Kirazdan Manaya...

.
.

İmam Cafer Sadık (as): Kim Allah için (bir ilim) öğrenir, Allah için (öğrendiği ilimle) amel eder ve Allah için (onu başkalarına) öğretirse göklerin melekutunda yücelikle anılır ve kendisi hakkında şöyle denir: "Allah için öğrendi, Allah için amel etti ve Allah için öğretti.

Dil öğrenirken ya da herhangi bir işi ustasından öğrenirken onun dediklerini tekrarlar ya da yaparız. Öğreten kişinin dediklerine ve gösterdiklerine dikkat ederiz ki doğrusunu yapmış olalım. İnsanoğlu da Allah’ın tüm dediklerini denildiği şekilde yerine getirirse işte o zaman o vaadedilen makamda kendini bulur. Ve aslında iyi bir öğrenci olmak için tüm şartlar müheyyadır ancak gören göz, işiten kulak ve derk eden kalbe günahlardan oluşan perde çekildiğinde artık göremez, işitemez ve derk edemez hale gelir öğrenci. Sunulan imkanları başka şekillerde harcamaya ve değerlendirmeye başladığında ise yaratılış gayesini unutur. Bu unutkanlık bazen yozlaşmaya bazen de kendini cübbe altında dindar sanıp Bel’amlaşmaya sebep olur.

Resulullah (saa):

Kim iyiliği emreden ve kötülükten sakındırırsa o, Allah’ın yeryüzündeki halifesi ve Resulullah’ın halifesidir.

Kiraz incecik bir sap ile ağaca bağlanmıştır ve bütün etkenler onun gelişimi için çalışmaktadır.

- Rüzgâr tazeliğine;

- Su gelişimine;

- Güneş de yetişip, büyümesine sebep olur.

Ancak kirazın sapı kırılıp ağaçtan ayrıldığı vakit;

- Su kokuşmasına;

- Rüzgâr solmasına;

- Güneş de çürümesi ve tazeliğinin kaybolmasına sebep olur.

Allah’a kulluk da böyledir. Yani kulluk sapının Allah’a bağlı olması da insanı bu şekilde koruyup, geliştirir. Ancak kulun Allah ile bağını koparması demek bütün etkenleri kulun aleyhinde olmasına neden olur.

Sonuç olarak da;

Para, güç, şöhret, güzellik, mal, mülk …. Bütün bu etkenler Allah ile irtibatlı olursa kulu geliştirir, yetiştirir ve faydalı kılar. Ama Allah ile irtibatı koparırsa bütün bu olumlu etken olabilecekler tersine hareket eder ve kulun fasit olmasına ve yolundan sapmasına neden olur.