.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

İslâmî metinlerde gençlerden bahsedilen özelliklerden biri de, kolay etkilenen ve yetenekli ruha sahip olmalarıdır. İnsanın yetenekleri bu dönemde kolaylıkla ve az bir çabayla açığa çıkar ve oldukça fayda sağlar. Gencin kalbi başlangıçta boş bir tarla gibidir. Ekilmeye ve tohumlanmaya son derece müsaittir. Genetik faktörler ve çocuklukta etrafından edindiği bilgiler, uygulamalar ve bakış açısını bu dönemde doğru olarak oturtmaktadır. İmam Ali (as) bir çeşit İslâmî terbiyenin püf noktalarından bahsettiği çok değerli bir mektubunda şöyle buyurmuştur:

Nietzche ve Dostoyevski Nietzche ve Dostoyevski

“Gencin kalbi ekilmemiş tarla gibidir ne ekilirse kabul eder.”[1]

Bu benzetme şu gerçeği gözler önüne sermektedir; Psikologların iddialarının aksine insan, hiçbir yeteneği olmayan bir varlık, beyaz bir tablo değildir ki ne yazılırsa kabul etsin ve o yazının kalıcılaştığı, bir varlık hâline gelsin. İnsan, Allah vergisi ve genetik özelliklere sahip bazı yetenekler ile doğan ve bu Allah vergisi ve edinilmiş yetenekler ile eğitim sistemine başlayan, sonra da bizim verdiklerimizi o gençlik evresinde olgunlaştıran bir varlıktır. Bu yeteneklerin verimi gençlik döneminde, diğer dönemlerden daha fazla ortaya çıkar ve o yüzden gençlik dönemini oldukça iyi değerlendirmek gerekir.

Gençlikteki edinim hem keyfiyet (nitelik = kalite) hem de kemiyet (nicelik = kantite) olarak dikkate alınmalıdır. Çünkü rivayetlerde açıkça, insanın bu dönemde öğrendiklerinin diğer dönemlere göre daha kalıcı olduğundan söz edilmiştir. Gençlikteki edinimler, taş üzerine kazınmış nakışlar gibi kalbe işlenir. İmam Musa b. Cafer (a.s.) şöyle buyurur:

“Genç yaşta ilim öğrenen birisi, sanki bunu taş üstüne kazınmış gibi ruhuna işler.”[2]

Genç yaşta öğrenilen şeylerin taş üstünde kazınmaya benzetilmesi, bu dönemde edinilen bilgi ve tecrübelerin kalıcılığının bir göstergesidir. Elbette bu benzetme çocukluk dönemi için de kullanılmış, fakat gençlikte ruhsal ve fiziksel kapasitenin daha yüksek oluşu, bu kalıcılığı ve yeteneği daha da arttırmıştır.

İnsanın gençlikteki yüksek kapasitesinin bir göstergesi de rivayetlerde oldukça çok bahsedilen Kur’ân-ı Kerim’in okunmasıdır. Bu eylem zahirde (dış görünüşte) Kur’ân-ı Kerim’deki kelimelerin okunmasıdır, fakat gerçekte bu kelimeler gencin ruhunda ve cisminde yer edinir ve kanına işler. İmam Cafer-i Sâdık (a.s.) şöyle buyurur:

“Her iman sahibi genç, Kur’ân okuduğunda Kur’ân, onun kanı ve etine işlemektedir.”[3]

Bu yüksek kapasite ve kolay edinimden dolayı özellikle düşmanların dikkati bu kesim üzerindedir. Her zaman Gençlik, onların yıkıcı programlarının merkezinde yer almıştır. Diğer bir deyişle gençler, diğer kesimlerden daha çok tehlike altındadır ve bu da onların kolay edinim ve yüksek kapasitelerinden kaynaklanmaktadır.


[1]     Nehcu’l-Belaga, s. 297.
[2]     Meclisî, Muhammed Bâkır; Bihâru’l-Envâr, C. 1, s. 222, 6. rivayet.
[3]     Kuleynî, Muhammed b. Yâkub b. İshak; El-Kâfî, C. 2, s. 603.
Editör: Hasan Bedel