.
.
Ehlader Araştırma Bölümü
Tevekkülün Kaynağı ve Aşamaları
Allah’tan başka hiçbir fail olmadığına inanıp da ancak onun, güç ve kuvvet sahibi olduğuna, kullarının her halini bildiğine inanıp da onların bütün ihtiyaçlarını gidermeğe kadir olduğuna, bütün kullarına karşı ilgili ve şefkatli olduğuna inanıp da ondan başka hiçbir güç sahibi olmadığına, ondan başka hiçbir ilim sahibi olmadığına inanıp da onun ilgisinin ötesinde bir ilgi ve şefkat olmadığına inanan şahıs ister istemez kalbini yalnızca ve yalnızca Allah’a bağlayacaktır. Açık veya gizli hiçbir şekilde de başka birisine ilgi göstermeyecektir.
İnsanda bu hallerin olmaması iki şeyden kaynaklanır. Bu durum bazen yakin zayıflığından bazen de kalp güçsüzlüğünden kaynaklanır.
Kalbin hasta olması ve zayıf düşmesi genellikle korkulara yenilmesi ve evhamlara kapılmasından kaynaklanır. İnsan, her ne kadar güçlü bir yakine sahip olsa da korkuların peşinde giderse ve korkularını fazlasıyla önemserse kalbini hasta bir hale getirebilir. Örneğin hiçbir cansız varlıktan korkmayan şahıs, bir cenazeyle beraber aynı kabirde veya aynı evde uyumaktan korku duyabilir. Dolayısıyla tevekkül, ancak güçlü bir kalp ve yakin özelliğine aynı anda sahip olmakla elde edilebilir. Zira ancak bu iki özelliğin bir araya gelmesi kişide itminan ve sükûnet oluşmasına sebep olur. Kalbin sükûnet içinde olması ve yakin özelliğine sahip olması iki farklı şeydir. Nice yakin sahibi kalpler sükûnet içinde değildir. Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de Hz. İbrahim’le ilgili şöyle buyurmuştur:
“Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi.”[1]
Buna karşın diğer din ve mezheplere mensup olan insanlarda görüldüğü gibi nice itminan ve sükûnet içindeki insan yakin sahibi değildir. Örneğin Yahudiler, kalplerinde taşıdıkları Yahudilik inancında zerre kadar kuşku duymayabilirler ve bu büyük bir itminanla bu inanca bağlı olabilirler. Hıristiyanlar için de aynı durum geçerlidir. Ancak bu insanlar zerre kadar yakin sahibi olamazlar. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar.”[2]
Bu yanlış inançlarına tam bir güvenle bakan bu insanlar, Allah’ın son dinine uymadıkları için yakinden nasipsiz kalmışlardır.
İnsanların tevekkül oranı, taşıdıkları yakinin azlığı veya çokluğuyla, arzularının uzun veya kısa ve arzularına göre biriktirmiş olduklarının az veya çok olmasıyla, az veya çok olabilir. Kimi insanlar mukarreb kullardandır, kimileri eshâbu’l-yemîn kullardandır ve kimileri hiç tevekkül sahibi değildir. Bu, tamamen kişinin zahiri sebeplere ne kadar güvendiğine bağlıdır.
Eksiksiz bir imana sahip olanlar kesinlikle sebeplere hiç güvenmez ve rızık peşinde gitseler de gitmeseler de Yüce Allah onlara hiç ummadıkları yerden rızık ulaştırır. Ancak bu insanlar Yüce Allah’ın rızık konusundaki emirlerine uymak amacıyla rızık peşinde gitmeyi bir kenara bırakmazlar. Buna rağmen onların bütün güveni kazandıklarına değil Allah’adır.
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Yüce Allah, müminlerin rızkını, umdukları yerin dışında bırakmayı reddeder.
İmam Cafer-i Sadık (a.s), bu kuralı sadece müminler için söylemiştir. Zira kâmil ve eksiksiz bir iman, sebepleri tamamıyla gözden çıkarmayı gerektirir ve bu tür bir imana sahip olan insan sadece ve sadece Allah’a tevekkül edip onunla itminan bulur. Ancak eksiksiz bir iman sadece Yüce Allah’ın seçip de kendisine ilim vermiş olduğu peygamberler, vasileri ve benzeri insanlarda görülebilir. “Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur”[3].
İmam Zeynel Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: Hayrın tamamını insanların elindekine tamah etmemekte buldum. Yüce Allah, hiçbir işinde insanlara bel bağlamayıp da bütün işlerinde Allah’a güvenen şahısın dualarını kabul eder.
İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: Ne kötü kuldur tamahının peşinde koşan kul ve ne kötü kuldur kendisini küçük düşürecek bir isteği olan kul.
İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Mümin kulun şerefi gece ibadetidir, onuru ise insanlara el açmamaktır.
- - - - - - - - - - - - - -
[1] Bakara, 260.
[2] Necm, 23.
[3] Maide, 54.