Gıybet birçok kötü sıfatlar gibi, zamanla yavaş-yavaş insanın ruhunun derinliklerine kadar işleyen ruhsal bir hastalık haline gelir. Öyle bir durum alır ki, gıybet eden kimse artık kendi yapmış olduğu bu işten lezzet almaya başlar. Sürekli olarak başkalarının haysiyet ve onurunu zedelemekten dolayı kendisini razı ve hoşnut kılmaya başlar. Bu da ahlakî olarak bu hastalığın en tehlikeli ve şiddetli merhalesidir.

İşte burada gıybet eden kimse, her şeyden önce kendi ruhunun derinliklerine kadar işlemiş olan bu hastalığı gidermek için, gıybetin nereden kaynaklandığı ve gıybetin içteki tedavi şekillerini araştırması gerekir. Bunun başlıca sebepleri, cimrilik, çekememezlik, kin gütme, düşmanlık ve kendini beğenmişlik duygu ve hislerinden kaynaklanmaktadır.

Araştırma Yazısı: Öğüt (I) Araştırma Yazısı: Öğüt (I)

Bu çirkin sıfatın insana getireceği kötü sonuç ve akıbeti hakkında tefekkür etme ve ders çıkarma ve nefsi terbiye etme yoluyla bu çirkin ve kokuşmuş sıfatı can ve ruhundan atması gerekmektedir. Böylece dilini kirli gıybet suçundan koruması mümkün olur.

Daha sonra tövbe yoluna başvurmalıdır. Öyle ki, gıybetin bir boyutu “kul hakkı olduğundan dolayı, eğer gıybet edilenlere ulaşmak mümkünse ve yeni sorun ve sıkıntıların baş göstermeyeceği bilinirse, ondan üstü kapalı bile olsa özür dilemelidir. Örneğin şöyle diyebilir; “ben cahillik ve bilgisizliğimden dolayı bazen sizin gıybetinizde bulundum, beni affedin.” Daha fazla detaylara inerek, yeni bir takım sıkıntıları doğurmaması gerekir.

Eğer gıybetinde bulunduğu kimseye ulaşma imkânı yoksa veya dünyadan göçmüş ise, onun için Allah’tan bağışlanmada bulunmalı ve onun hakkında hayır işlerde bulunmalıdır. Belki böylece yapmış olduklarının bereketiyle Yüce Allah onu bağışlar ve karşı tarafı razı kılar.

İmam Cafer Sadık’tan (a.s) nakledilen bir hadis daha kapsamlıdır. İmam (a.s) şöyle buyurmuştur:

Birisinin arkasında konuştuysan ve bunun bilgisi ona ulaştıysa ondan helallik almalısın ancak onun haberi olmadıysa yalnızca Allah’tan af dile.