.
.
Kendine Hâkim Olmanın Unutulan Hikmetleri
Modern insanın en büyük problemlerinden biri, dünyayı yönetmeye çalışırken kendi iç dünyasını ihmal etmesidir. Teknoloji ilerliyor, imkânlar çoğalıyor, insan her geçen gün daha fazla şeye sahip oluyor fakat buna rağmen huzur azalıyor, sabır tükeniyor ve insan kendi nefsinin yorgun mahkûmu hâline geliyor.
Tam da böyle bir çağda, İmam Muhammed Cevad’ın asırlar önce söylediği kısa ama derin anlamlar taşıyan bir öğüt, insanın ruhuna şifa olacak ve yön verebilecek niteliktedir:
“Sabrı kendine yastık edin, fakirliği bağrına bas, şehvetleri terk et, hevâ ve hevesine karşı gel ve bil ki sen Allah’ın nazarından asla gizli değilsin; öyleyse nasıl biri olduğuna dikkat et.”
Bu sözler yalnızca ahlâkî tavsiyeler değil, aynı zamanda insanın kendi üzerinde hâkimiyet kurabilmesi için hazırlanmış bir hayat rehberidir.
Bugün insanlar en küçük sıkıntıda tahammülünü kaybediyor. Beklemeye, eksik kalmaya, gecikmeye alışamıyoruz. Oysa sabır, sadece acıya katlanmak değildir aslında insanın karakterini koruyabilme becerisidir. Zor zamanlarda öfkeye teslim olmamak, kırıldığında yıkılmamak, imtihan karşısında yönünü kaybetmemektir. Sabır, insanın iç direğidir. Direği çöken bir hayat ise en küçük sarsıntıda dağılır.
Hadiste geçen “fakr” kavramı da yanlış anlaşılan kavramlardan biridir. Buradaki fakirlik, zillet, yoksulluk ve tembellik değil kanaattir. İnsan bugün üzülerek söylemek gerekirse sahip olduklarıyla değil, sahip olamadıklarıyla kendini tanımlıyor. Sürekli daha fazlasını isteyen bir çağda yaşıyoruz. Daha çok kazanmak daha çok görünmek daha çok tüketmek… Fakat insanın kalbi, tüketerek değil sadeleşerek huzur bulur. Kanaat, ruhun vakarını koruyan sessiz bir zenginliktir.
Belki de çağımızın en büyük krizi, arzuların insanı yönetmeye başlamasıdır. Reklamlar, sosyal medya ve modern kültür sürekli olarak “iste”, “tüket”, “hemen sahip ol” diye fısıldıyor kulaklarımıza. Böyle bir atmosferde nefse karşı koymak büyük bir direnişe dönüşüyor. Oysa insanı değerli kılan şey, her istediğini yapabilmesi değil gerektiğinde istemesine rağmen vazgeçebilmesidir. Gerçek özgürlük, arzuların peşinden sürüklenmek değil, onları yönetebilmektir.
Ve bütün bu öğütlerin merkezinde çok sarsıcı bir hakikat yer alıyor:
“Sen Allah’ın nazarından gizli değilsin.”
İnsanların görmediği yerde başka birine dönüşen çağdaş insan için bu cümle büyük bir vicdan çağrısıdır. Çünkü insan çoğu zaman toplumdan utanıyor ama Allah’ın huzurunda olduğunu unutuyor. Oysa gerçek ahlâk, kimsenin görmediği yerde de doğru kalabilmektir.
Bugün dünyanın belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeni teknolojilerden önce yeni bir iç terbiyesidir. İnsan kendi nefsini eğitemediği sürece, dış dünyadaki hiçbir ilerleme ona huzur getirmeyecektir.
İmam Muhammed Cevad’ın bu kısa öğüdü bize şunu hatırlatıyor:
İnsanın en büyük zaferi, başkaları üzerinde değil kendi nefsi üzerindeki hâkimiyetidir. İmam Muhammed Cevad’ın şehadet yıldönümünü tüm Ehlibeyt sevenlerine tesliyet arz ediyorum.