.
.
Bismillahirrahmanirrahîm
Fahrettin Güngör
Adı
Kur'ân'da Muhammed ismi dört defa geçmektedir. Muhammed (s.a.a), Resûl-i Ekrem’in en çok bilinen adı olup övgüye değer bütün güzellikleri ve iyilikleri kendinde toplayan kişi manasına gelir.
“Muhammed, ancak bir peygamberdir…” [1]
“Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değil, fakat Allah'ın Elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur…” [2]
“İnanıp iyi işler yapanların, Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene inananların günahlarını Allah bağışlamıştır.” [3]
“Muhammed Allah'ın elçisidir…” [4]
Hz. Peygamber’in (s.a.a) en çok kullanılan ikinci ismi Ahmed’dir. Ahmed (s.a.a), Allah’ı herkesten daha iyi ve daha çok öven; herkesten daha çok övülen anlamına gelir. Ahmed (s.a.a) ismi Kur’ân-ı Kerîm’de bir yerde geçmektedir.
“Meryem oğlu Îsâ da: ‘Ey İsrâîloğulları, ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrât'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim’ demişti…”[5]
* * *
Lakabı
Lakap, bir kimseye asıl adından ayrı olarak sonradan takılan ikinci ad, şeref pâyesi demektir. Arapça bir kelime olan lakab’ı (çoğulu elkâb) dilciler nebez ile açıklarlar. Nebez, bir kimseye gizli kalmasını istediği bir ayıbıyla hitap etmek, anlamına gelir. Ancak sonradan aslında sıfat, vasıf demek olan, genellikle kişinin severek aldığı, onu toplum içinde yücelten ad anlamındaki nâ‘t da lakap karşılığında kullanılmaya başlanmış, böylece lakap, övgü veya yergi ifade eden isim ve sıfat, manası kazanmıştır. [6]
Kur’ân’da inananların birbirlerini çirkin lakaplarla çağırmaları yasaklanmıştır. [7] Kur’ân’da Mesîh [8] Hz. Îsâ’nın, Zünnûn [9] Hz. Yûnus’un, İsrâîl [10] Hz. Yâ‘kûb’un lakabıdır. “Allah İbrâhîm’i dost edindi” meâlindeki âyetten [11] hareketle Hz. İbrâhîm’e halîlullah, “Allah Mûsâ’ya hitap ederek konuştu” âyetinden [12] hareketle Hz. Mûsâ’ya kelîmullah, “Biz ona ruhumuzdan üfledik” [13] âyetlerinden hareketle Hz. Îsâ’ya rûhullah denilmiştir. Yine Zü’l-kifl ve Zülkarneyn gibi bazı isimler de aslında birer lakaptır.
Hz. Resûl-i Ekrem’e ise (s.a.a) gençlik çağında dürüstlüğünden, güvenilirliğinden dolayı kavmi tarafından el-emîn (emin ve güvenilir) [14] lakabı takılmıştı; bi’setten sonra da kendisine Kur’ân’daki birçok âyetlerin delâletiyle en-nebiyyü’l-ümmî (herhangi bir ders okumamış peygamber) [15], hâtemü’n-nebiyyîn (son nebî) [16], hâtemü’l-enbiyâ (son peygamber) [17], seyyidü’l-mürselîn (Allah’ın tüm elçilerinin efendisi) [18] gibi lakaplar takılmıştır.
Ahirün fi-l bi’seh (gönderilen son peygamber) [19], El-emir (İlâhî emirleri emreden kimse) [20], Er’resûl (İlâhî elçi) [21], El- imâm (rehber ve halkın lideri) [22], Habibullah (Allah'ın sevgilisi ve dostu) [23], Halilullah (Allah’ı seven) [24], Rahmetü-n lil âlemiyn (âlemlere rahmet) [25], Sirâcün mubîn (ışık saçan kimse) [26], Sefiyyullah (Allah tarafından seçilmiş kimse) [27] ve Resûlullah (Allah Resûl’ü) [28] gibi bazı mübarek lakapları da mevcuttur.
* * *
Künyesi
Künye, Arap toplumlarında kişiler için kullanılan ve genelde eb (baba), ümm (anne), ibn (oğul), bint (kız) ile zû, zât (sahip) kelimeleri izâfetle türetilmiş tanıtıcı ibaredir. Künye, maksadı üstü kapalı ve dolaylı şekilde anlatma, kinâyeli söz söyleme, manasınadır. [29]
Ebû’l-Kâsım (Kasım'ın babası; Peygamber’in (s.a.a) ilk çocuğu olan Kasım'ın doğumundan sonra bu lakapla anıldı; Ayrıca Ebû’l-Kâsım künyesinin Peygamber’in (s.a.a) cenneti bölüştürecek kişi olmasından dolayı aldığı da söylenir) [30], Ebû İbrâhîm (İbrahim'in babası) [31], Ebû’l-Ümmeh (ümmetin babası) [32], Ebû’d-Dürreteyn (iki incinin babası; İmam Hasan (a.s) ile İmam Hüseyin (a.s) Hz. Peygamberin (s.a.a) iki incisi olarak bilinmektedir) [33], Ebû’r-Reyhaneteyn (iki reyhan; İmam Hasan (a.s) ile İmam Hüseyin (a.s)’dir; Reyhan, kokulu herhangi bir bitki anlamına gelir) [34], Ebû’s-Sibteyn (iki çocuk (sibt) babası; Hz. Peygamber'in (s.a.a) soyunun torunları olan İmam Hasan (a.s) ile İmam Hüseyin (a.s) üzerinden devam edecek olmasına işaret edilmektedir) [35], Ebû’l-Mesâkîn (fakir babası) [36], Ebû’l-Âramil (Tevrât'ta bu lakapla anılır. Dul kadınların babası demektir). [37] İmamü’l- kıbleteyn ise unvanıdır.
- - - - - - - - - -