“Ey iman edenler! Allah’ın ve peygamberinin huzurunda hiçbir şeyi önde tutmayın (öne geçmeyin)…”

Yöneticilik konusu disipline riayet edilmeden hiçbir zaman sonuç vermez. Yönetim altında olan kimseler kendi başlarına hareket edecek olurlarsa, yönetici her ne kadar kabiliyetli olsa da bütün işler birbirine karışır.

Toplumların, grupların ve orduların birçok yenilgi ve başarısızlığı bundan dolayıdır. Müslümanlar da bu ilahi emre karşı gelmenin acısını Peygamber (s.a.a) zamanında veya ondan sonra birçok defa tatmıştır. Bunun en açık örneği, bir grup savaşçının disiplinsizliği yüzünden Müslümanlara nasip olan Uhud yenilgisidir.

Kur’ân-ı Kerim bu olağanüstü önemli konuyu yukarıdaki ayette geçen kısa ibaretlerle kapsayıcı ve mükemmel bir şekilde şöyle beyan etmiştir:

“Ey iman edenler! Allah’ın ve peygamberinin huzurunda hiçbir şeyi önde tutmayın (öne geçmeyin)…”

Şirke Karşı Mücadele Şirke Karşı Mücadele

Daha önce de dediğimiz üzere ayetin içeriği öylesine geniş ve kapsamlıdır ki, önderin emri dışında olabilecek her türlü “takaddüm” ve “gecikmeyi” ve yersiz söz ve tutumları kapsamaktadır.

Bunların hepsine rağmen Peygamber’in yaşantısında birçok kimsenin onun emrinden öne düştüklerini veya geriye kalarak ona itaatten yüz çevirdiklerini ve bu yüzden ağır azarlama ve şiddetli kınamalara maruz kaldıkları görülmektedir. Bunlardan bazıları şöyledir;

1- Peygamber (s.a.a) Hicretin sekizinci yılında Mekke şehrinin fethi için hareket ettiğinde, mübarek Ramazan ayı idi ve büyük bir kalabalık topluluk Peygamber (s.a.a) ile birlikte idiler. Bir grup topluluk süvari ve bir diğer topluluk da piyadeydiler. Peygamber (s.a.a) “Kerau’l-Gamim” denilen yere yetiştiğinde, bir su kabı getirmelerini emretti ve orucunu iftar etti. Böylece onun yanındakiler de oruçlarını açtılar. Ancak şaşırılacak şu ki, bir grup topluluk Peygamber’den öne geçerek, oruçlarını açmaya razı olmadılar ve böylece oruçlarına devam ettiler. Peygamber (s.a.a) onları “Esa’t” yani “Günahkârlar topluluğu” olarak adlandırdı.

2- Diğer bir örneği Hicretin onuncu yılında “Veda Haccı” hadisinde gerçekleşti. Peygamber (s.a.a) bir münadinin insanlara şöyle seslemeleri emrini verdi; kendisiyle birlikte kurbanlık getirmeyen bütün herkes önce “umre” ziyaretini yerine getirmeli ve ardından ihramdan çıkmalıdır. Daha sonra Hacc merasimini yerine getirmelidir. Ancak kendileriyle kurbanlıklarını getirenler (onların haccı “İfrad” haccıdır) ihramlarında kalmaları gerekmekteydi. Daha sonra şöyle devam buyurdular: “Eğer ben kurbanlık getirmiş olmasaydım,”Umre” ziyaretini tamamlar ve ihramdan çıkardım.”

Ancak bir grup bu emri yerine getirmekten kaçınarak, şöyle dediler; Nasıl olur Peygamber (s.a.a) kendi ihramında kalır ve bizler ihramdan çıkarız? Bizim için çirkin olmaz mı? İlk önce Umre ziyaretini yerine getirelim daha sonra Hacc merasimini üzerimizden (cenabet) guslü damlaları yere düştüğü halde yerine getirelim.

Peygamber (s.a.a) bu karşı çıkış ve düzensizlikten dolayı çok şiddetli bir şekilde rahatsızlık duyarak, onları sert bir dille kınadı.[1]

3- Peygamber’in vefatına yakın bir zamanda vuku bulan “Usame’nin ordusuna karşı çıkış” hadisesi çok meşhurdur. Peygamber (s.a.a) Müslümanlara şöyle emretti: “Usame b. Zeyd komutanlığı altında Rumlarla savaşmak için hazırlanın.” Ardından Muhacirlerle Ensar’a şöyle buyurdu: “Bu orduyla hareket edin.”

Böylece kendi vefatından sonra hilafet konusunda meydana gelebilecek bir takım olayların önünü almak istiyordu. Hatta öyle ki, Usame ordusuna katılmaktan çekinenleri lanetledi. Ancak bunların hepsine rağmen bir grup bu harekete katılmaya yanaşmadılar. Getirdikleri bahane ise Peygamber’i böyle bir durumda yalnız bırakmak istemedikleri olmuştur.[2]

4-”Kalem-Kâğıt” hadisesi de Peygamber’in hayatının son anlarında vuku bulan meşhur ve sarsıntı verici olaylardandır. “Sahih-i Müslim” kitabının metnini burada nakletmek en iyi seçenektir:

Peygamber’in (s.a.a) vefatı yaklaştığında, evde bir grup vardı. Onlardan birisi Ömer b. Hattab idi. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Gelin (ve bir kâğıt getirin) sizin için bir yazı yazacağım, ondan sonra asla sapmayacaksınız.” Ömer şöyle dedi: “Hastalık Peygamber’e üstün gelmiş (Esteuzu billâh sayıklıyor)! Kur’ân sizin yanındadır. Allah’ın kitabı bize yeter.”

Bu sırada evde bulunanlar arasında ihtilaf çıktı. Onlardan bir kısmı, getirin Peygamber (s.a.a) yazacağını yazsın böylece asla sapkınlığa düşmeyin, dediler. İçlerinden bir kısmı da Ömer’in dediğini tekrarlıyordu. Yersiz sözler ve ihtilaf Peygamber’in huzurunda çoğalmaya başlayınca, Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Kalkın ve benden uzaklaşın.”[3] Dikkat edilecek husus şu ki, bu hadisin aynısını çok az bir farklılıkla “Buhari” de kendi Sahihi’nde getirmiştir.[4]

Bu hadise İslam tarihinin önemli olaylarından olup, birçok derin araştırma gerektirmektedir. Burada daha fazla detaylara inmek mümkün değildir. Ancak her halükarda Peygamber’in emirlerine karşı çıkılması en aşikâr olaylardan olup, konumuz olan ayetin örneklerinden sayılmaktadır:

“Ey iman edenler! Allah’ın ve peygamberinin huzurunda hiçbir şeyi önde tutmayın (öne geçmeyin)…”

[1]     Biharu’l-Envar c. 21 s. 386 (az bir özetle).
[2]     Bu macera birçok İslam tarih kitabında nakledilmiş olup, İslam tarihinin önemli hadiselerindendir. Daha fazla bilgi için el-Müracaat kitabına başvurunuz.
[3]     Sahih-i Müslim üçüncü cilt, Kitabu’l-Vesaya Hadis; 22 sayfa; 1259.
[4]     Sahih-i Buhari altıncı cilt, (Peygamberin hastalık ve vefatı babı) sayfa. 11.