.
.

Ehlader Araştırma Bölümü


Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor:

"Allah katında hiçbir bina, evlilik için kurulan ev kadar sevimli değildir." (1)

İmam Cafer Sadık (a.s), Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakleder:

"Evleniniz ve bekârları evlendiriniz; iyi bir Müslümanın güzel sıfatlarından biri de bekâr kızı ev (koca) sahibi etmektir. Allah katında, İslâm döneminde evlilikle bayındır edilen ev kadar hiçbir şey sevimli değildir ve İslâm döneminde boşanmayla tahrip edilen ev kadar hiçbir şeye buğz edilmez." (2)

Yukarıda zikredilen hadisten de anlaşıldığı üzere yüce Allah, evli kimselere ayrıcalık tanımış, onları bekârlara nazaran daha üstün kılmıştır.

Resul-i Ekrem (s.a.a) de hayırlı işler arasında en efdali olarak evliliği vurgulamış; ayrıca, bu gibi işlerde iki gencin evlenip yuva kurabilmesi için yardımda bulunup, çaba sarf eden kimseleri de hayırlı müminler olarak nitelemiştir.

İmam Cafer Sadık (a.s) bir gün ashabıyla sohbet ederken kadının biri yanına varıp;

"Ben, diye seslendi. Dünyasını terk eden bir kadınım."

İmam Cafer Sadık (a.s);

"Dünyayı terkten kastın nedir?" diye sordu.

Kadın:

"Evlenmeyişimdir." diye cevap verdi.

İmam Sadık (a.s) bu cevabı alınca pek üzüldü. Sonra da;

"Neden evlenmezsin?" diye sordu.

Kadın;

"Allah'tan sevap ve mükâfat umarım. Arzum O'na daha fazla itaat edip daha fazla rızasını kazanmaktır." diye cevap verdi.

İmam Sadık'ın (a.s) rengi değişti. Kadına ne denli zavallı olduğunu anlatmak için;

"Git." diye buyurdu. "Yalnız yaşamanın mükâfatı olsaydı eğer, âlemlerin gelmiş-geçmiş kadınlarının seyyidesi Fatıma anamız evlenir miydi sandın?" (Git ve anamız Fatıma (s.a) neden evlenmiştir diye iyice fikreyle!) (3)

Resul-i Ekrem (s.a.a) de evli erkeğin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

"Hiçbir işin Allah katında, evlilik kadar değeri yoktur. Evli bir erkek, eşiyle cinsel münasebette bulunduktan sonra, gusül abdesti aldığı vakit, melun şeytan feryad ve figan eder de, "Ah, bu kişi kendi Rabbine itaat etti ve günahları bağışlandı!" der." (4)

Yine, evli bir kadının faziletiyle ilgili de şöyle buyurmuştur:

"Hamile bir kadına oruçlunun ve namaz kılanın aldığı sevap kadar sevap yazılır." (5)

Diğer bir hadiste de Resul-i Ekrem (s.a.a) her iki tarafın faziletiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

"Gök kapıları (rahmet), insan yüzüne dört vakitte açılır: Yağmur yağdığında, evlât babasının yüzüne gülümsediğinde, Kâbe'nin kapısı açıldığında, kız ve erkeğin nikâhları kıyıldığında." (6)

Mümin bir kimse, gençliğinin ilk çağlarında evlenince, şeytan feryat edip şöyle der:

"Ne yazık ki o, dininin üçte ikisini benim şerrimden korudu." Geri kalan üçte birini ise, Allah'tan korkup-sakınarak korur. (7)

İmam Cafer Sadık (a.s) da bu konuda şöyle buyurmuştur:

Mümin erkek ile mümin kadın evlendiklerinde gök âleminde bir melek, onların nikâhlarını diğerlerine müjdeler ve "Ey melekler topluluğu, yüce Allah, falan kadını, falan erkekle evlendirdi." diye hitap eder. (8)

Resul-i Ekrem'den (s.a.a) şöyle nakledilmiştir:

"Evlenmek, sünnet olmak, diş fırçalamak ve güzel kokular kullanmak, benim ve benden önceki peygamberlerin sünnetlerindendir." (9)

Aktarılan bunca hadislerden de anlaşılacağı üzere, ilâhî gayeye erişmede, Allah ve Resulünün sevdiği kimseler arasına girmede en mühim ve en güzel yol, nebevi sünnet, yani Allah'ın rızası doğrultusunda ve yalnız bu bina üzerine kurulan kutsal evlilikten geçer. İnsanı kemale eriştirecek ve buna vesile olabilecek en iyi yollardan biri evliliktir.

* Evlilik, ilâhî bir nimettir.

* Evlilik, peygamberlerin sünnetlerindendir.

* Evlilik, insan için huzur ve saadettir.

* Evlilik, anlamak ve inanmak demektir.

* Evlilik, insana bir gönül bağıdır.

* Evlilik, maddî ve manevî bir yakınlıktır.

* Evlilik, bir şehvet ticareti değil, bir can ortaklığıdır.

* Evlilik, sevgiyle örülen bir kalp düğümüdür.

* Evlilik, sevgi yuvasının saadet tılsımıdır.

* Evlilik bir nimet, bekârlık ise bir mihnettir.

* Evlilik, birbirlerinin cazibelerine kapılan, seven ve anlaşan ruhların birliğidir.

Kaynaklar

[1]- Vesail'uş-şia, Kitab'un-Nikâh, böl:1, b:1, h:4.

[2]- Vesail'uş-şia, Kitab'un-Nikâh, böl: 1, b:1, h:10.

[3] - Furu-u Kâfi, c.5, s.509.

[4]- Mustedrek'ul-Vesail, Kitab'un-Nikâh, c.14, h:16354.

[5]- Mustedrek'ul-Vesail, Kitab'un-Nikâh, c.14, h:16340.

[6]- Bihar'ul-Envar, c.100, s.221, h:26.

[7]- Bihar'ul-Envar, c.100, s.221, h:34. Bazı rivayetlerde zikredilen oran, "dininin yarısını" şeklindedir. (Vesail'uş-şia, Kitab'un-Nikâh, böl: 1, b:1, h:11)

[8]- Vesail'uş-şia, Kitab'un-Nikâh, böl:2, b:1, h:5.

[9]- Mustedrek'ul-Vesail, Kitab'un-Nikâh, c.14, h:16353.