Örnek Al, Örnek İnsan Ol

.
.

Resulullah (s.a.a): “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.”

Kur’an-ı Kerim’de Ahzab suresinde “Üsve-i Hasene” tabiri geçmektedir ve anlamı en güzel örnekler demektir. Peygamber Efendimiz (s.a.a) sosyal hayatıyla, ibadetiyle, ahlakıyla, sabrıyla, adaletiyle, merhameti ve zorluklar karşısında duruşuyla her insana örnek, mükemmel bir rehberdir.

Günümüz dünyasında gençlerimiz için rol modeller vardır ancak bilinçsizce yapılan seçimler ve yönlendirmeler insanların hem dünyasını hem de ahiretini harap etmektedir. Kendimize, ailemize, çocuk ve gençlerimize örnek verebilecek ve örnek alabileceğimiz hâlihazırda onca insan varken niçin bu insanları tanımıyor ve tanıtmıyoruz!

Çocuk ve gençlerimize güzelliği ve güzel insanları tanıttığımızda onlar zaten otomatik olarak çirkini ve çirkinliği bilecek ve tanıyacaklardır. İnsanlar yavaş yavaş kitap kurcalamaktan uzaklaşmakta, daha çok sosyal medya ve internet ağına düşmektedir. Özellikle çocuklar ve gençler yaşları ve hareketlilikleri itibariyle su gibidirler. Bir yerlere akacaklar ve su kanalize edilmediğinde göl, deniz yerine hiç olmadık yerlere doğru akacaktırlar. Çocuklarımıza ve gençlimize doğru örnekleri tanıtıp doğru bilgilendirme yaptığımız takdirde her biri damladan denize dönüşecektir.

Allah-u Teâla, yüce kitabında şöyle buyurmaktadır:

“Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlaka sahipsin elbette.”

(Kalem / 4)

Peygamber Efendimiz (s.a.a) ve Ehl-i Beyt İmamlarının (a.s) hayatlarının hangi bölümüne bakarsak bakalım her anlamda ve her konuda örnek alınması gereken detay ve konulara rastlanacaktır. Arkadaş edinme, rızık elde etme, siyasi ve toplumsal yaşam vb. kısacası tüm konularda insanoğluna örnek teşkil ederler.

“Andolsun ki Allah'ın Resulünde, sizin için uyulacak en güzel bir örnek var, o, size en güzel bir numune ve Allah'tan mükâfat umana ve ahiret gününde mükâfat umana ve Allah'ı çok çok anana da en güzel bir örnektir o.”

(Ahzap 21)

İnsanoğlu var oldu olalı zalim-mazlum, iyi-kötü, tembel-çalışkan vb. kavramlar da gündeme geldi ve gelmeye de devam edecektir. Mazlumu, iyiyi ve çalışkanlığı tanımalı hatta tanıtmayız ki diğer karşıt kavramların ne demek olduğu aşikâr olsun. Kendimiz, ailemiz, evlatlarımız yani böylelikle bizlerin oluşturduğu toplumumuz kötülüğü tanıyıp karşı çıkabilsin, kötü sıfatlardan uzak durabilsin.

Adam, ormanda dolaşırken çalıların arasında bir tilki görmüş. Ama bu tilkinin dört ayağı da sakatmış. Adam, bu tilkinin böyle nasıl yaşayabildiğini merak etmiş. Bir ağacın arkasına saklanıp tilkiyi izlemeye başlamış. Birden çalıların arasında ağzında bir av ile aslan çıkıp gelmiş. Aslan avladığı havyanı yemiş ve arta kalanı tilkinin yanında bırakıp gitmiş. Adam bu olağanüstü olay karşısında donakalmış. “Allah’ım, sen kullarını, yarattıklarını koruyup kolluyorsun. Ben de bundan sonra kendimi sana teslim ediyorum.” demiş. Böylece ormanın bir kenarında oturmuş beklemeye başlamış. Birgün geçmiş, iki gün geçmiş hiçbir şey olmamış. Adam açlıktan ölecek kadar acıkmış ve “Allah’ım beni görmüyor musun? Ben senin yarattığınım..” vb. sözler sarf etmiş. O an gayptan bir ses gelmiş; “Görüyorum görmesine de ama nasıl böyle davranıyorsun onu akletmeni bekliyorum. Niçin kendine tilkiyi örnek alıp, onu taklit ediyorsun da ormanları kralı aslanı örnek almıyorsun?”

Sık sık kendinize bakın. Hayatınızda kimi oynuyor ve örnek alıyorsunuz. Tilkiyi mi, aslanı mı? Ne zaman birilerinden bir şeyler bekliyorsanız bilin ki siz topal tilkisiniz. Bırakın bu rolü ve ormanlar kralı aslanı örnek edinin.