Kişilik Bozukluğu ve Narsistik Yapı

.
.


Benlik ve Gerçeklik Arasında: Kişilik Bozuklukları

.


Kişilik, kişinin kendisini ve çevresini nasıl algıladığını belirleyen, zaman içinde görece sabit kalan bir psikolojik yapıdır. Kişilik bozukluklarında bu yapı katı hale gelir, esnekliğini kaybeder ve kişinin günlük yaşamını zorlaştırır. Bu durumda kişi, kendisiyle dış dünya arasındaki sınırı sağlıklı kuramaz; bu da duygusal ve ilişkisel sorunlara yol açar.


Bu yapıya sahip kişilerde sık sık benmerkezci bir bakış ve kendini olduğundan üstün görme eğilimi görülür. Kişi kendi düşüncelerini doğru kabul ederken, başkalarının fikirlerini önemsemeyebilir ya da değersiz görebilir. Eleştiriye tahammül düşüktür ve çevre, kişinin istediği şekilde olması gereken bir alan gibi algılanabilir. Bu durum narsistik yapı ile yakından ilişkilidir. Narsistik yapıda kişi, içten içe kırılgan olsa da dışarıya güçlü, kusursuz ve üstün görünmeye çalışır.


Narsistik yapının temelinde çoğu zaman kişinin kendini yeterli hissetmemesi ve içsel bir değersizlik duygusu bulunur. Bu yüzden kişi, kendini iyi hissetmek için sürekli dışarıdan onay, beğeni ve üstünlük hissi arar. Bu ihtiyaç karşılanmadığında öfke, küçümseme ya da geri çekilme gibi tepkiler ortaya çıkabilir.


Zamanla bu durum sadece düşünceyle sınırlı kalmaz; ilişkilerde kontrol etme ve üstün olma isteği de artar. Kişi karşısındaki insanları eşit bir birey olarak görmek yerine, yönlendirilmesi gereken ya da kontrol altında tutulması gereken kişiler olarak görebilir. Bu da ilişkilerin sağlıksız bir hale gelmesine neden olur.


Daha dikkat çekici bir durum ise başkalarının iyi olmasına tahammülsüzlüktür. Kişi, çevresindeki insanların başarısını veya mutluluğunu tehdit gibi algılayabilir. “Ben de iyi olayım ama başkaları benden bağımsız iyi olmasın” gibi bir düşünce gelişebilir. Bu durum kıyaslama, küçümseme ve değersizleştirme davranışlarına yol açabilir.


Bazı kişilerde bu yapı dışarıdan farklı görünebilir. Kişi çok yardımsever, çok iyi niyetli ve herkese koşan biri gibi görünebilir. Ancak bu davranışlar bazen karşı tarafı bağımlı hale getirmek ve ilişkide kontrolü elinde tutmak için de kullanılabilir. Bu yüzden dışarıdan görünen “çok iyi insan” hali her zaman tamamen karşılıksız olmayabilir.


Tüm bu durumlar ilişkilerin eşitlikten uzaklaşmasına neden olur. Kişi için asıl amaç ilişki kurmak değil, ilişkide kendi yerini korumak ve karşısındaki insanlar üzerinde üstün bir konum elde etmektir.

* * *

Çözüm Odaklı Yaklaşım


Bu durumlarda amaç kişiyi etiketlemek değil, ilişkiyi daha sağlıklı hale getirmektir. Bunun için;
Sınır koymak önemlidir: Ne kabul edilip, ne edilmeyeceği net olmalıdır.
Duygusal olarak bağımlı olmamak gerekir: Sürekli onay aramamak önemlidir.
Kendini korumak gerekir: Suçluluk veya baskıyla yapılan davranışlara dikkat edilmelidir.
Açık iletişim kurulmalıdır: Kırmadan ama net şekilde konuşmak gerekir.
Gerekirse mesafe koymak gerekir: İlişki zarar veriyorsa uzaklaşmak sağlıklıdır.
Uzman desteği faydalıdır: Terapi, bu tür kişilik yapılarında değişim için en etkili yoldur.
Sonuç olarak önemli olan, ilişkilerde kontrol değil denge ve karşılıklı saygının olmasıdır.