.
.
İlk insan ve ilk peygamber Âdem’den bu yana ilahî mesajlarının asıl hedefi insanları zalimlikten uzak tutmak ve dünyayı daha yaşanabilir hâle getirmektir.
Semavi dinler ve peygamberler dünyanın fani olduğunu, yaşam dizaynını ayet ve mesajlara göre ayarlamayı öğütlemişlerdir.
İslam dini gibi diğer dinlerde başkasının mallarını haksız yere gasp etmemeyi, kan dökmemeyi, zulüm etmemeyi emretmiştir.
Haksız yere bir cana kıyanın insanlığı öldürmekle eşdeğer olduğunu aynı şekilde bir canı kurtaranın insanlığı kurtarmış gibi olduğunu bildirilmişlerdir..
İnsan beden ve ruhunu köleleştiren açgözlülük ve makam düşkünlüğü gibi şeytani yönleri dizginlemedikçe gün geçtikçe zalimlikleri artar. Dünyayı yaşanmaz kılan vampirce yaklaşımlar kontrol altına alınmadıkça tutsaklıkların kölesi olunur.
İnsanlık tarih boyunca, Firavun, Yezit ve Nemrut gibi sapık, zalim, zihniyetlere ideolojilere şahit olmuştur. Günümüzde ise vampir rejim siyonistler aç kurtlar gibi etrafa saldırarak kanlı eylemlerine her gün yenilerini ekliyorlar.
Yeni savaş sahaları açarak zahirî anlamda güçlü bir imaj vermek isteseler de, batınî anlamda kanla beslenen ideolojilerini kanlı eylemleriyle de yok ediyorlar. Ataları ve kendileri gibi zalim diktatörlerden hiç ders almadan saçma sapan “bir sürü cılız inanç ve sloganlarıyla” caniliklerine devam ediyorlar. Öfkesine, hırsına bürünen vampir rejim, sonlarını kendi elleriyle hazırladıklarını, hesaba katmadan doymayan nefislerinin kölesi oluyorlar.
Şehadeti Rahmet bilen özgürlük temsilcilerini şehit ederek özgürlük meşalesini söndüreceklerini ümit ediyorlar.
Hâlbuki özgürlük için şehadetin hedef olduğunu bilmiyorlar.
Bilmiyorlar ki her bir şehadet insanlığa özgürlük meşalesidir! Bilemezler, çünkü hiçbir zaman “caniler” Yaratıcının hatırlatmalarını dikkate almadılar. Bütün güçlerin üstünde olan Yaratıcının bir hesabı olduğunu hesaba katmadılar o yüzden lanetlendiklerini unuttular.
İlahi mesajların karşısında şeytani düşünceler, ideolojiler, sistemler insanların hakkına saldırmayı hak bilseler de ilahi düzenin buna izin vermeyeceğini hesaba katmadılar.
Binlerce kişiyle Hz. Hüseyin’i (a.s) şehit eden zalim Yezit, dünyaya hükmedeceğini düşündü. Yezit aslında Hz. Hüseyin ve yarenlerini şehit ederek mahşere kadar hiç sönmeyecek meşaleyi yaktı.
Yol gösteren, kucaklayan muhabbetiyle yaşamımın “her anına” anlam veren özgürlüğe yol açtı.
İnsanı insan yapan duyguları olan herkesin anlayacağı her insanı kapsayan ve her insana ulaşan özgürlük diyarında yakılan meşaleyi, özgürlüğü talep eden Hüseyniler mahşere kadar taşımaya devam edecekler.
Bir taraf da; fıtratımızda ki güzellikler ulvileştikçe özgürleştiğimiz, insanlara güven veren korkutmayan, “insan olma” öğretilerini her haliyle gözler önüne seren Hüseynî duruş.
Diğer tarafta hırsın esiri oldukça; aşağılanıp köleleşen ürkütücü, korkunç ve şeytanî tuzakların öğretilerini her haliyle gözler önüne Yezidî duruş..