26 Eylül 2021 Pazar Saat:
02:44
12-07-2021
  

Yanlış Adresler ve Sorunlar!

Ehl-i Beyt Âlimi Mehdi Aksu - Temmuz / 2021 - İstanbul

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

 

 

İmam Rıza (aleyhisselam) şöyle buyuruyor: “Allah bizim emrimizi (yolumuzu) ihya edenlere rahmet etsin. Sizin yolunuz nasıl ihya olunur diye sorulduğunda, şöyle buyurdular: Bizim ilimlerimizi öğrenip insanlara öğretenler yolumuzu ihya etmiş olurlar.”

 

Camide, dernekte, evlerde, üç beş kişilik oturumlarda, TV'lerde, sosyal medyada Ehlibeyt mektebini anlatarak, yazarak tebliğ eden ulema (ulema kavramı) her ne sebeple olursa olsun topyekûn taz'if ve tahkir ediliyorsa ve yeryüzünün en şerli insanları onlarmış gibi konu ediliyorsa ve yine mektebimizin kalesi olan merceiyet kapısı taz'if ediliyorsa, bunun yıkımı ve zararı bir cami hadisesinden çok daha vahim ve derindir.

 

Bundan 20-30 yıl öncesine kadar Ehlibeyt sempozyumları, konferansları, programları, merasimleri, camileri, dernekleri, kurum kuruluşları denince, belli bir noktaya kadar Alevi canlarımızın yanı sıra genelde akla sadece Azeri Şiaları, Kars ve Iğdır gelirdi. Ama bugün gelinen noktaya baktığımızda Diyarbakır, Erzurum, Malatya vs. Türkiye'nin bir çok il ve ilçesinde Azeri Şiaların dışında Ehlibeyt’e gönül veren ve öğretilerini benimseyen kardeşlerimiz tarafından da bu tür programlar, camiler, dernekler yapılmaktadır artık. BUNA FEDAKAR EHLİBEYT DOSTLARININ KATKILARI İLE YERDEN YERE VURULAN, TAZ'İF VE TAHKİR OLUNAN BU ULEMA ÖN AYAK OLMUŞTUR.

 

Gelinen bu nokta Ehlibeyte, mektebine, inancına ve ideal değerlerine samimi ve ilkeli olan her insanı sevindirmelidir. Ehlibeyt meşalesinin bu şekilde her geçen gün ülkemizde yayılması ve yankılanması bilinçli, şuurlu Ehlibeyt dostlarını, kanaat önderlerini, aydın-şuurlu-imanlı gençliğini ve özellikle de bu mektebin yetiştirdiği güzide ve değerli âlimlerini, aziz seyyidlerini, dedelerini sevindirmemesi mümkün değildir.

 

Hepinizin bildiği gibi camilerimizi, mescitlerimizi, ibadethanelerimizi, kurum ve kuruluşlarımızı kendi imkânlarımızla, bin bir türlü zorluklara katlanarak, adeta tırnaklarımızla dikiyoruz, ancak içini dolduramıyoruz. İnanç değerlerimizi, iman ve ahlak kavramlarını çocuklarımıza öğretecek okullarımız yok, sorunlarımız çok, imkânlarımız ise çok çok az.

 

Mektebi ve içsel sorunlarımız ve nedenleri Facebook da konuşulursa ve konuşulurken de kahır çoğunlukta ulema ve merceiyet kalemiz yerden yere vurularak taz'if ve tahkir ediliyorsa bu durum münafıkları, mektebimize daima şaşı bakanları ve hepsinden önemlisi bizi kâfir bilen tarikat cuhelasını memnun etmiş ve onlara malzemeler verilmiş olmazmı?

 

Mektebi sorunlarımızın çözüm ve hal adresini Marc'ın Facebook'u olarak görüp her şeyi Facebook'a yazıp dökenlere ve topyekûn ulemayı taz'if etme yarışı içinde olanlara veya buna zemine oluşturanlara verilebilecek birçok cevap vardır, ancak böylelerine şimdilik şunu sormak gerekir:

 

- Acaba Ehlibeyt ulemasının tamamının samimiyetini sizler neye göre ve hangi kıstaslara göre yokladınız?

 

- Yokladıysanız şayet, bu yoklama hakkını nereden aldınız, bu hakkı kim size tevdi etti? -Acaba sizler Ehlbeyt'in evrenselliğine inanmıyor musunuz?

 

- Acaba mektep kaygısı ve düşüncesi ile tahkir ve taz'if ettiğiniz Ehlibeyt ulemasının iman getirdiği ve zor koşullarda tebliğ ettikleri EHLİBEYT MEKTEBİ için maddi, manevi sizler ne yaptınız?

 

- Acaba Ehlibeyt adına sizleri samimiyet testine tabi tutanlar oldu mu?

 

- Olursa şayet nasıl bir tepki verirdiniz...

 

Aziz canlar bu soruları çoğaltmak mümkündür. Ancak bunlara hiç de gerek yoktur. Samimiyet yoklaması yapmak kulun işi değildir. Bu Allah’ın işidir. Kul yapılan işlerde işin özüne ve neticesine bakmalı ve ona göre karar vermelidir. İnanç değerlerine çıkarsız ve âlimlere objektif bakanlar ilk adımda başkalarında kusur, ayıp arayışı içerisinde olmazlar.

 

Bazıları Hüseyni mektebe zerre hizmet etmezler. Ama gecesini, gündüzünü çok ağır bedeller ödeyerek bu günlere gelen "Hüseyni mektebe" adayanlar ve bu minvalde birçok zorluklara, eziyetlere, sözlü sataşmalara, iftiralara maruz kalanlar hakkında habire atıp tutarlar. Böylelerinin saldırgan, itirazcı tavırları lafazanlığın bir göstergesidir...

 

Dünyada Ehlibeyt Mektebinin binlerce camisi vardır. Bir cami Mektepten daha önemli olamaz. Fedakâr ve mümin Velayet dostları bu güne kadar olduğu gibi yine Almanya Gerchenkşen'de kısa zamanda bir cami yapabilirler. Haklı kim haksız kim konusunu sosyal medyada tartışmak bu saatten sonra camiyi geri getirmez. Ama sosyal medyada bu meselenin her gün lehte veya aleyhte konu edilmesi he vallahi he billahi sadece mektebe zarar veriyor. Ve bu zarar tahmin edilmeyecek kadar uzun yıllar sürebilir. Hatta genç nesillerimizden mektepten soğuyanlar olabilir. Bunların hesabını kimse ruz-i mahşerde Allah'a veremez. Allah aşkına, Hz. Fatıma aleyhasselamın can verdiği, İmam Hüseyin aleyhisselamın baş ve evlat verdiği davanın hakkı hürmetine MEKTEBİMİZE TAHAMMÜL EDEMEYEN MEZHEPÇİ BAĞNAZLARA daha fazla malzeme vermemek için bu meseleyi artık sosyal medyada konu etmeyelim. (Ta başından beri ve bu saatten sonra meselenin çözüm şeklide yolu da belliydi ve bunu birkaç dostum ile paylaştım)

 

Diyorum ki; Bu tutum ile binanın temeli aşındırılıyor ve temel zarar görüyor. O halen diyor ama hocam binanın penceresinin camını kırdılar, susalım mı!

 

Ne diyeceksin; Bakış farkı işte.

 

Dört koldan demir pençeli ahtapotlar, sırtlanlar, yılanlar, çıyanlar, çakallar inanç ve mektebi değerlerimize karşıt olduklarından dolayı etrafımızı kuşatmış, yutmaya hazırlanıyorlar bütün varlığımızı. Bizleri kızgın yağlara atmak, çivili tahtalara yatırmak, bize ateşten bir gömlek giydirmek isteyen ve nefes almamıza bile tahammül etmeyen zavallılar var.

 

Bunlar varken aynı mektebin mensuplarının birde kalkıp bir birlerine karşı tutum içerisinde olmaları bu mektebin varlığına tahammül etmeyenleri sevindirmez mi!

 

Nedir, bu dörtnala koşan nefis atına binerek, hızlıca koşturmalar, bu koşturma nereyedir, hayra mıdır acaba? Kendimize geldiğimizde çok geç kalınmış olabilir. O zaman benlikler yitirilmiş kişilikler kaybolmuş, kimlikler değişmiş olabilir. Maazallah çocuklarımız, gençlerimiz haç da takabilir, küpe de, mektep dışı akımları benimseyerek babasının, dedelerinin inançlarını yargılayan birisi de olabilir. Zira çocuklarımıza, gençlerimize tercih etmeleri için gösterilecek yollar bunlardan birisi olacaktır.

 

İlahi davanın erleri adaletten, kardeşlikten, dayanışmadan, yardımlaşmadan, hayırlarda yarıştan yana olurlar ve bu kavramları ilke edinenleri can kabul ederler. Ancak efendi köle, amir memur gibi kavram ve çağ dışı, ilkel karanlıkların içinde asla yer almak istemezler.

 

Aslında bütün bu acıların, sancıların, dertlerin, kısır döngülerin, aynı şeylerin daima konuşulması ve tekrarlanmasının neticesinde zayıflamamızın ve her geçen gün acziyetimizi çoğaltmamızın ve dolayısıyla acımız ve üzüntümüzü artırmamızın nedeni hazinesi sonsuz olan Allah'tan uzaklaşmak ve hazineyi başka yerlerde aramaktır.

 

Yadırgadığımız, üzüldüğümüz hatta bazen ağladığımız nedenler; aynı inanç değerlerine sahip olduklarımızın imtihan dünyasında kaybetmek için özel ve bitmez bir çaba içerisine girmelerini görmemizdendir.

 

Aksi yönde bu yazıma yorum yazacak ve hatta belki de şahsıma ya burda veya sağda solda hakaret edecek olan ve konunun sosyal medyada çözüleceğini düşünen aziz ve muhterem kardeşlerim buyursunlar her gün konu hakkında beş paylaşım yapsınlar bakalım sorun daha da derinleşecek mi yoksa son mu bulacak ve böylelikle her geçen gün daha da günah işlenecek ve mektep daha da zarar görecek.

 

"İlkesiz insan göller ülkesinde fırtınalar estirir…"

 

"Şakilesi bozuk insanlar bir kaşık suda sel çıkarıp evler yıkar."

 

Aslında bizler hazine üzerinde oturan fukaralara benzemekteyiz. Berrak ve serin suları olan ırmakların yanı başındayız ama susuzluktan ciğerlerimiz kavruluyor. Bunun sebebi kendimizden başkası değildir şüphesiz. Onun için diyorum ki; Allah hepimizi ıslah etsin!

 

Not: Bu satırları kimseyi mülahaza ederek yazmadığımı sadece ve sadece tebliğini yaptığım ve vahabiler, mezhep yobazları tarafından hakaret ve tehditlere maruz kaldığım Mektebimi, Velayet camiasını mülahaza ederek yazdığımı belirtmek isterim.

 

Selam ve dua ile..

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler