.
.
Sessizliğin Zulmü
Hz. Resulullah (s.a.a):
“Allah'tan başka yardımcısı olmayan kimseye zulmedene, Allah'ın gazabı pek şiddetli olur.”
Ahlakî olarak zalimi açıklamak gerekirse; haddi aşmak, başkasının hakkını ihlal edip zarar vermek anlamı taşır ve bu davranışı sergileyene de zalim denir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere insan bazen bir başkasına değil de kendine karşı bile haddini aşarsa zalim damgasını yemiş olur.[1]
İmam Ali (a.s):
“Bilin ki zulüm üç kısımdır: Bağışlanmayan zulüm, mutlaka hesabı sorulacak olan zulüm ve hesabı sorulmayacak olan bağışlanmış zulüm. Bağışlanmayan zulüm, Allah'a şirk koşmaktır… Bağışlanan zulüm, bazı küçük günahları irtikâp ederek kulun kendisine yaptığı zulümdür. Mutlaka hesabı sorulacak zulüm ise, kulların birbirine yaptığı zulümdür.”
Zulmetmek denilince akla ilk gelen insanın kendisi olur. Kul, kendisi herhangi bir zulümde bulunmamışsa zalim damgası yemediğini sanır ancak durum böyle değildir. Bir zulme sessiz kalmak da zulümdür.
İmam Cafer Sadık (a.s):
“Zalim, ona yardım eden ve onun zulmüne razı olan kimse, her üçü de zulümde ortaktırlar…”
Üzerinde yaşadığımız yeryüzünde hayvanları ve bitkilerin de hakları vardır. Onların hakkı gözetilmeyip üstüne bir de onlar için de had aşılırsa yine zalim damgası yemiş olur insan.
Hz. Resulullah (s.a.a):
“Kim mazlumun hakkını zalimden alırsa cennette bana dost ve arkadaş olur.”
* * *
Günlerin birinde bir tarlada fare, tavuk, koyun ve inek yaşıyormuş. Tarlanın sahibi bu fareyi yakalamak için tuzak kurmuş. Bunu gören fare hemen tarlada bulunan tavuğa koşup çiftçinin tarlaya büyük bir fare kapanı kurduğunu söylemiş. Tavuk da; “Bak kendi ağzınla diyorsun 'fare kapanı' kurmuş; bana ne sen düşün! Bu beni ilgilendirmez." Fare daha sonra koyunun yanına koşmuş ona tarlada büyük bir fare kapanı kurulduğunu söylemiş ve koyundan da aynı şeyleri duymuş. Fare yılmamış ve ineğin yanına gitmiş ve tarlada büyük bir fare kapanının kurulduğunu söylemiş. İnek de; "Bak işte kendi ağzınla diyorsun ki 'fare kapanı' ve bu seni ilgilendirir beni alakadar etmez." Bu sözlerin döndüğü sıralarda o fare kapanına yılanın kuyruğu sıkışmış ve kuyruğu kopmuş. Yılan can havliyle gitmiş çiftçinin karısını sokmuş. Komşular koşmuş gelmiş. İçlerinden biri “Yılanın soktuğu yere tavuk kanı sürün çabuk iyileşir" demiş ve çiftçi hemen tavuğu kesmiş ve kanını yaraya sürmüş. Aradan birkaç gün geçmiş ama kadın hala iyileşmemiş. Diğer bir komşu da "madem iyileşmedi kelle paça yedirin bu kadına güç toplasın" demiş. Hemen koyunu kesmişler kelle paçasını yedirmişler ama nafile. Kadın bir hafta sonra vefat etmiş. Ve cenaze evinde yemek vermek için ineği kesmişler, gelenlere ikram etmişler.
Hz. Resulullah (s.a.a):
“Mazlumun bedduasından sakının. Zira Allah Teâla, onun hakkını ister ve Allah hiçbir hak sahibini hakkından mahrum kılmaz.”
Asla bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demeyin. Gün olur devran döner o yılanın zararı size de dokunur.
- - - - - - - - -