.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Kentsel yerleşim, sanayi çağı ve modernitenin bir ürünü olarak “boş zamanlar” meselesi bugünkü şekliyle yeni bir fenomene dönüşmüştür. İnsanlar günlük yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli çalışmak zorunda ve yaşadıkları saatleri mütemadiyen sınırlı ve kapalı alanlarda iş yaparak geçirmek durumundadırlar. Kent yaşantısının [köy yaşamına oranla] ruhsal ve fiziki birtakım zorlukları, belli bir kesimi, bireylerin enerjilerinden daha fazla istifade edebilmek için “boş zamanlar” diye bir proje geliştirmesine ve bu vakitleri yönetme düşüncesine itmiştir. Modern insan için boş zamanlar konusu o kadar öneme haizdir ki bu meselenin muhtelif boyutlarının analizi, incelemesi ve yönetimi için bilim dalları oluşturulmuştur. “Boş zamanlar sosyolojisi” ve “boşluk psikolojisi” bu bilim dallarındandır.

Boş Zamanlardan Maksat Nedir

“Ferağat/فراغت”, Arapça bir sözcük olup “fereğ/فَرَغ” kökünden türetilmiştir. Birbirine yakın çeşitli manaları vardır. “Bir şeyden veya işten ayrılmak”, “genişlik”, “işin sona ermesi”, “işten el çekmek” ve “bir işin bitiminin ardından insanın eline geçen fırsat” bu manaların en önemlilerindendir. “Feragat zamanları” ise kişinin resmi veya asli işinden dinlenmek için ayrıldığında elde etmiş olduğu zamanlar ve fırsatlardır[1].

Bazıları boş zamanlar kavramına, insanın tam anlamıyla özgür olduğu, her türlü kanuni ve ahlaki sınırlamadan serbest bulunduğu zamanlar şeklinde bir anlam yüklemişlerdir. Yani insan bu vakitlerde sadece canının çektiği lezzetlerin peşinde gitmeli, onlarla zaman geçirmelidir. Bunlar açısından boş zamanlar; sorumsuzluk vakitleridir, mutlak özgürlük ve sosyal görevlerden muaf olma zamanlarıdır!

Böyle bir bakış açısı esastan İslamî düşünce ve İslam’ın insana bakış şekliyle farklıdır. İslam açısından boş zamanlar, asla “sorumsuzluk vakitleri” veya “hiçbir şey yapılmayan zamanlar” değildir. Çünkü insanın aklı, iradesi, bilgisi ve gücü olduğu sürece nerede ve hangi zamanda olursa olsun sorumluluğu vardır. Dolayısıyla boş zamanları sorumsuzluk, mutlak özgürlük ve görevlerden muafiyet şeklinde algılamamız asla doğru değildir. Boş zamanları “hiçbir şey yapılmayan zamanlar” olarak da telakki edemeyiz. Çünkü işsizlik bir kişinin yapacak hiçbir işi olmaması anlamına gelir. Oysaki boş zamanlarda yapılacak birçok iş vardır. Boş zamanlarını işsizlik zamanı olarak düşünen kimse İslam açısından beğenilmeyen bir iş yapmış olur. Bazı rivayetlerde “hiçbir şey yapmamak” manasındaki boş zaman şiddetle kınanmış, böyle bir kişinin Allah’ın gazabına uğrayacağından söz edilmiştir. Şu rivayette olduğu gibi:

إِنَّ اللّٰهَ جَلَّ وَ عَزَّ يُبْغِضُ‏ الْعَبْدَ النَّوَّامَ الْفَارِغ

“Allah çok uyuyan boş kimseye buğz eder.”[2]

Aynı şekilde boş zamanlar kavramı ile “hoş vakit geçirme ve eğlenmek” farklıdır. Çünkü eğlenmek, boş zamanları geçirme yollarından biridir, başka bir ibaretle boş zamanların bir mahsulüdür. Dolayısıyla da ondan farklıdır.

Boş Zamanların Özellikleri

Buraya kadar boş zamanların selbi/olumsuz boyutlarından söz edildi ve neyin “boş zamanlar” olmadığı anlaşıldı. Şimdi ise boş zamanların daha iyi anlaşılması için onun en bariz özelliklerini açıklayacağız:

1- Günlük resmi işi tamamlayıp boşa çıkmak: Boş zamanların özelliklerinden biri insanın günlük resmi işini tamamlayarak serbest olmasıdır. Bu özelliğinden dolayı bazı kimseler “boş zamanları” “işsizlik vakitleri” olarak telakki etmiştir. Boş zamanların, günlük resmi işlerin tamamlanıp serbest olunması anlamına geldiği doğrudur ama resmi işin olmayışı işsizlik manasına gelmez.

2- Boş zamanların ikinci özelliği kişinin bu zamanlarda belli bir işe mecbur ve zorunlu olmamasıdır. İnsan bu zamanlarda ilgi duyduğu işleri yapabilme serbestisine sahiptir. Başka bir ifadeyle insan bu zamanlarda ilgi duyduğu işler arasından seçme konusunda daha fazla güce sahiptir. Oysaki resmi ve mesleki faaliyetleri ile meşgul olduğu vakitlerde böyle değildir. Örneğin bir çiftçi ziraat işiyle uğraştığı sırada önünde uğraşacağı farklı seçenekler yoktur. Eğer buğday ekmek istiyorsa belli programı takip etmelidir; belli periyotlarla sulama ve gübreleme yapmalı, zamanında hasat etmelidir. Fakat boş zamanlar denildiğinde faaliyetin türü, zamanı ve miktarı kişinin kendi isteği ve ihtiyarındadır. Bu yüzden boş zamanlarda herkes sevdiği işle meşgul olmaktadır. Hatta biri boş zamanlarını çok zor bir işi yaparak da geçirebilir. Fakat resmi işinin dışında kalan bir zaman diliminde kendi isteği ile bu faaliyeti seçip yaptığı için bu, onun boş zamanlarını geçirme programından sayılır. Dolayısıyla şunu söyleyebiliriz: Boş zamanları geçirme şekli bireylerin karakteristik yapısından, sosyal kimliğinden, aldığı terbiye ve ahlaki özelliklerinden etkilenir.

3- Güdülenme ve ekonomik çıkar sağlama düşüncesinin olmayışı, boş zamanları çalışma zamanlarından ayıran bir başka özelliktir. Boş zamanlarda bireylerin çoğunlukla maddi gayeleri ve kar sağlama düşünceleri yoktur. Bununla birlikte toplumun kültür sorumluları halkın boş zamanlarını, ekonomik canlılığa katkı sağlayacak ve para dolaşımını artıracak şekilde yönetebilirler ve böyle de yapmalıdırlar. Eğer İslam’ın boş vakitleri geçirme konusundaki tavsiyeleri hayata geçirilirse [ki yolculuk ve turizm bu tavsiyelerdendir] kültürel, ahlaki ve dini kazanımlar sağlamakla birlikte toplum sathında ekonominin de canlanmasına vesile olacaktır.

Boş Zamanların Önemi

Boş zamanlar, çağdaş dünyada çeşitli yönlerden öneme sahiptir:

1. Kültür oluşturma zamanıdır:

Kabul ettiğiniz bir fikir, kültür ve düşünceyi toplumun bireyleri ile buluşturacağınız en iyi zaman onların boş zamanlarıdır. Bireylerin boş zamanlarını yönetmek suretiyle onları istenen inançlar, değerler, davranışlar, eğilimlere doğru yönlendirmek mümkündür. Günümüzde gelişmiş birçok ülkedeki kültürel sektöre yönelik yatırımlar, insanların boş zamanlarını doldurmak amacıyla yapılmış filmler, diziler, animasyonlar, oyuncaklar ve daha birçok eğlence programlarına yoğunlaşmıştır.

İslamî öğretilerin bütününe baktığımızda vakit ve fırsatı önemsediğini, dolayısıyla onu boş ve abes işlerle geçirmeyi kınadığını görürüz. İslam’ın boş zamanlar kavramına bakışı eğitici ve geliştirici bir bakış olduğu için bu zamanları, amaçsız geçirilecek zaman veya heba edilecek fırsatlar olarak görmez.

2. İş alanı oluşması için fırsat doğurur:

Halkın boş zamanlarının yönetilmesi, milyonlarca iş alanının yaratılmasını sağlayacak en güzel fırsatlardan biridir. Halkın boş vakitlerini bu amaç doğrultusunda değerlendirmek için kültürel, ekonomik ve sosyal birçok faaliyete ihtiyaç vardır. Bir kesim boş zamanını eğlence ve sporla geçirmek istediği için bu alanda gerekli yatırım yapılmakta ve birçok insan bu sektörde çalışmaktadır.

Sinema, tiyatro, resim ve film sergisi gibi aktiviteler için gösteri merkezleri yapılmakta ve bir grup insan, halkın boş vakitlerini doldurabilmek adına bu alanlardaki ustalıklarını sergilemek için yıllarca çalışmaktadırlar. Mesela bir filmin yapımında bazen yüzlerce insan çalışmakta ve kimi zaman binlerce saat süren bir ekip çalışmasıyla insanların ilgisini çekecek bir eser ortaya çıkarılmaktadır. Çeşitli televizyon, radyo ve uydu kanalları, muhtelif internet siteleri vb. yüzlerce alanda ortaya çıkan iş olanakları, boş zamanların yönetiminin neticesidir.

Sonuçta modern dünyada iş alanı oluşturmanın yollarından biri halkın muhtelif kesimlerinin boş zamanlarını doldurmaya matuf yapılan faaliyetlerdir.

3. Tüm zamanları ve bireyleri kapsar:

Boş zamanlardan söz edildiğinde birçok kimse bunun sadece yetişkin çocuklar ve gençler için yaz aylarında okulların ve üniversitelerin tatil olmasıyla oluşan tatil fırsatı olduğunu düşünmektedir! Fakat bu tamamen yanlış bir algıdır. Boş zamanlar, beli bir sınıfa veya yaş grubuna ya da belli bir zamana has bir olgu değildir, bilakis tüm zamanları ve bireyleri kapsar. Toplumda yaşayan tüm bireylerin boş zamanlara ihtiyacı olmasının ötesinde onlar isteseler de istemeseler de yaşamlarının bir bölümü boş zamanlar kapsamına girmektedir. Bu da boş zamanları değerlendirmek için programlama yapılması gerektiğinin önemini göstermektedir.

4. Sosyal ahlakın selameti için bir tehdittir:

Boş zamanlar tüm güzel yönleri ve bereketleriyle birlikte eğer doğru şekilde düzenlenmezse toplumsal ahlak ve psikolojinin selameti açısından en ciddi tehditlerden biri sayılır. Toplumsal sapkınlık ve yozlaşmaların en önemli etkenlerinden birinin boş zamanlar alanındaki kişisel ve sosyal programsızlık olduğunu söyleyebiliriz. Eğer toplumun kültür ve fikir alanındaki sorumluları İslamî yaşam tarzı ve milli değerler esasına bağlı kalarak toplumun çeşitli kesimlerinin boş zamanlarını yönetmezlerse kültür ve ahlaki değerler alanında telafisi mümkün olmayacak tahribat meydana gelebilir. Eğer biz halkın boş zamanını değerlendirmek için programlama yapmazsak ve onu uygun bir şekilde yönlendirmezsek başkaları bu işi yapacaktır. Bu husustaki ihmalkârlık boş ve ekime hazır bir toprağı toplumun kültürüne düşman olanlara teslim etmek anlamına gelir. Onlar da kendi değerleri esasına göre gençlerin boş zamanlarını istedikleri şekilde doldururlar. İmam Ali (as) şöyle buyurmaktadır:

مَعَ‏ الْفَرَاغِ‏ تَكُونُ‏ الصَّبْوَة

Öfke Kontrolü Öfke Kontrolü

“Ancak boşlukla birlikte olununca şeytani isteklere eğilim hâsıl olur.”[3]

Boş Zamanlar ve Sonuçları

Daha önce işaret edildiği gibi boş zamanların çeşitli sonuçları olabilir. Boş zamanlar yaşantıdaki sıkıcı tekrar ve tekdüzeliği giderdiği için fiziki ve psikolojik yorgunluktan mütevellid tembelliği ve vazifeleri yerine getirmedeki gevşekliği önlemektedir. Bu esasa göre boş zamanların faydalarını şu şekilde açıklayabiliriz:

1- Günlük işlerin oluşturduğu yorgunluğu giderir. Şu bir gerçektir ki herkesin bir sınırı vardır ve sürekli bir işin yapılması fiziki ve psikolojik yorgunluğa yol açar. Boş zamanlar eğer doğru yönetilirse yorgunlukları giderir.

2- İşin randımanını artırır. Boş zamanlar bireylerin kendilerini bulup yenilemelerine vesile olduğu için işlerindeki verimliliği yükseltir.

3- Psikolojik bıkkınlık ve fiziki yorgunluklara düşmeyi önler. Boş zamanlar birçok ruhsal ve psikolojik sorunları; ıstırapları, korkuları ve öfkeleri kontrol edebilir. Sonuç olarak da ruhsal ve fiziki huzuru sağlayacak vesileleri hazırlamış olur.

4- Sosyal olgunluğa vesile olur. Boş zamanları toplumsal faaliyetler alanında ele aldığımızda bireylerin sosyal gelişimini ve toplumsal ilişkilerin iyileşmesini sağladığını görürüz.

5- Toplumsal afetleri önler. Boş zamanların doğru yönetilmesi ve kültür oluşturma yönünde tanzim edilmesi sayesinde sosyal afetlerden birçoğunun şekillenmesine yol açacak etkenler ortadan kalkmış olur.

6- Ekonomik canlılık: Boş zamanlar doğru bir şekilde değerlendirildiğinde halk arasında ekonomik bir canlanmaya yol açar. Mesela eğer insanların hepsi veya büyük bir kesimi, yeryüzünde dolaşılması ve yolculuk edilmesi yönündeki Kur’anî tavsiyeye uyacak olursa dünyanın birçok bölgesinde ekonomik bir gelişim ve canlılığa şahit oluruz.

7- İmanı güçlendirmek ve daha fazla ibadet için fırsat oluşturur. Boş vakitlerde yapılacak en güzel işlerden biri daha fazla ibadet ederek manevi yönümüzü güçlendirmek olabilir; dini bilgilerimizi artırmakla meşgul olabiliriz. İmam Ali (a.s), “وَ لا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيا /Dünyadan nasibini unutma”[4] ayetinin tefsirinde şöyle buyurmaktadır:

“Sağlığın, gücün, boş zamanın, gençliğin ve canlılığın vasıtasıyla ahireti aramayı unutma.”[5]

Boş Zamanların Ayetler ve Rivayetlerdeki Yeri

Boş zamanların ne şekilde geçirileceği ve nasıl yönetileceği konusunun, insanların maddi olanakları ve yaşam düzeyi ile sıkı bir ilişkisi olduğu göz önüne alındığında bunun göreceli zamansal ve mekânsal kavramlardan olduğunu söylemek mümkündür. Sonuçta ayetler ve rivayetlerin boş zamanların ne şekilde geçirileceğini tüm ayrıntılarıyla açıklamasını beklemek doğru değildir. Zira Kur’an, Hz. Peygamber (s.a.a) ve Masum İmamların (a.s) emirleri, ameli noktada küllî kaidelere dayanan esas ölçüleri ve genel çerçeveyi belirlemektedir. Bu yüzden istisnai bazı yerler hariç genellikle detaylar ve mısdaklara girmezler. Detaylar ve mısdakların birçoğu zaman ve mekânın gereksinimlerinden olup şartlara göre değişkenlik gösterebilmektedir.

İslam dini bizden yükseliş için hiçbir fırsatı zayi etmememizi istiyor. Ne zaman önemli bir işi tamamlarsak hemen ardından başka önemli bir işe koyulmamızı tembihliyor. Bunun da gereği yaşantımız için belli bir programımızın olması ve daima asıl hedefe doğru hareket halinde bulunmamızdır. Ayette şöyle buyurmaktadır:

فَإِذا فَرَغْتَ فَانْصَبْ؛ وَ إِلى‏ رَبِّكَ فَارْغَبْ

“Önemli bir işi bitirince diğerine koyul. Ancak Rabbine yönel ve yalvar.”[6]

Bu ayetle Yüce Allah, Hz. Peygamber’in (s.a.a) şahsında tüm müminlerden yükseliş için hiçbir fırsatı zayi etmemelerini istemiştir. Elbette işlerin birçoğu zamansaldır. Fakat ne zaman ki önemli bir iş sonlandırılırsa Yüce Allah hemen başka önemli bir işe başlanılmasını emretmiştir.

Zamanı En İyi Şekilde Değerlendirmenin Zarureti

Boş zamanların tanımını yaptığımızda da belirttiğimiz gibi boş zamanlar ölü ve faydasız vakitler anlamına gelmez. Dini kültür esasına göre bizler ömrümüzün bir anını bile boş geçirme hakkına sahip değiliz. Biz ömrümüzün her anının hesabını vermek durumundayız. Rivayetlerde hesap gününde cevap vermemiz gereken hususlardan birinin, ömrümüz ve gençliğimizi ne şekilde geçirdiğimiz konusu olduğuna dikkat çekilmiştir. Peygamberimiz (s.a.a), “وَ قِفُوهُمْ إِنَّهُمْ مَسْؤُلُونَ / Onları durdurun; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.” [7] ayetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur:

 “Kıyamet günü hiç kimse kendisine şu dört soru sorulmadan bir adım bile atamayacaktır: Gençliğini nerede harcadığı, ömrünü nerede tükettiği, malını nereden toplayıp nerede harcadığı ve biz Ehlibeytin sevgisinden.” [8]

Mevlana da bu hususta şu beyitleri söylemiştir:

Sana verdiğim şu mühlette ne getirdin bana der Hak
Ömrünü hangi işte bitirdin, sermayeni ve gücünü nerde tükettin
Gözünün ışığını nerede soldurdun ve beş duyunu nerede meze ettin
Göz, kulak, zekâ ve arşın cevherlerini harcadın da ferşten/dünyadan ne aldın

Hafız ise şöyle demiştir:

Gönül kadrini bilmeyip zamanın yapmamışsa bir iş
Yaşanmış zamanın hâsılından utanmak gerekirmiş

İşte bu yüzden masum imamlar ve din önderleri fırsatları değerlendirme noktasında birçok tavsiyede bulunmuş, bizi elimizde bulunan fırsat ve zamanlara karşı dikkatli olmamız hususunda sürekli uyarmışlardır. Zira zamanı biriktirmek de geri getirmek de imkânsızdır. Müminin bütün zamanları için programlı olması, dindar ve iman sahibi olmasının özelliklerinden biridir. Müminin boşluk ve tembelliğe zamanı yoktur.

Hz. Peygamber (s.a.a) Ebuzer’e olan tavsiyelerinde şöyle buyurmuştur:

 “Ey Ebuzer! Ömür hazinene dirhem ve dinarından daha hırslı ol!” [9]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:

 “Fırsatlar bulutlar gibi geçip gider; o halde fırsatlar ele geçtiğinde onları süratle hayır kapılarında kullanın. Yoksa pişmanlığa dönüşür.” [10]

 “Fırsatı zayi etmek üzüntü getirir.”[11]

 “Fırsat geldiğinde onu sağlamca tut; zira elden çıktığında onu bir daha bulamazsın.”[12]

İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmaktadır:

 “Fırsatların elden çıkışı hızlı, geri gelmesi yavaş olur.”[13]

 “Sizden bir genci iki durumdan birinin dışında görmek istemem: Ya âlim/bilgin veya müteallim/öğrenen olarak. Muhammed’i (s.a.a) hak üzere peygamber olarak gönderene yemin olsun ki eğer bu iki halden biri üzere olmazsa, fire vermiştir; eğer fire vermişse ömrünü zayi etmiştir. Ömrünü zayi eden günahkârdır ve günahkâr olan da cehennemdedir.”[14]

İmam Zeynelabidin (a.s) Sahife-i Seccadiye’de bu konuda şöyle buyurmaktadır:

 “Şayet bizim için işten artakalan boş bir zaman mukadder ettiysen, onu selamet boş zamanı kıl, ondan bir günah veya bir yorgunlukla ayrılmayalım. Böylece, kötülükleri yazan melekler, kötülüklerimizin anılmadığı tertemiz bir sayfayla ve iyilikleri yazan melekler de, yazdıkları iyiliklerimizle bizden hoşnut olarak geri dönsünler.”[15]

İmam Musa Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur:

 “Yüce Allah çok uyuyan ve boş olan kula buğz eder.”[16]


[1]     Bkz. Ferhengi Amid, Ferheng-i Muin, Lügatname-i Deh Huda.
[2]     el-Kafi, c. 5, s. 84.
[3]     Uyunu’l-Hikem ve’l-Mevaiz, s. 485, no. 9048.
[4]     Kasas, 77.
[5]     Meani’l-Ahbar, s. 325.
[6]     İnşirah, 7-8.
[7]     Saffat, 24.
[8]     İlelu’ş-Şerayi, Şeyh Saduk, c. 1, s. 218; bkz. El-Hisal, Şeyh Saduk, c. 1, s. 253.
[9]     Mekarimu’l-Ahlak, s. 460.
[10]    Tasnif-i Gurerul Hikem ve Dürerül Kelim, s. 473, no. 10811; bkz. Nehc’ül Belaga, Kısa Sözler, no. 21.
[11]    Nehc’ül Belaga, Kısa Sözler, no. 118.
[12]    Uyunu’l-Hikem ve’l-Mevaiz, s. 350, no. 5948.
[13]    Nüzhetu’n-Nazır ve Tenbihu’l-Hatır, Hüseyin b. Muhammed b. Hasan b. Nasr Helvani, s. 72.
[14]    Bihar’ul Envar, c. 1, s. 170.
[15]    Sahife-i Seccadiye, 11. Dua, s. 62.
[16]    Vesailu’ş-Şia, c. 17, s. 58.
Editör: Hasan Bedel