.
.
Ehlader Araştırma Bölümü
Her insan, toplumda kötü bir işin yapılması ya da iyi işlerin terk edilmesi noktasında sorumluluk sahibidir. Bu nedenle farz olan bir amelin terk edilmesi veya haram bir fiilin yapılması durumunda insanın sessiz kalması caiz değildir. Toplumu oluşturan tüm bireyler haramın terk edilmesi farzın yapılması için seferber olmalıdır. İslam literatüründe bu işe ‘iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak’ denir.
* * *
Marufu Emretmenin Önemi:
Ehl-i Beyt İmamlarından nakledilen hadislerde şöyle denilir;
- İyiliği emredip kötülükten sakındırmak, en önemli ve en değerli farzlardadır.
- İslami hükümler, iyiliği emredip kötülükten sakındırma farizası ile ayakta kalır.
- İyiliği emredip kötülükten sakındırmak, dinin zaruretlerindendir ve kim onu inkâr derse kâfir olur.
- Eğer insanlar iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktan vazgeçerse nimetler alınır ve dualar kabul olmaz.
* * *
Maruf (İyilik) ve Münker’in (Kötülük) Tanımı:
İslam dininde tüm farz ve müstehaplara maruf, haram ve mekruhlara ise münker denir. Bu tanıma göre toplumda farz ve müstehap amellerin yapılması için çalışmak ‘marufu emretmek’, haram ve mekruh işlerin terk edilmesini sağlamak ‘münker’densakındırmak’tır.
Marufu emretmek ve münkerden sakındırmak, farz-ı kifayedir. Bu görev, bazı mükelleflerin yerine getirmesiyle başkalarının üzerinden kalkmış olur. Eğer insanların tamamı bu görevi terk ederse belirtilen şartların gerçekleşmesiyle farz olur.[1]
* * *
Marufu Emretmek ve Münkerden Sakındırmanın Şartları:
Marufu emretmek ve münkerden sakındırmak bazı şartların var olması durumda farz olur. Aksi durumda farz olmaktan çıkar. Gerekli olan dört şart:
1- Emir ve nehiyde bulunan kimse, mükellefin terk ettiği şeyin farz ve yaptığı şeyin haramolduğunu bilmelidir. Eğer yapılan işin hangi hükmün sınıfına girdiğini bilmezse emir ve nehiyde bulunulması farz değildir.
2- Yapılan emir ve nehyin etkili olacağına ihtimal verilmelidir. Eğer etki etmeyeceği bilinir veya şüphe edilirse, farz olmaz.
3- Günah işleyen kimsenin yapmış olduğu günahı tekrarlayacağı bilinmelidir. Bu nedenle eğer muhatap günahı tekrarlamama kararı almış veya tekrarlanmayacağı bilinir ya da zannedilirse farz olmaz.
4- Emir ve nehiyde bulunulduğunda kendisinin, ailesinin, yakınlarının hatta diğer Müslümanların can, haysiyet ya da önemsenecek kadar mal ile ilgili olarak bir zarara uğrayacağı bilinir veya zannedilirse, farz olmaz.[2]
* * *
Marufu Emretmek ve Münkerden Sakındırmanın Merhaleleri:
Marufu emretmek ve münkerdennehiyetmede gözetilmesi gereken birkaç merhale vardır. Aşağı merhalenin uygulanması durumunda maksada varılacağı ihtimali olursa, sonraki merhalelerin uygulanması caiz olmaz.
İlk Merhale:
Bu merhalede, günah işleyen kimseye karşı, günah işlediğinden dolayı olduğunu anlayacağı şekilde farklı davranılmalıdır. Örneğin ona sırt çevirmek veya onunla asık suratla görüşmek veya onunla olan irtibatı kesip ondan uzak durmak vb.
İkinci Merhale:
Bu merhalede görev, dille yapılır. Yani farzı terk edene onu yapmasını ve günah işleyene günahı terk etmesini söylemek[3]
Üçüncü Merhale:
Bu merhalede güç ve baskıya başvurulur. Yani kötü işin yapılmasını engellemek ve farzın yapılmasını sağlamak için günahkâr insana güç ve baskı uygulanır.[4]
* * *
Marufu Emretmek ve Münkerden Sakındırmanın Hükümleri:
1- İyiliği emredip kötülükten sakındırmak farizasının İslami çizginin dışına çıkmaması için gerekli şartların doğmuş olması gerekir.[5]
2- Eğer emir ve nehiy etmenin nasihat ve öğütle mümkün olacağı bilinirse sadece bu kadarı ile yetinilmeli ve sınırlar aşılmamalıdır.[6]
3- Eğer emir ve nehyin tekrar edilmesi halinde etkili olacağı bilinirse, tekrar edilmesi farz olur.[7]
4- ‘Günahta ısrar etmek’ten kasıt, fiilin devam ettirilmesi değildir. Kasıt, günaha bir kere dahi olsa mürtekip olmaktır. Öyleyse; namazı bir defa terk eder ve ikinci defa terk etmeye niyeti olursa, iyiliği emretmek farz olur.[8]
5- Kötülüğü önlemek ve farzları yerine getirmek, yaralamaya veya öldürmeye bağlı olursa, bu iş şer’i hâkimin iznine bağlıdır. Ancak münker, İslam dininin çok önem verdiği şeylerden biri olursa örneğin; eğer günahsız bir insanın öldürülmesini önlemek, sadece zalimin öldürülmesiyle mümkün olursa, zalimi öldürmek için şer’i hâkimden izin almak gerekmez.[9]
* * *
Marufu Emretmek ve Münkerden Sakındırmanın Adabı:
İyiliği emredip kötülükten sakındırma farizasına amel edecek kişinin aşağıdaki şeylere dikkat etmesi gerekir;
· Merhametli bir baba ve şefkatli bir doktor gibi davranmalıdır.
· Marufu emredip kötülükten sakındırmak, sadece kurbet (Allah'a yaklaşma) niyetiyle yapılmalı, üstünlük sağlama vb. şeylerden uzak olmalıdır.
· İnsan kendisini pak ve hatadan münezzeh görmemelidir. Çünkü her ne kadar günahkâr insanın yaptığı amel Allah’ın onaylamadığı bir iş olsa bile belki de o insanın ilahi muhabbeti hak eden güzel sıfatları vardır.[10]
* * *
Özet:
1-İslam dininde tüm farz ve müstehaplara “maruf”, haram ve mekruhlara ise “münker” denir.
2-İyiliği emredip kötülükten sakındırmak farz-ı kifaye’dir.
3-iyiliği emredip kötülükten sakındırmanın şartları şöyledir;
· Emir ve nehiyde bulunacak kimse, maruf ve münkeri bilmelidir.
· Yapılan emir ve nehyin etkili olacağına ihtimal verilmelidir.
· Günah işleyen kimsenin yapmış olduğu günahı tekrarlayacağı bilinmelidir.
· Emir ve nehiyde bulunma mefsedeye (zarara) yol açamamalıdır.
4-İyiliği emredip kötülükten sakındırmanın merhaleleri şöyledir;
· Günah işleyen kimseyle dostluk ve irtibatı kesmek
· Dil ile (sözlü uyarı) emir ve nehiyde bulunmak
· Günahkâra karşı güç ve baskı uygulamak
5-Emir ve nehiyde bulunmak için gerekli şartların oluşmuş olması ve merhalelere riayet edilmesi farzdır.
6-Eğer günahı önlenmek için emir ve nehyin tekrar edilmesi gerekirse, tekrar etmek farzdır.
7-Günahkârın yaralanması veya öldürülmesi şer’i hâkimin izni olmadan caiz değildir. Ancak münker, İslam dininin çok önem verdiği şeylerden biri olursa şer’i hâkimden izin almak gerekmez.
- - - - - - - - - - - -
[1]Tahrir’ul Vesile C.1 S.463, 2.mesele
[2]Tahrir’ul Vesile C.1 S.465 ve 472, 1.mesele
[3] Ayetullah Gulpaygani’nin ilmihal kitabında şöyle geçer; “İkinci merhalede güzel bir ahlak ve güzel bir dille iyiliği emredip kötülükten sakındırmak gerekir.”
[4]Tahrir’ul Vesile C.1 S.476
[5]Tahrir’ul Vesile C.1 S.476
[6]Tahrir’ul Vesile C.1 S.467, 3.mesele
[7]Tahrir’ul Vesile C.1 S.467, 5.mesele
[8]Tahrir’ul Vesile C.1 S.460, 4.mesele
[9]Tahrir’ul Vesile C.1 S.481, 11 ve 12.mesele (Bu mesele Ayetullah Gulpaygani’nin ilmihal kitabında yer almıyor.)
[10]Tahrir’ul Vesile C.1 S.481, 14.mesele