.
.
Bir zamanlar hoca olduğunu iddia eden fasığın birisi şöyle demişti:
“Cennete giden yol İran’dan geçse, ben cennete gitmem!"
Bu hocanın kim olduğunu söylememe gerek yoktur; herkes bu cümlenin sahibini çok iyi tanır.
Ama yine de onun ismini vermeden bazı özelliklerinden bahsedeyim.
Bu hoca, İran düşmanlığını kendisine ilke edinmiş ve bütün çalışmalarını bu düzlemde gerçekleştirmiştir.
İran’a olan kin ve nefreti o kadar ileri seviyedeydi ki ahiretteki ebedi hayatını dahi gözden çıkartarak “Cennete giden yol İran’dan geçse, ben cennete gitmem” demişti.
İran’a böylesine kin ve nefret duyan bu hoca, ömrünü Amerika ve İsrail’e hizmet için adamıştır. Bütün çalışmaları ve faaliyetleri, kurduğu örgüt Amerika’ya hizmet için olmuştur.
Amerikan Emperyalizmine hizmet etmek için ve İran’a olan bu kin ve nefretinden dolayı kendi ülkesini dahi peşkeş çekerek on yıl önce bir yaz gecesi ülkesine büyük bir hainlik yapmıştır.
Evet, yanlış duymadınız #İran’a olan kin ve nefretinden dolayı on yıl önce o kanlı ihaneti Türkiye’ye yapmıştır.
Eğer o gece başarılı olsalardı, bugünlerde ülkemizin ne hale düşeceğini düşünmeden Türk ordusunu Amerika’nın hizmetine sunacaklardı.
Bugün İsrail’in Türkiye’ye hakaretler savurması da bu yüzdendir.
Eğer o 15 Temmuz gecesi başarılı olsalardı bugün Amerika ve İsrail, İran karşısında böyle aciz kalmazlardı.
O hain hocanın kurduğu örgütün öncülüğünde Türk ordusunu Amerika’nın kara ordusu yaparak İran’a girerler ve içlerindeki o kin ve nefreti kusarlardı.
O gece Türk halkı böylesi hain darbeye dur dedikleri için Siyonist İsrail, bugün Cumhurbaşkanımız da dâhil olmak üzere Türk halkına hakaretler savuruyor.
Neyin hakareti bu? Yani diyor ki siz, bizim kölemiz olacaktınız, bizim Siyonist hedeflerimiz için canınızı verecektiniz, ama 15 Temmuz gecesi bizim oyunumuzu bozdunuz.
Biz o fasık hocayı, bugünler için İran’a kin ve nefret dolu olarak yetiştirmiştik. Onu bu kin ve nefret konusunda öylesine yetiştirmiştik ki hatta ahiretini dahi düşünmeden “Cennete giden yol #İran’dan geçse, ben cennete gitmem” diyecek hale gelmişti.
İran da bu durumun farkında olduğu için o gece bütün gücüyle Türkiye hükümetine destek çıkmış ve kanlı darbenin başarısız olması için elinden geleni yapmıştır. Elbette bu konu çok dillendirilmedi ve gizli tutuldu.
Siyonist İsrail ve Emperyalist ABD eninde sonunda İran’la böylesine geniş çaplı bir savaşa gireceklerini bildikleri için komşu ülke halklarının İran’a karşı düşman olmaları için ellerinden geleni yaptılar.
Bunun için de en önemli fitne aracı olarak mezhepçiliği kullandılar.
Dediler ki bakın İran, Alevidir, Caferi’dir, Şii’dir. Onlar sizin değerlerinize küfredeler, hakaret ederler.
Müslümanların bu yumuşak karınlarından girdiler ve bazı satılık kimseler sayesinde kin ve nefreti pompaladılar.
Öyle bir tablo çizdiler ki hatta İran’ın karşısında İsrail ve Amerika’yı yeğlerim diyenler ortaya çıktı. “Ehveni Şer” dediler; İran, İsrail’den daha şerdir dediler.
İsrail bu ya!!!
Mescid-i Aksayı muhasara eden; Filistin’de Gazze’de yıllardır Müslümanları katleden, minik yavruları öldüren İsrail bu! Vaadedilmiş toprakları elde etmeyi kendine farz bilen ve bu uğurda kimsenin gözünün yaşına bakmayan İsrail bu!!!
Vaadedilmiş toprakların içinde yer alan Türkiye’nin güney bölgesini almak için ülkemizi bölmeye çalışan İsrail bu!!!
İsrail bu!!! Sen bu İsrail’i Müslüman bir ülkeden nasıl olur da daha iyi bilirsin?!
Evet, “Cennete giden yol İran’dan geçse, ben cennete gitmem” diyerek ahiretini satan birinin, ülkesini satması çok normaldir.
Evet, değerli okurlar! Türkiye’de yayılmak istenen İran düşmanlığı, Siyonist İsrail’in kendi emellerine ulaşmak için ortaya attığı bir fitnedir.
Siyonist İsrail’in ve Emperyalist Amerika’nın bu oyununa gelmeyelim.