Kur'an | Ehlibeyt

Erbain Kültürü

Erbain, kanın kılıca nasıl galip geldiğinin tefsiridir.

.
.

Ehlader Araştırma Bölümü

Musa Güneş

Erbain, her ne kadar Hz. Hüseyin'in (a.s) şahadetinden kırk günün geçtiği safer ayının yirminci gününün adı olup, o güne ait birtakım amellere dair bilgiler çeşitli hadis ve dua kaynaklarında yer almış, öyle ki İmam Hasan Askerî'den (a.s) nakledilen bir hadiste Erbain Ziyaret-namesini okumak mümin kimsenin nişanelerinden biri sayılmıştır. Ancak Hz. Hüseyin'in kıyamından önce özel bir günün adı olarak bilinen "Aşura" Hüseynî şahadetten sonra özel bir günün adı olmaktan, yine Irak'ta belli bir çölün ismi olarak anılan "Kerbela" da Hüseynî şahadet sonrası normal bir yerin adı olmaktan çıkmış, "Her gün Aşura, her yer Kerbela" sloganıyla tüm zamanları ve mekânları kapsayan farklı bir özelliğe sahip olmuştur.

Bu sebeple de gerçek manada "Erbain", Hz. Hüseyin'in adının, yâdının ve uğruna şehit olduğu hedeflerin ihyası ve kıyamete kadar bütün insanlara ulaştırılması yolunda başlatılan iblağ sürecinin adı olmuştur diyebiliriz. Ki bu süreci başlatan da İlahî takdir ve Hüseynî tedbir gereği İmam Hüseyin'in kıyama başlarken yanına aldığı Resul-i Ekrem'in (s.a.a) evlatlarından müteşekkil Kerbela'nın esirler kafilesi ve hiç kuşkusuz bu kafilenin başını çeken İmam Zeynelabidin (a.s) ve Hz. Zeynep'tir. (Allah'ın selamı Resul hanedanının tümünün üzerine olsun.)

Dolayısıyla Erbain, Zeynebî kafilenin tebliği sonucu Hüseynî kıyamın hedeflerinin temelinin atıldığı, Kerbela'da canlarını Allah ve din yolunda feda eden yüce şehitlerin adlarının ve yâdlarının ebedîleştirildiği, başta Emevî saltanat olmak üzere bütün zulüm saraylarının temellerinin sarsılmaya başladığı bir sürecin adıdır. İşte Kerbela'nın kahraman elçilerinin Aşura gününden başlamak üzere başlattığı Erbain süreci, Kerbela olayının, zamanın geçmesiyle unutulan ve tarihin karanlık müzelerine gömülen trajedilerle dolu basit bir olay türünden olmadığını ortaya koymaktadır.

Evet, gerçi Ümeyye Oğulları İmam Hüseyin'i ve vefakâr yâranını feci şekilde öldürüp ortadan kaldırdı ve bedenlerinin toprak altında gizlenmesine neden oldu; ancak Erbain süreciyle başlatılan Seccadî ve Zeynebî taktik sayesinde o eşsiz kahramanların adları, yolları, amaçları, hedefleri ve şahadet sebepleri asla unutturulamadı. Böylece Erbain gerçek manada İmam Hüseyin'in (a.s) başlattığı İslamî kıyamının devam etmesini ve arzulanan hedeflere ulaşmasını sağlayan aslî bir faktördür.

Eğer İmam Hüseyin (a.s) ve yâranı gözlerden uzak bir yerde öldürülür ama mesajları o günün insanlarının ve gelecek nesillerin kulaklarına ulaştırılmasaydı, tarihte vuku bulan birçok hâdise gibi Aşura da, İmam Hüseyin'in (a.s) adı ve yâdı da tarihe kavuşmuş ve kutsal hedefler uğruna başlatılan bu kıyam sonuçsuz kalmış olacaktı.

Bu sebeple de Hz. Hüseyin'in (a.s) şahadetinin yâdı Erbain sayesinde zinde kalmıştır. Çünkü anılmayan, yâd edilmeyen, hatıralara ve vicdanlara nakşedilmeyen, gönüllere aşılanmayan, akıllara kazınmayan, coşturmayan bir şahadetin ve şehit kanının fertlerin, toplumların ve milletlerin üzerinde hiçbir etkisi olmaz.

Eğer ilk Erbain gününde Kerbela'nın Cabir bin Abdullah ve Atiyye adında sadece iki ziyaretçisi vardıysa, ama o geleneği bugün ihya eden milyonlarca insan ve Hüseyin (a.s) âşıkları Erbain yürüyüşüne gidiyorlarsa, bunların tek amaçları Hz. Zeynep (s.a) ile İmam Seccad'ın (a.s) başlattığı bu Erbain hareketine katılma ilanında bulunmak ve Aşura günü Kerbela'da yankılanan Hüseynî nidaya "Lebbeyk" demektir.

Eğer Hz. Zeyneb'in (s.a) ve İmam Zeynelabidin'in (a.s) esaret döneminde, Kerbela'da Aşura günü öğle sonrasında, Aşura'dan sonra Kûfe ve Şam yolunda, ardından Erbain'de Kerbela'yı ziyaret edişlerinde, Medine'ye geldikten sonra ve yaşadıkları sürece sergiledikleri çabalar, konuşmalar olmasaydı, İmam Hüseyin'in (a.s) hedeflerini açıklamış olmasaydılar, Aşura vakıası asla günümüze kadar canlılığını, coşkusunu ve etkisini koruyamazdı.

Eğer esirler kervanının başlattığı mücadeleden sonra da İmam Cafer Sadık (a.s) ve diğer Ehlibeyt İmamları Hz. Hüseyin'in (a.s) adı, Kerbela ve Aşura unutulmasın ve sürekli yâd edilsin diye onca tavsiyelerde bulunmuş, hatta İmam Hüseyin (a.s) hakkında bir beyit şiir okumanın bile cennete girmeye sebep olacağını vurgulamışlarsa bunda çok büyük bir hikmet vardır demektir. Zira düşmanın tüm propaganda araçları ve uşakları Aşura olayını, hatta din işlerinden sorumlu saray mollaları bile bizzat Ehlibeyt'i topyekûn unutturmak, rollerini ve başlarına gelenleri tarihin karanlık kuyusuna gömmek maksadıyla tüm imkânlarını seferber etmiş ve böylece halkın gerçekleri öğrenmesini engellemek için her türlü yola başvuruyor, türlü propagandalar yapıyorlardı. Nitekim Abbasî hilafetin orta dönemlerinde bile korkuya kapılan Abbasî halifesi tarafından İmam Hüseyin'in (a.s) türbesinin tahrip edilmesi, sırf onun adını ve yâdını unutturmak için başlatılmış bir girişimdi. Ne var ki, İmamet hanedanının doğru tutum ve taktikleri düşmanın her türlü yalan propagandasını, plan ve düzenlerini geçersiz kılarak gerçeklerin gün gibi ortaya çıkmasına vesile olmuş, böylece İslam dininin her türlü tahrip ve eğrilikten uzak bir şekilde korunmasını sağlamıştır.

İşte bundan dolayı diyoruz ki, İslam dünyasının ıssız bir bölgesi olan Kerbela'da Aşura günü İslam ağacını yeşertmek, derin gaflet uykusuna dalmış Müslümanların vicdanlarını uyandırmak, insanlara fitne içinde basiret bahşetmek için dökülen kanın ve bu amaçla başlatılan kıyamın amaca ulaşmasında ve Aşura'nın hâlâ bunca coşkuya, inkılaba, harekete yol açmasında elbette ki Kerbela elçilerinin; İmam Seccad'ın (a.s) ve Zeyneb-i Kübra'nın (s.a) çalışmalarının etkisi oldukça büyüktür. O elçiler ki ilahî aşk, sabır ve teslimiyet, cesaret ve yılmazlık, basiret ve feraset, azim ve irade, görev bilincinde olmak ve Aşura mesajını bütün insanlarla ulaştırmak için hiçbir sorumluluktan geri durmamak gibi özelliklerle donanmışlardı.

Evet, Aşura günü İslam bayrağını dalgalandırılanlar olarak İmam Hüseyin (a.s) ve yâranının savaş meydanındaki cihatları birçok engel ve zorluklarla iç içeydi; fakat bir sonraki aşamada o bayrağı taşıma görevi üstlenen İmam Zeynelabidin (a.s) ile Hz. Zeyneb'in (s.a) önderliğindeki Aşura elçilerinin, tebliğ ve propaganda sahasındaki mücadele ve çabaları da türlü zorluklarla, engellerle karşı karşıyaydı. Tek farkla; bunlar askerî sahada değil, kültürel ve tebligat sahasında bir cihat başlatmışlardı. Ki bu da bir bakıma çok büyük zahmetler ve fedakârlıklar isteyen bir sorumluluktu.

İşte bu sebeple diyoruz:

Erbain, kanın kılıca nasıl galip geldiğinin tefsiridir.

Erbain, yeniden dirilişin harekete geçişinin adıdır.

Erbain, direnişin zafere ulaşmasının tezahürüdür.

Erbain, İslam'ın bekası için başlatılan Hüseynî kıyamın devamıdır.

Erbain, azimle aşkın, akılla kalbin el ele vererek kutsal Hüseynî kıyamı amacına ulaştıran, şahadetin saadet olduğunu gösteren ikinci bir kıyamdır.

Erbain, Hüseynî mıknatısın cazibesinin başladığı gündür; Cabir bin Abdullah'ı Medine'den çekip Kerbela'ya getirmekte, asırlar geçmesine rağmen Hüseyin sevdalıların kalbini bugün de o âşıklar diyarına çekmekte...

Erbain, genelde bütün insanlığa, özelde her kesimden Müslümana bilincin aşılandığı, Hüseynî kanın ve aşkın bütün kalplere akıtıldığı gündür.

Erbain, Hüseynî kıyam ve şahadet sayesinde sapıklık şaşkınlığından ve cehalet karanlığından kurtulmak isteyenlerin harekete geçtiği yeni bir devrimin başlangıcıdır.

Erbain, mazlumiyetin feryada dönüştüğü ve bütün kulaklara ulaştığı gündür.

Erbain, Kerbela'da yere düşen bayrağın yeniden havaya kaldırıldığı, şahadet mesajının perçeminin dalgalandırıldığı gündür.

Erbain, Hak şehidi Hüseyin (a.s) âşıklarının ahit tazeleme günüdür.

Erbain, Kerbela kıyamının daha yeni başladığının ilanıdır.

Kısacası, İmam Hüseyin'in (a.s) Kerbela kıyamı ancak Aşura gününden itibaren Erbain süreci olarak başlatılan faaliyetler sonucu etkisini yaratmış ve bütün zamanlara ışık tutmayı başarmıştır.

Böylece Kerbela'daki şahadetin anısını, şehitlerin hatırasını ve uğruna can verdikleri hedefleri dile getirerek, Hüseynî meclislere katılarak ve Erbain yürüyüşüne giderek Hüseynî yolu canlı tutmanın, yani Erbain diye bir kültürü toplum içinde yer etmenin gerekliliği, anlamı ve önemi bu sayede belirginlik kazanmış oluyor.

Selam olsun Kerbela şehitlerine!

Selam olsun Kerbela şehitlerinin şahitlerine!

Selam olsun Kerbela elçilerine!..