.
.
Ehlader Araştırma Bölümü
Kıyamet Günü Örtülerin Açılıp Gizliliklerin Açığa Çıkması
Sebepler, yani muayyen ve mukadder bir vücuda sahip olan tertiplenmiş aşamalar ve onlar arasındaki te’sir ve etkiler batıl olduğu zaman batındaki hüküm açığa çıkar, zahir batın vasıtasıyla açığa çıkar; bu yüzden, o zaman gayb ve şehadet (batın ve zahir) birleşir. Zira her şey kendi nefsinde şehadettir, gayb nisbi bir manadır; her şeyin, başka bir şeye karşı yok olması, birinin, başka birinden gizlenmesi ile gerçekleşir. İster bu yokluk hissi tarafından olsun, ister başka bir sebepten, fark etmez.
Sebeplerin ortadan kalkması ile şeyleri birbirlerinden gizleyen bütün perdeler de ortadan kalkacaktır. Allah-u Teâla bu konuda şöyle buyuruyor:
“O kavuşma günü, onlar kabirlerinden çıkarlar Allah’a karşı hiçbir şeyleri gizli kalmaz.”[1]
“Hepsi de toplanıp Allah’ın huzuruna çıkar.”[2]
“Bütün gizli şeylerin ortaya çıkacağı gün.”[3]
“İşte senden gaflet perdesini kaldırdık, bu gün artık görüşün keskindir, buyurur.”[4]
“Fakat bilmez ki kabirdekiler, dışarı çıkınca ve gönüllerdekiler, meydana vurulup bilinince, şüphe yok ki Rabbin, o gün onların her şeyini bilir elbette.”[5]
“Çünkü o günde ne mal fayda verir ne de evlat, ancak (o günden) Allah’a eş koşmaktan ve şüpheden temizlenmiş bir kalple gelen faydalanır.”[6]
Yeryüzünün zahir olacağı hakkında gelen ayet ve rivayetleri de bu anlama bağlamak mümkündür.
‘Kâfi’ adlı kitapta İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) “O günde ne mal fayda verir ne de evlat” ayeti hakkında soruya şu cevabı verdiği rivayet edilir: “Ayetten maksat, Allah karşısına çıkacağı gün, Allah’tan başka hiçbir şeyin içinde bulunmayacağı gün, Allah’tan başka hiçbir şeyin içinde bulunmayacağı bir kalbi selim olmaktır. Şirk ve şüphede bulunan her kalp neticesiz ve yararsızdır, onların (Peygamber ve velilerin) dünya zühdünden gayeleri, kalplerin, ahiretten başka şeylerden arınarak, sadece ona doğru yönelmesidir.
Allah-u Teâla’nın şu buyruğu: “Hayır, (onlar artık iman etmezler) doğrusu onlar, o kıyamet günü, Rableriyle aralarında perde olacaktır.”[7] bizim söylediklerimiz ile hiçbir çelişki içinde değildir.
Aslında bu ayet, Allah-u Teâla’nın şu kanunu için bir tasdiktir: “Ceza ve karşılık, amele bağlıdır. Nefs, her ne kadar iyiliklerden elde ederse kendi yararınadır; kötü amelde bulunursa yine kendi zararınadır.” Bu grup, dünyada, Yüce Allah karşısında iken üzerlerine bir örtü, perde çektikleri için kaçınılmaz olarak kıyamet günü de bunun neticesi karşılarına çıkacaktır. Allah-u Teâla, Kur’an’da bu hususta şöyle buyuruyor:
“O kıyamet günü ki iş güçleşip hakikat perdesi açılmaya başlayacak, secdeye (hakka boyun eğmeye) çağrılacaklar, fakat buna güçleri yetmeyecektir, gözleri dönmüş fakat buna güçleri yetmeyecektir, gözleri dönmüş ve yüzlerine zillet büründüğü halde Allah’ın huzurunda secde etmeye çağrılacaklardır, fakat buna güçleri yetmeyecektir… Hâlbuki kendileri (dünyada iken) sapasağlam oldukları zaman secdeye çağrılmışlardı (ama onlar kabul etmemişlerdi) .”[8]
- - - - - - - - - - - - - - -
[1] (Mü’min Suresi: 16)
[2] (İbrahim Suresi: 22)
[3] (Tarık Suresi: 9)
[4] (Kaf Suresi: 22)
[5] (Adiyat Suresi: 9-11)
[6] (Şuara Suresi: 88-89)
[7] (Mutaffifin Suresi: 15)
[8] (Kalem Suresi: 42-43)