Hiç şüphesiz İslami vahdet ve tüm Müslümanların farklılıklarını bir kenara bırakarak, ortak düşmana karşı ve ortak hedef doğrultusunda ilerlemeleri hem Kuran'ın ve hem de aklın emridir. Vahdetin önemi, gerekliliği, bunu sağlamak için yapılması gerekenler ve büyük birlikteliğin sağlanmadığı taktirde hangi mezhepten olursa olsun tüm Müslümanların göreceği zararları Araştırmacı-Yazar Vahdettin İnce ile konuştuk.

Kitap ve sünnette vahdetin yeri nedir?

Kur’an ve sünnette “vahdet” ile ilgili olarak yer alan nasslar başka hiçbir dinde, hiçbir ideolojide görülmez. Teoride vahdeti en sağlam işleyen din İslam dinidir. Buraya konuya ilişkin olarak doğrudan veya dolaylı olarak vahdeti işleyen yüzlerce ayet ve hadis sıralamak mümkündür. Esasen İslam’ın bütün emirleri, yasakları, direktifleri, kıssaları, öğütleri son tahlilde sosyal vahdeti sağlayan bir sistemin parçalarıdır. Her nass doğrudan ilgili olduğu meselenin yanı sıra dolaylı olarak da vahdet binasına konmuş bir tuğla mesabesindedir.

Pratikte ise, özellikle günümüzde en dağınık, en parçalanmış topluluk ne yazık ki İslam ümmetidir. Mesela teorisi darmadağınık, bir din için vazgeçilmez olan uluhiyet, nübüvvet ve kitap konusunda parçalı bir görüntü arz eden. İlahı bir mi üç mü belli olmayan, peygamberi lahut mu nasut mu net olmayan, kitabı bir mi dört mü bir türlü çözülemeyen Hristiyanlık teorideki bu parçalanmışlığına rağmen pratikte, özellikle günümüzde bir bütünlük arz etmektedir. Bu da gerçekten düşündürücüdür.

İslami vahdetin unsurları nelerdir?

Vahdeti sağlayan unsurlar Kur’an ve sünnetin direktiflerinin bir evrensel vizyon olarak Müslümanların zihninde yer edinmesidir. Bugün Müslümanlar yaşadıkları coğrafyalara, etnik kökenlerine, mezheplerine ve hatta tarikatlarına göre bir gelecek vizyonu oluşturmaktadırlar.

Bir insanın farklı coğrafyada yaşaması, bir etnik yapıya mensup olması, bir mezhebinin, bir tarikatının, meşrebinin olması son derece doğaldır. Ancak Kur’an ve sünnetin öngördüğü vahdet, bu unsurlardan birinde buluşma anlamında değildir. Bunlarla birlikte herkesin bulaşacağı bir çatı sistemde yani tevhidde buluşmaktır. Müslümanlar İslam tarihinin çok azı hariç genelde vahdeti yukarıda saydığım sosyal yapılardan birinde buluşmak şeklinde algılamışlardır. Bu yüzden vahdeti en güçlü şekilde vurgulayan naslara rağmen o ideal birlik bir türlü oluşmamıştır.

İslami vahdetin gerçekleşmesini sağlayacak yöntemler nelerdir?

Kuşkusuz bunu sağlayacak yöntem Müslümanların “ortak bir kelime”de buluşmalarıdır. Coğrafyalarına, etnik farklılıklarına, mezhep ve meşreplerine rağmen ve bunları terk etmeleri gerekmeksizin buluşacakları tek husus tevhiddir. Tevhid, bu sağydığım sosyal yapıların yok olmasını değil, tam tersine daha verimli, daha bereketli, daha işlevsel olmasını sağlar. Bireyse, toplumsal, dinsel ve coğrafi konuma göre her insanla buluşacağımız bir ortak kelimemiz vardır ve bu da söylediğim gibi tevhiddir.

Tefrikanın ve ayrılığın topluma vereceği zararlar nelerdir?

İslam’ın yasakladığı farklılık ve çeşitlilik değildir. Farklılık ve çeşitlilikleri düşmanlaşmanın, ayrışmanın, vuruşmanın, savaşmanın gerekçesi yapmaktır. Allah dillerin ve renklerin farklılığını ayet olarak nitelendirir. Tabiatı gözlemlediğimiz zaman her şeyin bir farklılaşma, çeşitlenme eğiliminde olduğunu görürüz. Tabiat bir çeşitleşerek bütünleşme sisteminin adıdır. Ama müthiş bir zenginlik ve dinamizm kaynağı olan bu çeşitlilik olgusu özellikle bugün tam bir yıkım, parçalanma, savaşma, düşmanlaşma gerekçeleri olarak kullanılmaktadır. Bu bir yıkımdır. Çözümü de farklılıkları kaldırmak veya kadük hale getirmek değil. Hikmet gereği her birini yerinde kullanmak, her şey ait olduğu yere koymaktır.

Tarih boyunca İslam düşmanları her zaman ümmetin ayrılığa düşmeleri ve vahdetten uzak olmalarını istediler ve buna çabaladılar, düşmanın bu çabasının sebebi nedir?

Düşman, adı üstünde düşmandır ve senin ölmeni, olmazsa en zayıf halde olmanı ister. Bunda tuhaf olan bir şey yoktur ve bu dünya kurulduğundan beri geçerli olan bir kuraldır. Asla da değişmemiştir. Bütün semavi dinler, insanlık tarihi bunun çarpıcı, somut örnekleriyle doludur. Düşman düşmanlığını her zaman her yerde yapacaktır, yapıyor. Yadırganacak şey, bu konuda en sağlam, en güvenilir argümanları sunan, en çarpıcı örnekleri gösteren ve peygamberinin pratiğiyle en ideal yolu çizen İslam dininin mensuplarının bütün bunlar yokmuş gibi derin bir gaflet içinde olmaları ve sabah akşam okudukları Kur’an’ın direktiflerine rağmen, her fırsatta birbirlerini boğazlamalarıdır. Kuşkusuz İslam ümmetinin bu durumu nesillere ibret olacak bir çarpıklıktır. Vahdet için en sağlam argümanlara sahip iken parçalanmışlığın en yıkıcısını yaşamak ibret-i alemdir çünkü.

Mukadderata Razı Olmak mı Gerek? Mukadderata Razı Olmak mı Gerek?

Sizin bulunduğunuz toplumun kanaat önderleri arasında vahdet meselesinin yeri ve önemi nedir?

Sadece benim yaşadığım çevrede değil, topyekun İslam aleminin her tarafında kanaat önderleri, alimler, entelektüeller, aydınlar vahdetin, birliğin, bütünlüğün önemini vurgular, bu konuda büyük hassasiyet gösterirler. Ama hemen hemen herkesi kast ederek söylüyorum. Bütün Müslümanları kucaklayacak ortak kelime olan tevhidden ziyada vatanda, ırkta, mezhepte, meşrepte vahdet eğilimi daha ağır basmaktadır. Bundan dolayı da istenen bütünlük gerçekleşmemektedir. Oysa vatanda, ırkta, mezhepte, meşrepte birliğin verimli, bereketli, üretken ve işlevsel olmasının garantisi de ortak değer olarak tevhidi gören bir topluluğun olmasıdır. Pratikte vahdetin yolu teoride tevhidden geçer.

Bize vakit ayırdığınız ve bu değerli bilgileri bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.