yemin olsun ki bilakis Resulullah’ı (s.a.a) sevindirmiştir.”[5]

Bu rivayetlerden şu birkaç nükte anlaşılmaktadır:

Birincisi; bu tür rivayetlere dayalı olarak İslam açısından en faziletli ibadetlerden ve en üstün faaliyetlerden biri, müminleri şâd edip onları sevindirmektir. Bu, dini ve dindarlığı hüzün ve dertli olmakla, kaba ve asık suratlılıkla eşdeğer göstermeye çalışanların düşünceleri üzerine çekilmiş kırmızı bir çizgidir. Bu hadislerden anlaşılacağı üzere İslam’ın beğendiği bir camia, şâd ve mutlu olan camiadır. Faraza her Müslüman kendisini bu tavsiyelere uymakla yükümlü görmüş olsun, böyle bir durumda İslamî camia, neşeli ve mutlu olacaktır.

İkincisi; dikkat edilirse bu rivayetlerde mümini sevindirmek değerli addedilmiştir. Müminin hangi şeylerden sevineceği de açıktır. Dolayısıyla mümine yakışan bir hayat tarzı ile uyuşmayan araç ve vesilelerden faydalanarak mümini sevindirmek doğru değildir. Ayrıca mümin günaha karışmış araç ve vesilelerle sevinmez. İmam Hüseyin’den (a.s) nakledilmiş olan bir rivayette şunu okuyoruz:

أَفْضَلُ الْأَعْمَالِ بَعْدَ الصَّلَاةِ إِدْخَالُ‏ السُّرُورِ فِي قَلْبِ الْمُؤْمِنِ بِمَا لَا إِثْمَ فِيه

“Namazdan sonra amellerin en faziletlisi günah olmayan bir işle müminin kalbine sevinç sokmaktır.”[6]

Mümini sevindiren şeyler, ya doğrudan Allah ile irtibatlıdır veya böyle bir irtibata mukaddime niteliğindeki işlerdendir. Veyahut en azından onu Allah’a karşı günah işlemekten uzaklaştıracak fiillerdendir[7]. Bazı rivayetlerde bu tavsiyeye ilişkin birtakım mısdaklar zikredilmiştir. İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen bir rivayette şunu okuyoruz:

مِنْ أَحَبِّ الْأَعْمَالِ إِلَى اللّٰهِ عَزَّ وَ جَلَّ إِدْخَالُ‏ السُّرُورِ عَلَى أَخِيهِ الْمُؤْمِنِ مِنْ إِشْبَاعِ جَوْعَتِهِ أَوْ تَنْفِيسِ كُرْبَتِهِ أَوْ قَضَاءِ دَيْنِهِ

“Yüce Allah’a amellerin en sevgilisi, mümin kardeşini aç iken karnını doyurarak veya sıkıntısını gidererek ya da borcunu ödeyerek sevindirmektir"[8]

Dolayısıyla rivayetlerdeki maksadın, “müminleri her ne şekilde ve hangi yoldan olursa olsun şâd etmek büyük bir ibadettir” olmadığı açıktır. Örneğin; eğer biri günah işleyerek başkalarını sevindirirse o, sadece beğenilen bir iş yapmamış olmakla kalmaz, bilakis büyük bir suç işlemiş olur. Bu yüzden İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

Recep Ayı; Tövbe, İbadet ve Duanın Baharı Recep Ayı; Tövbe, İbadet ve Duanın Baharı

مَنْ‏ تَلَذَّذَ بِمَعَاصِي‏ اللّٰهِ‏ أَوْرَثَهُ اللّٰهُ ذُلًّا

“Kim Allah’a isyan etmekten lezzet alırsa, Allah onu zillete düşürür"[9]

Hatta bir günaha sevinmek, o günahtan daha kötü sayılmıştır. İmam Seccad (a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur:

إِيَّاكَ‏ وَ الِابْتِهَاجَ‏ بِالذَّنْبِ‏ فَإِنَّ الِابْتِهَاجَ بِهِ أَعْظَمُ مِنْ رُكُوبِه‏

“Günah işlemeye sevinmekten sakın; çünkü günah işlemeye sevinmek, onu yapmaktan daha kötüdür"[10]

Bazı rivayetlerde yalan söyleyerek insanları sevindirmek şiddetle yasaklanmıştır. Yüce Peygamberimiz (s.a.a) bu hususta şöyle buyurmuştur:

يَا أَبَا ذَرٍّ، وَيْلٌ‏ لِلَّذِي‏ يُحَدِّثُ‏ فَيَكْذِبُ‏ لِيُضْحِكَ الْقَوْمَ، وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَه

“Ey Ebuzer! Yazıklar olsun konuştuğunda insanları güldürmek için yalan söyleyen kimseye! Vah olsun ona! Vah olsun ona! Vah olsun ona!"[11]

Müminlerin yaşam tarzı hakkında İslamî öğretilerin bütününü dikkate aldığımızda şunu anlıyoruz ki beyhude işler ve mantıksız şakalarla müminleri sevindirmek asla en üstün ibadetlerden biri sayılamaz. Elbette şaka yapmak ve eğlendirmek dini açıdan haram olmayabilir. Fakat bazı şakalar kesinlikle müminin şanına yakışmaz. Bu yüzden Kur’an-ı Kerim bunu müminlerin özelliklerinden biri olarak saymış ve şöyle buyurmuştur:

 وَ الَّذينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُون 

“(Müminler) boş işlerden uzak dururlar"[12]

[1]     el-Kâfi, c. 2, s. 189.

[2]     A.g.e, s. 188.

[3]     el-Fıkhu’l-Mensub ile’l-İmam er-Rıza, s. 339; Bihar’ul Envar, c. 75, Bab-u Mevaizu’r-Rıza, s. 347.

[4]     Bihar’ul Envar, c. 74, Bab 30, h. 70.

[5]     A.g.e, h. 27.

[6]     Menakib-i Âli Ebi Talib (a.s), Muhammed b. Ali b. Şehraşub Mazendarani, c. 4, s. 75.

[7]     Pendhay-i İmam Sadık be Rehcuyan-ı Sadık, Muhammed Taki Misbah Yezdi, s. 109.

[8]     el-Mumin, Hüseyin b. Said Kufi Ahvazi, s. 51; el-Kâfi, c. 2, s. 192.

[9]     Tasnif-i Gureru’l-Hikem ve Dureru’l-Kelim, s. 186, no. 3565.

[10]    Bihar’ul Envar, c.75, s.159.

[11]    el-Emali, Şeyh Tusi, s.539.

[12]    Muminun , 3.